أ ي ي
353ayette
382kez geçiyor
59/114surede
4farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %77 · Medenî %23
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 15
2. inen sure
En çok geçtiği sure
En’âm
32 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| بِاٰيَاتِنَا | İsim | بِفَعَلَاتِنَا | Ayetler | 295 |
| اٰيَةً | İsim | فَعَلَةً | Ayet | 84 |
| اٰيَتُكَ | İsim | فَعَلَتُكَ | Senin ayetin | 2 |
| اٰيَتَيْنِ | İsim | فَعَلَتَيْنِ | İki ayet | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Ayetlerimizi” ✕ Süzgeci kaldır
42 ayet
فَكَذَّبُوهُ
فَنَجَّيْنَاهُ
وَمَنْ
مَعَهُ
فِي
الْفُلْكِ
وَجَعَلْنَاهُمْ
خَلَٓائِفَ
وَاَغْرَقْنَا
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَاۚ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الْمُنْذَر۪ينَ
Onu yalancı saydılar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları ötekilerin yerine geçirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.[73]
ذٰلِكَ
جَزَٓاؤُ۬هُمْ
بِاَنَّهُمْ
كَفَرُوا
بِاٰيَاتِنَا
وَقَالُٓوا
ءَاِذَا
كُنَّا
عِظَاماً
وَرُفَاتاً
ءَاِنَّا
لَمَبْعُوثُونَ
خَلْقاً
جَد۪يداً
Bu, ayetlerimizi inkar etmelerinin ve: «Kemik ve ufalanmış toprak olduğumuzda mı yeniden dirileceğiz?» demelerinin cezasıdır.[98]
اَفَرَاَيْتَ
الَّذ۪ي
كَفَرَ
بِاٰيَاتِنَا
وَقَالَ
لَاُو۫تَيَنَّ
مَالاً
وَوَلَداًۜ
Ayetlerimizi inkar eden ve «bana elbette mal ve çocuk verilecektir» diyeni gördün mu?[77]
وَنَصَرْنَاهُ
مِنَ
الْقَوْمِ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَاۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
قَوْمَ
سَوْءٍ
فَاَغْرَقْنَاهُمْ
اَجْمَع۪ينَ
Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda boğduk.[77]
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَكَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
فَاُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
مُه۪ينٌ
İnkar edenler, ayetlerimizi yalan sayan kimseler, işte onlar için hakir düşüren azap vardır.[57]
فَقُلْنَا
اذْهَبَٓا
اِلَى
الْقَوْمِ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَاۜ
فَدَمَّرْنَاهُمْ
تَدْم۪يراًۜ
«Ayetlerimizi yalanlayan millete gidin» dedik. Sonunda o milleti yerle bir ettik.[36]
قَالَ
كَلَّاۚ
فَاذْهَبَا
بِاٰيَاتِنَٓا
اِنَّا
مَعَكُمْ
مُسْتَمِعُونَ
Allah: «Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun’a varınız: «Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz» demişti.[15-17]
وَيَوْمَ
نَحْشُرُ
مِنْ
كُلِّ
اُمَّةٍ
فَوْجاً
مِمَّنْ
يُكَذِّبُ
بِاٰيَاتِنَا
فَهُمْ
يُوزَعُونَ
O gün her ümmetin ayetlerimizi yalanlayanlarını toplarız. Onlar bir arada tutulup, hesap yerine sevkedilirler.[83]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
مُوسٰى
بِاٰيَاتِنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالُوا
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُفْتَرًى
وَمَا
سَمِعْنَا
بِهٰذَا
ف۪ٓي
اٰبَٓائِنَا
الْاَوَّل۪ينَ
Musa onlara, apaçık olarak, mucizelerimizle gelince: «Bu sadece uydurma bir sihirdir. Önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik» dediler.[36]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَۜ
فَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۚ
وَمِنْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِه۪ۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
الْكَافِرُونَ
Sana Kitap’ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.[47]
بَلْ
هُوَ
اٰيَاتٌ
بَيِّنَاتٌ
ف۪ي
صُدُورِ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
الظَّالِمُونَ
Hayır; Kuran, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yerleşen apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse, bile bile inkar etmez.[49]
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَكَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
وَلِقَٓائِ
الْاٰخِرَةِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
فِي
الْعَذَابِ
مُحْضَرُونَ
İnkar edip, ayetlerimizi ve ahirette Bana kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabla yüzyüze bırakılırlar.[16]
وَاِذَا
غَشِيَهُمْ
مَوْجٌ
كَالظُّلَلِ
دَعَوُا
اللّٰهَ
مُخْلِص۪ينَ
لَهُ
الدّ۪ينَۚ
فَلَمَّا
نَجّٰيهُمْ
اِلَى
الْبَرِّ
فَمِنْهُمْ
مُقْتَصِدٌۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
كُلُّ
خَتَّارٍ
كَفُورٍ
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.[32]
فَاَمَّا
عَادٌ
فَاسْتَكْبَرُوا
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّ
وَقَالُوا
مَنْ
اَشَدُّ
مِنَّا
قُوَّةًۜ
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّ
اللّٰهَ
الَّذ۪ي
خَلَقَهُمْ
هُوَ
اَشَدُّ
مِنْهُمْ
قُوَّةًۜ
وَكَانُوا
بِاٰيَاتِنَا
يَجْحَدُونَ
Ad milleti, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış, «Bizden daha kuvvetli kim vardır?» demişti. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmüyorlardı değil mi? Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.[15]
ذٰلِكَ
جَزَٓاءُ
اَعْدَٓاءِ
اللّٰهِ
النَّارُۚ
لَهُمْ
ف۪يهَا
دَارُ
الْخُلْدِۜ
جَزَٓاءً
بِمَا
كَانُوا
بِاٰيَاتِنَا
يَجْحَدُونَ
İşte böyle; Allah’ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmeleri karşılığı orası onların temelli kalacakları yerdir.[28]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِذَا
هُمْ
مِنْهَا
يَضْحَكُونَ
Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.[47]
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
كُلِّهَا
فَاَخَذْنَاهُمْ
اَخْذَ
عَز۪يزٍ
مُقْتَدِرٍ
Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık.[42]
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِاللّٰهِ
وَرُسُلِـه۪ٓ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الصِّدّ۪يقُونَۗ
وَالشُّهَدَٓاءُ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
لَهُمْ
اَجْرُهُمْ
وَنُورُهُمْۜ
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَكَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَٓا
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
الْجَح۪يمِ۟
Allah’a ve peygamberlerine inananlara, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şehit düşenlere, işte onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır.[19]
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَكَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَٓا
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَاۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ۟
İnkar edip, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da ateşliklerdir, orada temellidirler. Ne kötü bir dönüştür![10]
كَلَّاۜ
اِنَّهُ
كَانَ
لِاٰيَاتِنَا
عَن۪يداًۜ
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.[16]
Yükleniyor...