س ب ح
87ayette
92kez geçiyor
49/114surede
12farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %75 · Medenî %25
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 28
2. inen sure
En çok geçtiği sure
İsrâ
7 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| سُبْحَانَ | İsim | فُعْلَانَهُ | Onun sübhanı | 35 |
| وَسَبِّـحْ | Tef'il Babı | وَفَعِّلْ | Ve tesbih et | 22 |
| يُسَبِّحُونَ | Tef'il Babı | يُفَعِّلُ | Tesbih eder | 15 |
| فَسُبْحَانَ | İsim | فَفُعْلَانَ | Sübhan | 6 |
| تُسَبِّحُ | Tef'il Babı | تُفَعِّلُ | Tesbih eder | 3 |
| نُسَبِّحُ | Tef'il Babı | نُفَعِّلُ | Tesbih ederiz | 2 |
| تَسْب۪يحَهُمْۜ | İsim | تَفْعِيلَهُمْ | Onların tesbih etmesi | 2 |
| يَسْبَحُونَ | Feale-Yefalu | يَفْعَلُونَ | Hareket ederler | 2 |
| سَبْحاً | İsim | فَعْلًا | Hareket | 2 |
| الْمُسَبِّح۪ينَۙ | İsim | الْمُفَعِّلِينَ | Tesbih edenler | 1 |
| الْمُسَبِّحُونَ | İsim | الْمُفَعِّلُونَ | Tesbih edenler | 1 |
| وَالسَّابِحَاتِ | İsim | وَالْفَاعِلَاتِ | Ve hareket edenler | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
38 ayet
وَرَبُّكَ
يَخْلُقُ
مَا
يَشَٓاءُ
وَيَخْتَارُۜ
مَا
كَانَ
لَهُمُ
الْخِيَرَةُۜ
سُبْحَانَ
اللّٰهِ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Rabbin dilediğini yaratır ve seçer; onlar için seçim hakkı yoktur. Allah onların koştukları ortaklardan münezzehtir, yücedir.[68]
فَسُبْحَانَ
اللّٰهِ
ح۪ينَ
تُمْسُونَ
وَح۪ينَ
تُصْبِحُونَ
Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah’ı -ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın.[17-18]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
خَلَقَكُمْ
ثُمَّ
رَزَقَكُمْ
ثُمَّ
يُم۪يتُكُمْ
ثُمَّ
يُحْي۪يكُمْۜ
هَلْ
مِنْ
شُرَكَٓائِكُمْ
مَنْ
يَفْعَلُ
مِنْ
ذٰلِكُمْ
مِنْ
شَيْءٍۜ
سُبْحَانَهُ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ۟
Sizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra öldüren, daha sonra da dirilten Allah’tır. O’na koştuğunuz ortaklarınızdan böyle bir şey yapan var mıdır? Allah onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.[40]
سُبْحَانَ
اللّٰهِ
عَمَّا
يَصِفُونَۙ
Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.[159]
لَوْ
اَرَادَ
اللّٰهُ
اَنْ
يَتَّخِذَ
وَلَداً
لَاصْطَفٰى
مِمَّا
يَخْلُقُ
مَا
يَشَٓاءُۙ
سُبْحَانَهُۜ
هُوَ
اللّٰهُ
الْوَاحِدُ
الْقَهَّارُ
Allah çocuk edinmek isteseydi, yaratıklarından dilediğini seçerdi. O münezzehtir, O; gücü her şeye yeten tek Allah’tır.[4]
وَمَا
قَدَرُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
قَدْرِه۪ۗ
وَالْاَرْضُ
جَم۪يعاً
قَبْضَتُهُ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
وَالسَّمٰوَاتُ
مَطْوِيَّاتٌ
بِيَم۪ينِه۪ۜ
سُبْحَانَهُ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Onlar Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. Bütün yeryüzü, kıyamet günü O’nun avucundadır; gökler O’nun kudretiyle dürülmüş olacaktır. O, putperestlerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.[67]
وَتَرَى
الْمَلٰٓئِكَةَ
حَٓافّ۪ينَ
مِنْ
حَوْلِ
الْعَرْشِ
يُسَبِّحُونَ
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْۚ
وَقُضِيَ
بَيْنَهُمْ
بِالْحَقِّ
وَق۪يلَ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ
Melekleri, arşın etrafını çevirmiş oldukları halde, Rablerini hamd ile överken görürsün. Artık insanların aralarında adaletle hüküm olunmuştur. «Övgü, Alemlerin Rabbi olan Allah içindir» denir.[75]
فَاصْبِرْ
اِنَّ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقٌّ
وَاسْتَغْفِرْ
لِذَنْبِكَ
وَسَبِّـحْ
بِحَمْدِ
رَبِّكَ
بِالْعَشِيِّ
وَالْاِبْكَارِ
Sabret, Allah’ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah, överek tesbih et.[55]
تَكَادُ
السَّمٰوَاتُ
يَتَفَطَّرْنَ
مِنْ
فَوْقِهِنَّ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
يُسَبِّحُونَ
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْ
وَيَسْتَغْفِرُونَ
لِمَنْ
فِي
الْاَرْضِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler Rablerini överek tesbih eder ve yeryüzünde bulunanlar için O’ndan bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah Şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır.[5]
لِتُؤْمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَتُعَزِّرُوهُ
وَتُوَقِّرُوهُۜ
وَتُسَبِّحُوهُ
بُكْرَةً
وَاَص۪يلاً
Doğrusu seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ey insanlar, siz de Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, O’na saygı gösteresiniz ve O’nu sabah akşam tesbih edesiniz.[8-9]
اَمْ
لَهُمْ
اِلٰهٌ
غَيْرُ
اللّٰهِۜ
سُبْحَانَ
اللّٰهِ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Yoksa Allah’tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir.[43]
سَبَّحَ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim’dir.[1]
سَبَّحَ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۚ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim’dir.[1]
هُوَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
اَلْمَلِكُ
الْقُدُّوسُ
السَّلَامُ
الْمُؤْمِنُ
الْمُهَيْمِنُ
الْعَز۪يزُ
الْجَبَّارُ
الْمُتَكَبِّرُۜ
سُبْحَانَ
اللّٰهِ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah’tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.[23]
هُوَ
اللّٰهُ
الْخَالِقُ
الْبَارِئُ
الْمُصَوِّرُ
لَهُ
الْاَسْمَٓاءُ
الْحُسْنٰىۜ
يُسَبِّـحُ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
O, vareden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en güzel adlar kendisinin olan Allah’tır. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim’dir.[24]
سَبَّحَ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۚ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ı tesbih ederler. O, güçlüdür, Hakim’dir.[1]
يُسَبِّـحُ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
الْمَلِكِ
الْقُدُّوسِ
الْعَز۪يزِ
الْحَك۪يمِ
Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar, hükümran, çok kutsal, güçlü ve Hakim olan Allah’ı tesbih ederler.[1]
يُسَبِّحُ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۚ
لَهُ
الْمُلْكُ
وَلَهُ
الْحَمْدُۘ
وَهُوَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allah’ı tesbih ederler. Hükümranlık O’nundur, Övülmek O’na mahsustur. O herşeye Kadir’dir.[1]
Yükleniyor...