ر ب ب
871ayette
980kez geçiyor
94/114surede
6farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %83 · Medenî %17
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 1
1. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
65 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| رَبِّ | İsim | فَعْلِكَ | Senin Rabbin | 971 |
| اَرْبَاباً | İsim | أَفْعَالًا | Yetiştiriciler | 4 |
| وَالرَّبَّانِيُّونَ | İsim | وَالْفَعْلَانِيُّونَ | Ve eğitimciler | 2 |
| رَبَّانِيّ۪نَ | İsim | فَعْلَانِيِّينَ | Eğitimciler | 1 |
| رِبِّيُّونَ | İsim | فِعْلِيُّونَ | Rabbiyyyun | 1 |
| وَرَبَٓائِبُكُمُ | İsim | وَفَعَائِلُكُمُ | Ve sizin üvey kızlarınız | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Senin Rabbin 229
Onların Rabbi 111
Bizim Rabbbimiz 106
Sizin Rabbiniz 102
Rabbim 94
Onun Rabbi 80
Rab 64
Benim Rabbim 63
İkinizin Rabbi 33
Onların Rabbine 13
Ve sizin Rabbiniz 10
Rabbe 8
Ve Rabb 8
Sizin Rabbinize 4
Diğer 35 anlam
Ve senin Rabbin 4
Rabbime 4
Yetiştiriciler 3
İkisinin Rabbi 3
And olsun ki Rabbime 3
Onun Rabbine 3
Eğitimciler 2
And olsun ki bizim Rabbimiz 2
Senin Rabbine and olsun ki 2
Rabbimize 2
Ey Rabbim 2
Onun Rabbini 2
Rabbi 1
Rablerin- 1
Rabbinize 1
Senin Rabbine 1
Rabbiyyyun 1
Ve sizin üvey kızlarınız 1
And olsun ki senin Rabbin 1
Ve eğitimciler 1
Rabler mi? 1
Hemen sizin Rabbiniz 1
Ve bizim Rabbimiz 1
Rabbin hakkında 1
Senin Rabbin için mi? 1
Sizin Rabbinizi 1
Rabbime and olsun ki 1
Hemen söyler 1
Rabbime andolsun ki 1
Ve Rabbin için 1
Senin Rabbinin yardımıyla 1
Rabbin için 1
Senin Rabbin için 1
Senin Rabbini 1
Rabbine 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
871 ayet
وَلَا
يَنْفَعُكُمْ
نُصْح۪ٓي
اِنْ
اَرَدْتُ
اَنْ
اَنْصَحَ
لَكُمْ
اِنْ
كَانَ
اللّٰهُ
يُر۪يدُ
اَنْ
يُغْوِيَكُمْۜ
هُوَ
رَبُّكُمْ
وَاِلَيْهِ
تُرْجَعُونَۜ
«Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O’nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O’na döndürüleceksiniz» dedi.[33-34]
وَقَالَ
ارْكَبُوا
ف۪يهَا
بِسْمِ
اللّٰهِ
مَجْرٰۭۙيهَا
وَمُرْسٰيهَاۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
لَغَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Allah «Oraya binin; yürümesi ve durması Allah’ın ismiyledir, Rabbin bağışlar ve merhamet eder» dedi.[41]
وَنَادٰى
نُوحٌ
رَبَّهُ
فَقَالَ
رَبِّ
اِنَّ
ابْن۪ي
مِنْ
اَهْل۪ي
وَاِنَّ
وَعْدَكَ
الْحَقُّ
وَاَنْتَ
اَحْكَمُ
الْحَاكِم۪ينَ
Nuh Rabbine seslendi: «Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin» dedi.[45]
قَالَ
رَبِّ
اِنّ۪ٓي
اَعُوذُ
بِكَ
اَنْ
اَسْـَٔلَكَ
مَا
لَيْسَ
ل۪ي
بِه۪
عِلْمٌۜ
وَاِلَّا
تَغْفِرْ
ل۪ي
وَتَرْحَمْن۪ٓي
اَكُنْ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ
«Rabbim! Bilmediğim şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum» dedi.[47]
وَيَا قَوْمِ
اسْتَغْفِرُوا
رَبَّكُمْ
ثُمَّ
تُوبُٓوا
اِلَيْهِ
يُرْسِلِ
السَّمَٓاءَ
عَلَيْكُمْ
مِدْرَاراً
وَيَزِدْكُمْ
قُوَّةً
اِلٰى
قُوَّتِكُمْ
وَلَا
تَتَوَلَّوْا
مُجْرِم۪ينَ
«Ey milletim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki size gökten bol bol yağmur göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın; suçlular olarak yüz çevirmeyin.»[52]
اِنّ۪ي
تَوَكَّلْتُ
عَلَى
اللّٰهِ
رَبّ۪ي
وَرَبِّكُمْۜ
مَا
مِنْ
دَٓابَّةٍ
اِلَّا
هُوَ
اٰخِذٌ
بِنَاصِيَتِهَاۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
عَلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
فَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَقَدْ
اَبْلَغْتُكُمْ
مَٓا
اُرْسِلْتُ
بِه۪ٓ
اِلَيْكُمْۜ
وَيَسْتَخْلِفُ
رَبّ۪ي
قَوْماً
غَيْرَكُمْۚ
وَلَا
تَضُرُّونَهُ
شَيْـٔاًۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
حَف۪يظٌ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
وَتِلْكَ
عَادٌ
جَحَدُوا
بِاٰيَاتِ
رَبِّهِمْ
وَعَصَوْا
رُسُلَهُ
وَاتَّبَعُٓوا
اَمْرَ
كُلِّ
جَبَّارٍ
عَن۪يدٍ
İşte bu, Rablerinin ayetlerini bile bile inkar eden, peygamberlerine kafa tutan ve her inatçı zorbanın emrine uyan Ad milletidir.[59]
وَاُتْبِعُوا
ف۪ي
هٰذِهِ
الدُّنْيَا
لَعْنَةً
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
عَاداً
كَفَرُوا
رَبَّهُمْۜ
اَلَا
بُعْداً
لِعَادٍ
قَوْمِ
هُودٍ۟
Bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. Bilin ki Ad milleti Rablerini inkar etti ve yine bilin ki Hud’un milleti Ad Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.[60]
وَاِلٰى
ثَمُودَ
اَخَاهُمْ
صَالِحاًۢ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
هُوَ
اَنْشَاَكُمْ
مِنَ
الْاَرْضِ
وَاسْتَعْمَرَكُمْ
ف۪يهَا
فَاسْتَغْفِرُوهُ
ثُمَّ
تُوبُٓوا
اِلَيْهِۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
قَر۪يبٌ
مُج۪يبٌ
Semud milletine kardeşleri Salih’i gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin; O’ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret dileyin, sonra da O’na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir» dedi.[61]
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
كُنْتُ
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبّ۪ي
وَاٰتٰين۪ي
مِنْهُ
رَحْمَةً
فَمَنْ
يَنْصُرُن۪ي
مِنَ
اللّٰهِ
اِنْ
عَصَيْتُهُ
فَمَا
تَز۪يدُونَن۪ي
غَيْرَ
تَخْس۪يرٍ
«Ey milletim! Eğer Rabbimden bir belgem olur ve bana rahmet eder de ben O’na baş kaldırırsam, söyleyin, Allah’a karşı beni kim savunur? Bana zararımı artırmaktan başka birşey yapamazsınız» dedi.[63]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
اَمْرُنَا
نَجَّيْنَا
صَالِحاً
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُ
بِرَحْمَةٍ
مِنَّا
وَمِنْ
خِزْيِ
يَوْمِئِذٍۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
الْقَوِيُّ
الْعَز۪يزُ
Buyruğumuz gelince, Salih’i ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak o günün rezilliğinden kurtardık. Doğrusu Rabbin pek kuvvetli ve güçlüdür.[66]
كَاَنْ
لَمْ
يَغْنَوْا
ف۪يهَاۜ
اَلَٓا
اِنَّ
ثَمُودَا۬
كَفَرُوا
رَبَّهُمْۜ
اَلَا
بُعْداً
لِثَمُودَ۟
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki, Semud milleti Rabbini inkar etmişti. Bilin ki, Semud milleti Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.[68]
يَٓا اِبْرٰه۪يمُ
اَعْرِضْ
عَنْ
هٰذَاۚ
اِنَّهُ
قَدْ
جَٓاءَ
اَمْرُ
رَبِّكَۚ
وَاِنَّهُمْ
اٰت۪يهِمْ
عَذَابٌ
غَيْرُ
مَرْدُودٍ
Elçilerimiz, «Ey İbrahim! Bundan vazgeç, doğrusu Rabbinin emri gelmiştir. Onlara, şüphesiz, geri çevrilemeyecek bir azab gelmektedir» dediler.[76]
قَالُوا
يَا لُوطُ
اِنَّا
رُسُلُ
رَبِّكَ
لَنْ
يَصِلُٓوا
اِلَيْكَ
فَاَسْرِ
بِاَهْلِكَ
بِقِطْعٍ
مِنَ
الَّيْلِ
وَلَا
يَلْتَفِتْ
مِنْكُمْ
اَحَدٌ
اِلَّا
امْرَاَتَكَۜ
اِنَّهُ
مُص۪يبُهَا
مَٓا
اَصَابَهُمْۜ
اِنَّ
مَوْعِدَهُمُ
الصُّبْحُۜ
اَلَيْسَ
الصُّبْحُ
بِقَر۪يبٍ
«Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemiyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık; karının dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir. Vadeleri gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?» dediler.[81]
مُسَوَّمَةً
عِنْدَ
رَبِّكَۜ
وَمَا
هِيَ
مِنَ
الظَّالِم۪ينَ
بِبَع۪يدٍ۟
Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.[82-83]
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
كُنْتُ
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبّ۪ي
وَرَزَقَن۪ي
مِنْهُ
رِزْقاً
حَسَناًۜ
وَمَٓا
اُر۪يدُ
اَنْ
اُخَالِفَكُمْ
اِلٰى
مَٓا
اَنْهٰيكُمْ
عَنْهُۜ
اِنْ
اُر۪يدُ
اِلَّا
الْاِصْلَاحَ
مَا
اسْتَطَعْتُۜ
وَمَا
تَوْف۪يق۪ٓي
اِلَّا
بِاللّٰهِۜ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ
وَاِلَيْهِ
اُن۪يبُ
«Ey Milletim! Rabbimden benim bir belgem olduğu ve bana güzel bir rızık da verdiği halde, O’na karşı gelebilir miyim? Söylesenize! Size yasak ettiğim şeylerde, aykırı hareket etmek istemem; gücümün yettiği kadar ıslah etmekten başka bir dileğim yoktur. Başarım ancak Allah’tandır, O’na güvendim; O’na yöneliyorum» dedi.[88]
وَاسْتَغْفِرُوا
رَبَّكُمْ
ثُمَّ
تُوبُٓوا
اِلَيْهِۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
رَح۪يمٌ
وَدُودٌ
«Rabbinizden mağfiret dileyin; O’na tevbe edin; doğrusu Rabbim merhamet eder ve çok sever.»[90]
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَرَهْط۪ٓي
اَعَزُّ
عَلَيْكُمْ
مِنَ
اللّٰهِۜ
وَاتَّخَذْتُمُوهُ
وَرَٓاءَكُمْ
ظِهْرِياًّۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
بِمَا
تَعْمَلُونَ
مُح۪يطٌ
«Ey Milletim! Benim taraftarlarım size göre Allah’tan daha mı değerlidir ki Allah’a sırt çevirdiniz? Doğrusu Rabbim yaptıklarınızı bilgisiyle kuşatmıştır» dedi.[92]
وَمَا
ظَلَمْنَاهُمْ
وَلٰكِنْ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
فَـمَٓا
اَغْنَتْ
عَنْهُمْ
اٰلِهَتُهُمُ
الَّت۪ي
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍ
لَمَّا
جَٓاءَ
اَمْرُ
رَبِّكَۜ
وَمَا
زَادُوهُمْ
غَيْرَ
تَتْب۪يبٍ
Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin buyruğu gelince, Allah’ı bırakıp taptıkları tanrılar kendilerine bir fayda vermedi, kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.[101]
Yükleniyor...