ض ر ر
70ayette
74kez geçiyor
31/114surede
16farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
A’râf 94
39. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
9 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الضُّرُّ | İsim | الْفُعْلُ | Zarar | 20 |
| يَضُرُّوا | Feale-Yefulu | يَفْعُلُهُمْ | Zarar verirler | 17 |
| وَالضَّرَّٓاءِ | İsim | وَالْفَعْلَاءِ | Ve darlık | 9 |
| ضَراًّ | İsim | فَعْلًا | Zarar | 9 |
| اضْطُرَّ | İftial Babı | افْتُعِلَ | Zorda bırakıldı | 5 |
| ضِرَاراً | İsim | فِعَالًا | Karşılıklı zarar vermek | 2 |
| تُضَٓارَّ | Faale Babı | تُفَاعَلْ | Zarara uğratılmasın | 2 |
| تَضُرُّوهُ | Feale-Yefulu | تَفْعُلُوهُ | Ona zarar verirsiniz | 2 |
| بِضَٓارّ۪ينَ | İsim | بِفَاعِلِينَ | Zarar verenler | 1 |
| يُضَٓارَّ | Faale Babı | يُفَاعَلْ | Zarara uğratılmasın | 1 |
| مُضَٓارٍّۚ | İsim | مُفَاعَلٍ | Zarara uğratılan | 1 |
| الضَّرَرِ | İsim | الْفَعَلِ | Zorluk | 1 |
| اضْطُرِرْتُمْ | İftial Babı | افْتُعِلْتُمْ | Zorda bırakıldınız | 1 |
| الْمُضْطَرَّ | İsim | الْمُفْتَعَلَ | Zorda bırakılan | 1 |
| نَضْطَرُّهُمْ | İftial Babı | نَفْتَعِلُهُمْ | Onları zorda bırakırız | 1 |
| بِضَٓارِّهِمْ | İsim | بِفَاعِلِهِمْ | Onlara zarar veren | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
70 ayet
قُلْ
مَنْ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
قُلِ
اللّٰهُۜ
قُلْ
اَفَاتَّخَذْتُمْ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اَوْلِيَٓاءَ
لَا
يَمْلِكُونَ
لِاَنْفُسِهِمْ
نَفْعاً
وَلَا
ضَراًّۜ
قُلْ
هَلْ
يَسْتَوِي
الْاَعْمٰى
وَالْبَص۪يرُۙ
اَمْ
هَلْ
تَسْتَوِي
الظُّلُمَاتُ
وَالنُّورُۚ
اَمْ
جَعَلُوا
لِلّٰهِ
شُرَكَٓاءَ
خَلَقُوا
كَخَلْقِه۪
فَتَشَابَهَ
الْخَلْقُ
عَلَيْهِمْۜ
قُلِ
اللّٰهُ
خَالِقُ
كُلِّ
شَيْءٍ
وَهُوَ
الْوَاحِدُ
الْقَهَّارُ
De ki: «Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?», «Allah’tır» de. «Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?» de. «Kör ile gören bir olur mu? Veya karanlıkla aydınlık bir midir?» de. Yoksa Allah’a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: «Her şeyi yaratan Allah’tır. O, her şeye üstün gelen tek Tanrı’dır.»[16]
وَمَا
بِكُمْ
مِنْ
نِعْمَةٍ
فَمِنَ
اللّٰهِ
ثُمَّ
اِذَا
مَسَّكُمُ
الضُّرُّ
فَاِلَيْهِ
تَجْـَٔرُونَۚ
Size gelen her nimet Allah’tandır. Sonra, bir sıkıntıya uğradığınızda yalnız O’na sığınırsınız.[53]
ثُمَّ
اِذَا
كَشَفَ
الضُّرَّ
عَنْكُمْ
اِذَا
فَر۪يقٌ
مِنْكُمْ
بِرَبِّهِمْ
يُشْرِكُونَۙ
Sıkıntılarınızı giderince de, içinizden bazıları kendilerine verdiğimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Geçinin bakalım, yakında öğreneceksiniz.[54-55]
اِنَّمَا
حَرَّمَ
عَلَيْكُمُ
الْمَيْتَةَ
وَالدَّمَ
وَلَحْمَ
الْخِنْز۪يرِ
وَمَٓا
اُهِلَّ
لِغَيْرِ
اللّٰهِ
بِه۪ۚ
فَمَنِ
اضْطُرَّ
غَيْرَ
بَاغٍ
وَلَا
عَادٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Allah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilenleri haram etmiştir. Darda kalan, aşırı gitmemek ve başkasının hakkına el uzatmamak şartiyle bunun dışındadır. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.[115]
قُلِ
ادْعُوا
الَّذ۪ينَ
زَعَمْتُمْ
مِنْ
دُونِه۪
فَلَا
يَمْلِكُونَ
كَشْفَ
الضُّرِّ
عَنْكُمْ
وَلَا
تَحْو۪يلاً
De ki: «Allah’tan başka tanrı olduğunu sandıklarınızı çağırın; sizin bir sıkıntınızı gidermeye ve onu değiştirmeye güçleri yetmez.»[56]
وَاِذَا
مَسَّكُمُ
الضُّرُّ
فِي
الْبَحْرِ
ضَلَّ
مَنْ
تَدْعُونَ
اِلَّٓا
اِيَّاهُۚ
فَلَمَّا
نَجّٰيكُمْ
اِلَى
الْبَرِّ
اَعْرَضْتُمْۜ
وَكَانَ
الْاِنْسَانُ
كَفُوراً
Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah’tan başka yalvardıklarınız kaybolup gider, fakat O sizi karaya çıkararak kurtarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan pek nankördür.[67]
اَفَلَا
يَرَوْنَ
اَلَّا
يَرْجِعُ
اِلَيْهِمْ
قَوْلاًۙ
وَلَا
يَمْلِكُ
لَهُمْ
ضَراًّ
وَلَا
نَفْعاً۟
Görmüyorlar mıydı ki, o heykel onlara ne söz söyleyebilir, ne zarar ve ne de fayda verebilirdi?[89]
قَالَ
اَفَتَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُكُمْ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَضُرُّكُمْۜ
İbrahim: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi.[66-67]
وَاَيُّوبَ
اِذْ
نَادٰى
رَبَّهُٓ
اَنّ۪ي
مَسَّنِيَ
الضُّرُّ
وَاَنْتَ
اَرْحَمُ
الرَّاحِم۪ينَۚ
Eyyub da: «Başıma bir bela geldi, (Sana sığındım), Sen merhametlilerin merhametlisisin» diye Rabbine nida etmişti.[83]
فَاسْتَجَبْنَا
لَهُ
فَكَشَفْنَا
مَا
بِه۪
مِنْ
ضُرٍّ
وَاٰتَيْنَاهُ
اَهْلَهُ
وَمِثْلَهُمْ
مَعَهُمْ
رَحْمَةً
مِنْ
عِنْدِنَا
وَذِكْرٰى
لِلْعَابِد۪ينَ
Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.[84]
يَدْعُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَضُرُّهُ
وَمَا
لَا
يَنْفَعُهُۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الضَّلَالُ
الْبَع۪يدُ
Allah’ı bırakıp, kendisine fayda da zarar da veremeyen şeylere yalvarır. İşte derin sapıklık budur.[12]
يَدْعُوا
لَمَنْ
ضَرُّهُٓ
اَقْرَبُ
مِنْ
نَفْعِه۪ۜ
لَبِئْسَ
الْمَوْلٰى
وَلَبِئْسَ
الْعَش۪يرُ
Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır![13]
وَلَوْ
رَحِمْنَاهُمْ
وَكَشَفْنَا
مَا
بِهِمْ
مِنْ
ضُرٍّ
لَلَجُّوا
ف۪ي
طُغْيَانِهِمْ
يَعْمَهُونَ
Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.[75]
وَاتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اٰلِهَةً
لَا
يَخْلُقُونَ
شَيْـٔاً
وَهُمْ
يُخْلَقُونَ
وَلَا
يَمْلِكُونَ
لِاَنْفُسِهِمْ
ضَراًّ
وَلَا
نَفْعاً
وَلَا
يَمْلِكُونَ
مَوْتاً
وَلَا
حَيٰوةً
وَلَا
نُشُوراً
Kafirler, O’nu bırakıp, birşey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.[3]
وَيَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُهُمْ
وَلَا
يَضُرُّهُمْۜ
وَكَانَ
الْكَافِرُ
عَلٰى
رَبِّه۪
ظَه۪يراً
Allah’ı bırakıp, kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ederler. İnkar eden, Rabbine karşı gelenin (şeytanın) yardımcısıdır.[55]
اَوْ
يَنْفَعُونَكُمْ
اَوْ
يَضُرُّونَ
İbrahim: «Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?» demişti.[72-73]
اَمَّنْ
يُج۪يبُ
الْمُضْطَرَّ
اِذَا
دَعَاهُ
وَيَكْشِفُ
السُّٓوءَ
وَيَجْعَلُكُمْ
خُلَـفَٓاءَ
الْاَرْضِۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَذَكَّرُونَۜ
Yoksa, darda kalana, kendisine yakardığı zaman karşılık veren, başındaki sıkıntıyı gideren ve sizi yeryüzünün sahipleri yapan mı? Allah’ın yanında başka bir tanrı mi? Pek kıt düşünüyorsunuz.[62]
وَاِذَا
مَسَّ
النَّاسَ
ضُرٌّ
دَعَوْا
رَبَّهُمْ
مُن۪يب۪ينَ
اِلَيْهِ
ثُمَّ
اِذَٓا
اَذَاقَهُمْ
مِنْهُ
رَحْمَةً
اِذَا
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
بِرَبِّهِمْ
يُشْرِكُونَۙ
İnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O’na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz.[33-34]
نُمَتِّعُهُمْ
قَل۪يلاً
ثُمَّ
نَضْطَرُّهُمْ
اِلٰى
عَذَابٍ
غَل۪يظٍ
Onları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.[24]
فَالْيَوْمَ
لَا
يَمْلِكُ
بَعْضُكُمْ
لِبَعْضٍ
نَفْعاً
وَلَا
ضَراًّۜ
وَنَقُولُ
لِلَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
ذُوقُوا
عَذَابَ
النَّارِ
الَّت۪ي
كُنْتُمْ
بِهَا
تُكَذِّبُونَ
Zalimlere: «Yalanladığınız ateşin azabını tadın, bugün birbirinize ne fayda ve ne de zarar verebilirsiniz» deriz.[42]
Yükleniyor...