ا ل ذ ى
289ayette
300kez geçiyor
70/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %77 · Medenî %23
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 1
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
24 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الَّذ۪ي | İsmi Mevsul | الَّذِي | -an kimse | 300 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
114 ayet
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اتَّقُوا
رَبَّكُمُ
الَّذ۪ي
خَلَقَكُمْ
مِنْ
نَفْسٍ
وَاحِدَةٍ
وَخَلَقَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
وَبَثَّ
مِنْهُمَا
رِجَالاً
كَث۪يراً
وَنِسَٓاءًۚ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
الَّذ۪ي
تَسَٓاءَلُونَ
بِه۪
وَالْاَرْحَامَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَلَيْكُمْ
رَق۪يباً
Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb’inize hürmetsizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’ın ve akrabanın haklarına riayetsizlikten de sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.[1]
وَيَقُولُونَ
طَاعَةٌۘ
فَاِذَا
بَرَزُوا
مِنْ
عِنْدِكَ
بَيَّتَ
طَٓائِفَةٌ
مِنْهُمْ
غَيْرَ
الَّذ۪ي
تَقُولُۜ
وَاللّٰهُ
يَكْتُبُ
مَا
يُبَيِّتُونَۚ
فَاَعْرِضْ
عَنْهُمْ
وَتَوَكَّلْ
عَلَى
اللّٰهِۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
وَك۪يلاً
«Peki» derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazıyor, onlara aldırış etme. Allah’a güven, vekil olarak Allah yeter.[81]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَالْكِتَابِ
الَّذ۪ي
نَزَّلَ
عَلٰى
رَسُولِه۪
وَالْكِتَابِ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
مِنْ
قَبْلُۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِاللّٰهِ
وَمَلٰٓئِكَتِه۪
وَكُتُبِه۪
وَرُسُلِه۪
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
فَقَدْ
ضَلَّ
ضَلَالاً
بَع۪يداً
Ey İnananlar! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitap’a ve daha önce indirdiği Kitap’a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününu inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.[136]
وَاذْكُرُوا
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَم۪يثَاقَهُ
الَّذ۪ي
وَاثَقَكُمْ
بِه۪ٓۙ
اِذْ
قُلْتُمْ
سَمِعْنَا
وَاَطَعْنَاۘ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Allah’ın size olan nimetini ve «İşittik, itaat ettik» dediğinizde sizi andına bağladığı sözünü anın. Allah’tan sakının, Allah içinizde olanı elbette bilir.[7]
وَكُلُوا
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
اللّٰهُ
حَلَالاً
طَيِّباًۖ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْتُمْ
بِه۪
مُؤْمِنُونَ
Allah’ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah’tan sakının.[88]
اُحِلَّ
لَكُمْ
صَيْدُ
الْبَحْرِ
وَطَعَامُهُ
مَتَاعاً
لَكُمْ
وَلِلسَّيَّارَةِۚ
وَحُرِّمَ
عَلَيْكُمْ
صَيْدُ
الْبَرِّ
مَا
دُمْتُمْ
حُرُماًۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
الَّـذ۪ٓي
اِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Deniz avı ve onu yemek size de, yolculara da, geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzuruna toplanacağınız Allah’tan sakının.[96]
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَجَعَلَ
الظُّلُمَاتِ
وَالنُّورَۜ
ثُمَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِرَبِّهِمْ
يَعْدِلُونَ
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah’a mahsustur. Öyle iken, inkar edenler Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.[1]
قَدْ
نَعْلَمُ
اِنَّهُ
لَيَحْزُنُكَ
الَّذ۪ي
يَقُولُونَ
فَاِنَّهُمْ
لَا
يُكَذِّبُونَكَ
وَلٰكِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
يَجْحَدُونَ
Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah’ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.[33]
قُلْ
اَنَدْعُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُنَا
وَلَا
يَضُرُّنَا
وَنُرَدُّ
عَلٰٓى
اَعْقَابِنَا
بَعْدَ
اِذْ
هَدٰينَا
اللّٰهُ
كَالَّذِي
اسْتَهْوَتْهُ
الشَّيَاط۪ينُ
فِي
الْاَرْضِ
حَيْرَانَۖ
لَهُٓ
اَصْحَابٌ
يَدْعُونَهُٓ
اِلَى
الْهُدَى
ائْتِنَاۜ
قُلْ
اِنَّ
هُدَى
اللّٰهِ
هُوَ
الْهُدٰىۜ
وَاُمِرْنَا
لِنُسْلِمَ
لِرَبِّ
الْعَالَم۪ينَۙ
De ki: «Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah’tan başka şeylere mi yalvaralım?» De ki, «Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah’tan sakının diye emrolunduk.» Kendisine toplanacağınız O’dur.[71-72]
وَمَا
قَدَرُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
قَدْرِه۪ٓ
اِذْ
قَالُوا
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
عَلٰى
بَشَرٍ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
مَنْ
اَنْزَلَ
الْكِتَابَ
الَّذ۪ي
جَٓاءَ
بِه۪
مُوسٰى
نُوراً
وَهُدًى
لِلنَّاسِ
تَجْعَلُونَهُ
قَرَاط۪يسَ
تُبْدُونَهَا
وَتُخْفُونَ
كَث۪يراًۚ
وَعُلِّمْتُمْ
مَا
لَمْ
تَعْلَمُٓوا
اَنْتُمْ
وَلَٓا
اٰبَٓاؤُ۬كُمْۜ
قُلِ
اللّٰهُۙ
ثُمَّ
ذَرْهُمْ
ف۪ي
خَوْضِهِمْ
يَلْعَبُونَ
«Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir» demekle Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: «Musa’nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap’ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir.» «Allah» de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.[91]
اَفَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَبْتَغ۪ي
حَكَماً
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
اِلَيْكُمُ
الْكِتَابَ
مُفَصَّلاًۜ
وَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يَعْلَمُونَ
اَنَّهُ
مُنَزَّلٌ
مِنْ
رَبِّكَ
بِالْحَقِّ
فَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُمْتَر۪ينَ
«Allah size Kitap’ı açık açık indirmişken O’ndan başka bir hakem mi isteyeyim?» Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma![114]
وَيَوْمَ
يَحْشُرُهُمْ
جَم۪يعاًۚ
يَا مَعْشَرَ
الْجِنِّ
قَدِ
اسْتَكْثَرْتُمْ
مِنَ
الْاِنْسِۚ
وَقَالَ
اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمْ
مِنَ
الْاِنْسِ
رَبَّـنَا
اسْتَمْتَعَ
بَعْضُنَا
بِبَعْضٍ
وَبَلَغْنَٓا
اَجَلَنَا
الَّـذ۪ٓي
اَجَّلْتَ
لَنَاۜ
قَالَ
النَّارُ
مَثْوٰيكُمْ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَٓا
اِلَّا
مَا
شَٓاءَ
اللّٰهُۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
حَك۪يمٌ
عَل۪يمٌ
Allah hepsini toplayacağı gün, «Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız» der, insanlardan onlara uymuş olanlar, «Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık» derler. «Cehennem, Allah’ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır» der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.[128]
وَنَزَعْنَا
مَا
ف۪ي
صُدُورِهِمْ
مِنْ
غِلٍّ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهِمُ
الْاَنْهَارُۚ
وَقَالُوا
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
هَدٰينَا
لِهٰذَا
وَمَا
كُنَّا
لِنَهْتَدِيَ
لَوْلَٓا
اَنْ
هَدٰينَا
اللّٰهُۚ
لَقَدْ
جَٓاءَتْ
رُسُلُ
رَبِّنَا
بِالْحَقِّۜ
وَنُودُٓوا
اَنْ
تِلْكُمُ
الْجَنَّةُ
اُو۫رِثْتُمُوهَا
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. «Bizi buraya eriştiren Allah’a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir» derler. Onlara, «İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet» diye seslenilir.[43]
اِنَّ
رَبَّكُمُ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِ
يُغْشِي
الَّيْلَ
النَّهَارَ
يَطْلُبُهُ
حَث۪يثاًۙ
وَالشَّمْسَ
وَالْقَمَرَ
وَالنُّجُومَ
مُسَخَّرَاتٍ
بِاَمْرِه۪ۜ
اَلَا
لَهُ
الْخَلْقُ
وَالْاَمْرُۜ
تَبَارَكَ
اللّٰهُ
رَبُّ
الْعَالَم۪ينَ
Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa hükmeden, gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah’tır. Bilin ki yaratma da emir de O’nun hakkıdır. Alemlerin Rabbi olan Allah Yüce’dir.[54]
وَاِنْ
كَانَ
طَٓائِفَةٌ
مِنْكُمْ
اٰمَنُوا
بِالَّـذ۪ٓي
اُرْسِلْتُ
بِه۪
وَطَٓائِفَةٌ
لَمْ
يُؤْمِنُوا
فَاصْبِرُوا
حَتّٰى
يَحْكُمَ
اللّٰهُ
بَيْنَنَاۚ
وَهُوَ
خَيْرُ
الْحَاكِم۪ينَ
«İçinizde mademki benimle gönderilene inanan bir topluluk ve inanmayan bir topluluk var, o halde Allah’ın aramızda hükmünü bildirmesine kadar sabredin. Allah hükmedenlerin en iyisidir.»[87]
قُلْ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنّ۪ي
رَسُولُ
اللّٰهِ
اِلَيْكُمْ
جَم۪يعاًۨ
الَّذ۪ي
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۖ
فَاٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِهِ
النَّبِيِّ
الْاُمِّيِّ
الَّذ۪ي
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَكَلِمَاتِه۪
وَاتَّبِعُوهُ
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
De ki: «Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O’ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah’a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah’a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız.»[158]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَكُمْ
مِنْ
نَفْسٍ
وَاحِدَةٍ
وَجَعَلَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
لِيَسْكُنَ
اِلَيْهَاۚ
فَلَمَّا
تَغَشّٰيهَا
حَمَلَتْ
حَمْلاً
خَف۪يفاً
فَمَرَّتْ
بِه۪ۚ
فَلَمَّٓا
اَثْقَلَتْ
دَعَوَا
اللّٰهَ
رَبَّهُمَا
لَئِنْ
اٰتَيْتَنَا
صَالِحاً
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
الشَّاكِر۪ينَ
Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah’tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah’a: «Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz» diye yalvardılar.[189]
اِنَّ
وَلِـِّيَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
نَزَّلَ
الْكِتَابَۘ
وَهُوَ
يَتَوَلَّى
الصَّالِح۪ينَ
«Çünkü benim dostum, Kitap’ı indiren Allah’tır. O, iyileri dost edinir.»[196]
وَاِنْ
يُر۪يدُٓوا
اَنْ
يَخْدَعُوكَ
فَاِنَّ
حَسْبَكَ
اللّٰهُۜ
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَيَّدَكَ
بِنَصْرِه۪
وَبِالْمُؤْمِن۪ينَۙ
Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O’dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü’dür, Hakim’dir.[62-63]
لَا
يَزَالُ
بُنْيَانُهُمُ
الَّذ۪ي
بَنَوْا
ر۪يبَةً
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
اِلَّٓا
اَنْ
تَقَطَّعَ
قُلُوبُهُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ۟
Yaptıkları bina, kalblerinde şüphe ve ızdırap kaynağı olmakta kalbleri paralanana kadar devam edecektir. Allah bilendir, hakimdir.[110]
Yükleniyor...