ر و د
120ayette
148kez geçiyor
47/114surede
16farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %53 · Medenî %47
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müddessir 31
4. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
16 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| يُر۪يدُ | İfal Babı | يُفْعِلُ | İrade eder | 61 |
| اَرَادَ | İfal Babı | أَفْعَلَ | İrade etti | 27 |
| اَرَدْنَٓا | İfal Babı | أَفْعَلْنَا | İrade ettik | 12 |
| تُر۪يدُونَ | İfal Babı | تُفْعِلُونَ | İrade edersiniz | 11 |
| يُرِدْ | İfal Babı | يُفْعِلْ | İrade eder | 10 |
| اُر۪يدُ | İfal Babı | أُفْعِلُ | İrade ederim | 8 |
| نُر۪يدُ | İfal Babı | نُفْعِلُ | İrade ederiz | 5 |
| رَاوَدْتُهُ | Faale Babı | فَاعَلْتُهُ | Onu arzuladım | 4 |
| وَرَاوَدَتْهُ | Faale Babı | وَفَاعَلَتْهُ | Onu arzuladı | 2 |
| تُرِدْنَ | İfal Babı | تُفْعِلْنَ | İrade edersiniz | 2 |
| اَرَادَا | İfal Babı | أَفْعَلَا | İkisi irade etti | 1 |
| اَرَادُوا | İfal Babı | أَفْعَلُوا | İrade ettiler | 1 |
| تُرَاوِدُ | Faale Babı | تُفَاعِلُ | Arzular | 1 |
| سَنُرَاوِدُ | Faale Babı | سَنُفَاعِلُ | Arzulayacağız | 1 |
| يُرَادُۚ | İfal Babı | يُفْعَلُ | İrade edilir | 1 |
| رُوَيْداً | İsim | فُعَيْلًا | Azıcık | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
İrade eder 47
İrade etti 19
İrade ederler 15
İrade edersiniz 7
İrade ederim 7
İrade ettiler 6
İrade ederiz 5
İrade ettik 4
İrade ettiniz 3
Ve irade ederler 3
İrade edersin 3
Ve irade eder 2
İkisi irade eder 2
İrade eder misiniz? 2
Diğer 21 anlam
Onu arzuladım 2
Bana irade etti 2
İkisi irade etti 1
Sana irade eder 1
İrade ettim 1
Onu arzuladı 1
Beni arzuladı 1
Arzular 1
Arzuladınız 1
Arzulayacağız 1
Onu irade ettik 1
Hemen irade ettim 1
Hemen irade ettik 1
Hemen irade etti 1
İrade eder misin? 1
Bana irade eder 1
Hemen irade ettiler 1
İrade edilir 1
Onu arzuladılar 1
İrade edildi 1
Azıcık 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
120 ayet
وَاِذَٓا
اَرَدْنَٓا
اَنْ
نُهْلِكَ
قَرْيَةً
اَمَرْنَا
مُتْرَف۪يهَا
فَفَسَقُوا
ف۪يهَا
فَحَقَّ
عَلَيْهَا
الْقَوْلُ
فَدَمَّرْنَاهَا
تَدْم۪يراً
Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.[16]
مَنْ
كَانَ
يُر۪يدُ
الْعَاجِلَةَ
عَجَّلْنَا
لَهُ
ف۪يهَا
مَا
نَشَٓاءُ
لِمَنْ
نُر۪يدُ
ثُمَّ
جَعَلْنَا
لَهُ
جَهَنَّمَۚ
يَصْلٰيهَا
مَذْمُوماً
مَدْحُوراً
Dünyayı isteyene istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer.[18]
وَمَنْ
اَرَادَ
الْاٰخِرَةَ
وَسَعٰى
لَهَا
سَعْيَهَا
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
كَانَ
سَعْيُهُمْ
مَشْكُوراً
Ahireti isteyip, inanmış olarak onun için gerekli çalışmada bulunan kimselerin, işte onların çalışmaları şükre değer.[19]
فَاَرَادَ
اَنْ
يَسْتَفِزَّهُمْ
مِنَ
الْاَرْضِ
فَاَغْرَقْنَاهُ
وَمَنْ
مَعَهُ
جَم۪يعاًۙ
Firavun bunun üzerine onları memleketten sürmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.[103]
وَاصْبِرْ
نَفْسَكَ
مَعَ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَدٰوةِ
وَالْعَشِيِّ
يُر۪يدُونَ
وَجْهَهُ
وَلَا
تَعْدُ
عَيْنَاكَ
عَنْهُمْۚ
تُر۪يدُ
ز۪ينَةَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَلَا
تُطِـعْ
مَنْ
اَغْفَلْنَا
قَلْبَهُ
عَنْ
ذِكْرِنَا
وَاتَّبَعَ
هَوٰيهُ
وَكَانَ
اَمْرُهُ
فُرُطاً
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.[28]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَتَيَٓا
اَهْلَ
قَرْيَةٍۨ
اسْتَطْعَمَٓا
اَهْلَهَا
فَاَبَوْا
اَنْ
يُضَيِّفُوهُمَا
فَوَجَدَا
ف۪يهَا
جِدَاراً
يُر۪يدُ
اَنْ
يَنْقَضَّ
فَاَقَامَهُۜ
قَالَ
لَوْ
شِئْتَ
لَتَّخَذْتَ
عَلَيْهِ
اَجْراً
Yine yola koyuldular; sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı, bu ikisini misafir etmek istemedi. İkisi, şehrin içinde yıkılmağa yüz tutan bir duvar gördüler, Musa’nın arkadaşı onu doğrultuverdi; Musa: «Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin» dedi.[77]
اَمَّا
السَّف۪ينَةُ
فَكَانَتْ
لِمَسَاك۪ينَ
يَعْمَلُونَ
فِي
الْبَحْرِ
فَاَرَدْتُ
اَنْ
اَع۪يبَهَا
وَكَانَ
وَرَٓاءَهُمْ
مَلِكٌ
يَأْخُذُ
كُلَّ
سَف۪ينَةٍ
غَصْباً
«Gemi, denizde çalışan birkaç yoksula aitti; onu kusurlu kılmak istedim, çünkü peşlerinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı.»[79]
فَاَرَدْنَٓا
اَنْ
يُبْدِلَهُمَا
رَبُّهُمَا
خَيْراً
مِنْهُ
زَكٰوةً
وَاَقْرَبَ
رُحْماً
Rablerinin o çocuktan daha temiz ve onlara daha çok merhamet eden birini vermesini istedik.»[81]
وَاَمَّا
الْجِدَارُ
فَكَانَ
لِغُلَامَيْنِ
يَت۪يمَيْنِ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
وَكَانَ
تَحْتَهُ
كَنْزٌ
لَهُمَا
وَكَانَ
اَبُوهُمَا
صَالِحاًۚ
فَاَرَادَ
رَبُّكَ
اَنْ
يَبْلُغَٓا
اَشُدَّهُمَا
وَيَسْتَخْرِجَا
كَنْزَهُمَاۗ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۚ
وَمَا
فَعَلْتُهُ
عَنْ
اَمْر۪يۜ
ذٰلِكَ
تَأْو۪يلُ
مَا
لَمْ
تَسْطِـعْ
عَلَيْهِ
صَبْراًۜ۟
«Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur.»[82]
قَالُٓوا
اِنْ
هٰذَانِ
لَسَاحِرَانِ
يُر۪يدَانِ
اَنْ
يُخْرِجَاكُمْ
مِنْ
اَرْضِكُمْ
بِسِحْرِهِمَا
وَيَذْهَبَا
بِطَر۪يقَتِكُمُ
الْمُثْلٰى
Musa ile Harun’u göstererek: «Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir» dediler.[63-64]
فَرَجَعَ
مُوسٰٓى
اِلٰى
قَوْمِه۪
غَضْبَانَ
اَسِفاًۚ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَلَمْ
يَعِدْكُمْ
رَبُّكُمْ
وَعْداً
حَسَناًۜ
اَفَطَالَ
عَلَيْكُمُ
الْعَهْدُ
اَمْ
اَرَدْتُمْ
اَنْ
يَحِلَّ
عَلَيْكُمْ
غَضَبٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاَخْلَفْتُمْ
مَوْعِد۪ي
Musa, milletine kızgın ve üzgün olarak döndü. «Ey milletim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?» dedi.[86]
لَوْ
اَرَدْنَٓا
اَنْ
نَتَّخِذَ
لَهْواً
لَاتَّخَذْنَاهُ
مِنْ
لَدُنَّاۗ
اِنْ
كُنَّا
فَاعِل۪ينَ
Eğlenme dileseydik, bunu yapacak olsaydık, şanımıza uygun şekilde yapardık; ama yapmayız.[17]
وَاَرَادُوا
بِه۪
كَيْداً
فَجَعَلْنَاهُمُ
الْاَخْسَر۪ينَۚ
Ona düzen kurmak istediler, fakat Biz onları hüsrana uğrattık.[70]
اِنَّ
اللّٰهَ
يُدْخِلُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُر۪يدُ
Doğrusu Allah, inananları ve yararlı işler işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Allah, şüphesiz, istediğini yapar.[14]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْنَاهُ
اٰيَاتٍ
بَيِّنَاتٍۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
يَهْد۪ي
مَنْ
يُر۪يدُ
İşte böylece Kuran’ı apaçık ayetler olarak indirdik. Allah, şüphesiz, dilediğini doğru yola eriştirir.[16]
كُلَّمَٓا
اَرَادُٓوا
اَنْ
يَخْرُجُوا
مِنْهَا
مِنْ
غَمٍّ
اُع۪يدُوا
ف۪يهَا
وَذُوقُوا
عَذَابَ
الْحَر۪يقِ۟
Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler: «Yakıcı azabı tadın» denir.[22]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَيَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَالْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
الَّذ۪ي
جَعَلْنَاهُ
لِلنَّاسِ
سَوَٓاءًۨ
الْعَاكِفُ
ف۪يهِ
وَالْبَادِۜ
وَمَنْ
يُرِدْ
ف۪يهِ
بِـاِلْحَادٍ
بِظُـلْمٍ
نُذِقْهُ
مِنْ
عَذَابٍ
اَل۪يمٍ۟
Doğrusu inkar edenleri, Allah’ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescidi Haram’dan alıkoyanları ve orada zulm ile yanlış yola saptırmak isteyeni, can yakıcı bir azaba uğratırız.[25]
فَقَالَ
الْمَلَؤُا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْ
قَوْمِه۪
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُكُمْۙ
يُر۪يدُ
اَنْ
يَتَفَضَّلَ
عَلَيْكُمْۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَاَنْزَلَ
مَلٰٓئِكَةًۚ
مَا
سَمِعْنَا
بِهٰذَا
ف۪ٓي
اٰبَٓائِنَا
الْاَوَّل۪ينَۚ
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: «Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin» dediler.[24-25]
وَلْيَسْتَعْفِفِ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَجِدُونَ
نِكَاحاً
حَتّٰى
يُغْنِيَهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
وَالَّذ۪ينَ
يَبْتَغُونَ
الْكِتَابَ
مِمَّا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
فَكَاتِبُوهُمْ
اِنْ
عَلِمْتُمْ
ف۪يهِمْ
خَيْراًۗ
وَاٰتُوهُمْ
مِنْ
مَالِ
اللّٰهِ
الَّـذ۪ٓي
اٰتٰيكُمْۜ
وَلَا
تُكْرِهُوا
فَتَيَاتِكُمْ
عَلَى
الْبِغَٓاءِ
اِنْ
اَرَدْنَ
تَحَصُّناً
لِتَبْتَغُوا
عَرَضَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۜ
وَمَنْ
يُكْرِهْهُنَّ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
مِنْ
بَعْدِ
اِكْرَاهِهِنَّ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah’ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hiç şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bağışlar ve merhamet eder.[33]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَ
خِلْفَةً
لِمَنْ
اَرَادَ
اَنْ
يَذَّكَّرَ
اَوْ
اَرَادَ
شُكُوراً
İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O’dur.[62]
Yükleniyor...