ر س ل
429ayette
513kez geçiyor
69/114surede
21farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %55 · Medenî %45
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 15
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Tevbe
35 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| رَسُولٌ | İsim | وَفَعُولَهُ | Elçi | 210 |
| اَرْسَلْنَا | İfal Babı | أَفْعَلْنَا | Gönderdik | 107 |
| رُسُلُهُمْ | İsim | وَفُعُلِهِ | Elçiler | 86 |
| رَسُولاً | İsim | فَعُولًا | Elçi | 25 |
| الْمُرْسَل۪ينَ | İsim | الْمُفْعَلِينَ | Gönderilenler | 25 |
| يُرْسِلَ | İfal Babı | يُفْعِلَ | Gönderir | 15 |
| رُسُلاً | İsim | فُعُلًا | Elçiler | 10 |
| الْمُرْسَلُونَ | İsim | الْمُفْعَلُونَ | Gönderilenler | 9 |
| رِسَالَاتِ | İsim | فِعَالَاتِ | Mesajlar | 7 |
| نُرْسِلُ | İfal Babı | نُفْعِلُ | Göndeririz | 6 |
| رِسَالَتَهُۜ | İsim | فِعَالَتَهُ | Onun mesajı | 2 |
| مُرْسَلٌ | İsim | مُفْعَلٌ | Gönderilen | 2 |
| اَرْسَلْنَاكَ | İfal Babı | أَفْعَلْنَاكَ | Seni gönderdik | 1 |
| رِسَالَةَ | İsim | فِعَالَةَ | Mesaj | 1 |
| اَرْسَلَتْ | İfal Babı | أَفْعَلَتْ | Gönderdi | 1 |
| مُرْسَلاًۜ | İsim | مُفْعَلًا | Gönderilen | 1 |
| مُرْسِلَةٌ | İsim | مُفْعِلَةٌ | Gönderen | 1 |
| الْمُرْسَل۪ينَۚ | Sıfat | الْمُفْعَلِينَ | Gönderilenler | 1 |
| وَرَسُولَهُ | İsim | وَفَعُولَهُ | Ve onun elçisi | 1 |
| مُرْسِلُوا | İsim | مُفْعِلُو | Gönderenler | 1 |
| وَالْمُرْسَلَاتِ | İsim | وَالْمُفْعَلَاتِ | And olsun ki gönderilenler | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Elçi 124
Ve onun elçisi 66
Gönderdik 52
Elçiler 40
Gönderilenler 33
Onun elçisi 17
Elçilerimiz 16
Seni gönderdik 13
Ve onun elçileri 12
Onların elçileri 11
Gönderir 10
Ve elçi 8
Gönderdi 7
Onun elçileri 5
Diğer 58 anlam
Mesajlar 5
Bizim elçimiz 4
Göndeririz 4
Gönderildi 4
Hemen gönderdik 4
Gönderildiniz 4
Ve gönderir 3
Gönderildim 3
Hemen gönder 3
Gönderildik 3
Gönderenler 3
Sizin elçiniz 2
Ve elçiler 2
Onun mesajı 2
Ve gönderdik 2
Gönderilen 2
Ve elçi için 2
Onların elçisi 2
Elçi için 2
Ve benim elçilerim 2
Gönder 2
Gönderdin 2
Gönderen 2
Elçileri 1
Elçiye 1
Senin elçilerin 1
Elçilerime 1
Ve benim elçime 1
Mesaj 1
Ve gönder 1
Ve kesinlikle göndereceğiz 1
Mesajlarımla 1
Ve elçiye 1
Ve onun elçisine 1
Onu gönder 1
Hemen gönderdiler 1
Hemen beni gönderin 1
Onu gönderirim 1
Onların elçilerini 1
Hemen gönderir 1
İki elçi 1
Ve elçi ile 1
Hemen onu gönder 1
Elçilerim 1
Ve onu gönderdik 1
Onların elçisini 1
Elçileriniz 1
Elçilere 1
Göndermemiz için 1
Onu gönderdik 1
Gönderilir 1
Elçilerimizi 1
Elçiyi 1
Ve onun elçisi için 1
Ve onun mesajları 1
And olsun ki gönderilenler 1
Gönderildiler 1
Ve gönderdi 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Mâide suresi ✕ Süzgeci kaldır
17 ayet
وَلَقَدْ
اَخَذَ
اللّٰهُ
م۪يثَاقَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۚ
وَبَعَثْنَا
مِنْهُمُ
اثْنَيْ
عَشَرَ
نَق۪يباًۜ
وَقَالَ
اللّٰهُ
اِنّ۪ي
مَعَكُمْۜ
لَئِنْ
اَقَمْتُمُ
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَيْتُمُ
الزَّكٰوةَ
وَاٰمَنْتُمْ
بِرُسُل۪ي
وَعَزَّرْتُمُوهُمْ
وَاَقْرَضْتُمُ
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناً
لَاُكَفِّرَنَّ
عَنْكُمْ
سَيِّـَٔاتِكُمْ
وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۚ
فَمَنْ
كَفَرَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
مِنْكُمْ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَٓاءَ
السَّب۪يلِ
And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: «Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur» dedi.[12]
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
رَسُولُنَا
يُبَيِّنُ
لَكُمْ
كَث۪يراً
مِمَّا
كُنْتُمْ
تُخْفُونَ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَيَعْفُوا
عَنْ
كَث۪يرٍۜ
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
نُورٌ
وَكِتَابٌ
مُب۪ينٌۙ
Ey Kitap ehli! Kitap’dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren peygamberimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah’tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir.[15]
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
رَسُولُنَا
يُبَيِّنُ
لَكُمْ
عَلٰى
فَتْرَةٍ
مِنَ
الرُّسُلِ
اَنْ
تَقُولُوا
مَا
جَٓاءَنَا
مِنْ
بَش۪يرٍ
وَلَا
نَذ۪يرٍۘ
فَقَدْ
جَٓاءَكُمْ
بَش۪يرٌ
وَنَذ۪يرٌۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ۟
Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, «Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi» dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir’dir.[19]
مِنْ
اَجْلِ
ذٰلِكَۚۛ
كَتَبْنَا
عَلٰى
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اَنَّهُ
مَنْ
قَتَلَ
نَفْساً
بِغَيْرِ
نَفْسٍ
اَوْ
فَسَادٍ
فِي
الْاَرْضِ
فَكَاَنَّمَا
قَتَلَ
النَّاسَ
جَم۪يـعاًۜ
وَمَنْ
اَحْيَاهَا
فَكَاَنَّمَٓا
اَحْيَا
النَّاسَ
جَم۪يعاًۜ
وَلَقَدْ
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُنَا
بِالْبَيِّنَاتِۘ
ثُمَّ
اِنَّ
كَث۪يراً
مِنْهُمْ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
فِي
الْاَرْضِ
لَمُسْرِفُونَ
Bunun için İsrailoğullarına şöyle yazdık: «Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur». And olsun ki, onlara belgelerle peygamberlerimiz geldi, sonra buna rağmen, onların çoğu yeryüzünde taşkınlık edenler oldu.[32]
اِنَّمَا
جَزٰٓؤُا
الَّذ۪ينَ
يُحَارِبُونَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
وَيَسْعَوْنَ
فِي
الْاَرْضِ
فَسَاداً
اَنْ
يُقَتَّلُٓوا
اَوْ
يُصَلَّـبُٓوا
اَوْ
تُقَطَّعَ
اَيْد۪يهِمْ
وَاَرْجُلُهُمْ
مِنْ
خِلَافٍ
اَوْ
يُنْفَوْا
مِنَ
الْاَرْضِۜ
ذٰلِكَ
لَهُمْ
خِزْيٌ
فِي
الدُّنْيَا
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌۙ
Allah ve Peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır.[33]
يَٓا اَيُّهَا
الرَّسُولُ
لَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَلَمْ
تُؤْمِنْ
قُلُوبُهُمْۚ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
سَمَّاعُونَ
لِلْكَذِبِ
سَمَّاعُونَ
لِقَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۙ
لَمْ
يَأْتُوكَۜ
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوَاضِعِه۪ۚ
يَقُولُونَ
اِنْ
اُو۫ت۪يتُمْ
هٰذَا
فَخُذُوهُ
وَاِنْ
لَمْ
تُؤْتَوْهُ
فَاحْذَرُواۜ
وَمَنْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
فِتْنَتَهُ
فَلَنْ
تَمْلِكَ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
لَمْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
اَنْ
يُطَهِّرَ
قُلُوبَهُمْۜ
لَهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
خِزْيٌ
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, «İnandık» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, «Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının» derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah’ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.[41]
اِنَّمَا
وَلِيُّكُمُ
اللّٰهُ
وَرَسُولُهُ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
الَّذ۪ينَ
يُق۪يمُونَ
الصَّلٰوةَ
وَيُؤْتُونَ
الزَّكٰوةَ
وَهُمْ
رَاكِعُونَ
Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.[55]
وَمَنْ
يَتَوَلَّ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
فَاِنَّ
حِزْبَ
اللّٰهِ
هُمُ
الْغَالِبُونَ۟
Kim Allah’ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah’tan yana olanlar üstün gelirler.[56]
يَٓا اَيُّهَا
الرَّسُولُ
بَلِّـغْ
مَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَۜ
وَاِنْ
لَمْ
تَفْعَلْ
فَمَا
بَلَّغْتَ
رِسَالَتَهُۜ
وَاللّٰهُ
يَعْصِمُكَ
مِنَ
النَّاسِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْكَافِر۪ينَ
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafirlere yol göstermez.[67]
لَقَدْ
اَخَذْنَا
م۪يثَاقَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
وَاَرْسَلْـنَٓا
اِلَيْهِمْ
رُسُلاًۜ
كُلَّمَا
جَٓاءَهُمْ
رَسُولٌ
بِمَا
لَا
تَهْوٰٓى
اَنْفُسُهُمْۙ
فَر۪يقاً
كَذَّبُوا
وَفَر۪يقاً
يَقْتُلُونَ
And olsun ki İsrailoğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle onlara her peygamber gelişte, bir kısmını yalanlarlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.[70]
مَا
الْمَس۪يحُ
ابْنُ
مَرْيَمَ
اِلَّا
رَسُولٌۚ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهِ
الرُّسُلُۜ
وَاُمُّهُ
صِدّ۪يقَةٌۜ
كَانَا
يَأْكُلَانِ
الطَّعَامَۜ
اُنْظُرْ
كَيْفَ
نُبَيِّنُ
لَهُمُ
الْاٰيَاتِ
ثُمَّ
انْظُرْ
اَنّٰى
يُؤْفَكُونَ
Meryem oğlu Mesih sadece peygamberdir, -ondan önce de peygamberler geçmiştir- onun annesi dosdoğrudur, her ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da bak ki nasıl yüz çeviriyorlar![75]
وَاِذَا
سَمِعُوا
مَٓا
اُنْزِلَ
اِلَى
الرَّسُولِ
تَرٰٓى
اَعْيُنَهُمْ
تَف۪يضُ
مِنَ
الدَّمْعِ
مِمَّا
عَرَفُوا
مِنَ
الْحَقِّۚ
يَقُولُونَ
رَبَّنَٓا
اٰمَنَّا
فَاكْتُبْنَا
مَعَ
الشَّاهِد۪ينَ
Peygambere indirilen Kuran’ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, «Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah’a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?» dediklerini görürsün.[83-84]
وَاَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُوا
الرَّسُولَ
وَاحْذَرُواۚ
فَاِنْ
تَوَلَّيْتُمْ
فَاعْلَمُٓوا
اَنَّمَا
عَلٰى
رَسُولِنَا
الْبَلَاغُ
الْمُب۪ينُ
Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin, karşı gelmekten çekinin; eğer yüz çevirirseniz bilin ki, peygamberimize düşen sadece açıkça tebliğ etmektir.[92]
مَا
عَلَى
الرَّسُولِ
اِلَّا
الْبَلَاغُۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
مَا
تُبْدُونَ
وَمَا
تَكْتُمُونَ
Peygamberin görevi sadece tebliğ etmektir. Allah, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.[99]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
تَعَالَوْا
اِلٰى
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
وَاِلَى
الرَّسُولِ
قَالُوا
حَسْبُنَا
مَا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَاۜ
اَوَلَوْ
كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَهْتَدُونَ
Onlara, «Gelin Allah’ın indirdiği Kitap’a ve peygambere uyun» dendiğinde, «Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter» derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?[104]
يَوْمَ
يَجْمَعُ
اللّٰهُ
الرُّسُلَ
فَيَقُولُ
مَاذَٓا
اُجِبْتُمْۜ
قَالُوا
لَا
عِلْمَ
لَنَاۜ
اِنَّكَ
اَنْتَ
عَلَّامُ
الْغُيُوبِ
Allah peygamberleri topladığı gün, «Size ne cevap verildi?» der; onlar, «Bizim bir bildiğimiz yoktur, doğrusu görülmeyenleri bilen ancak Sen’sin» derler.[109]
وَاِذْ
اَوْحَيْتُ
اِلَى
الْحَوَارِيّ۪نَ
اَنْ
اٰمِنُوا
ب۪ي
وَبِرَسُول۪يۚ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
وَاشْهَدْ
بِاَنَّـنَا
مُسْلِمُونَ
Havarilere, «Bana ve peygamberime inanın» diye bildirmiştim, «İnandık, bizim müslimler olduğumuza şahid ol» demişlerdi.[111]
Yükleniyor...