ط و ع
129 kelime · i'rab ağacında: 124
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 119 ayetler
Fâil 117 ayetler
Mef'ûlun bih 101 ayetler
رَسُولَ
22
↗
اللَّهَ
21
↗
ي
zamir 11
أَنْ
6
(هُ)
gizli 5
نَصْرَ
5
↗
الْكَافِرِينَ
4
↗
هُ
zamir 4
سَبِيلًا
3
↗
صَبْرًا
3
↗
كُمْ
zamir 3
الْمُنَافِقِينَ
2
↗
+29 daha (daha az geçenler)
أَمْرَ
2
↗
السَّمْعَ
2
↗
هُمَا
zamir 2
الَّذِينَ
1
مِنْ
1
طَلَبًا
1
↗
طَوْلًا
1
↗
فَرِيقًا
1
↗
قَتْلَ
1
↗
هُ
1
↗
كُبَرَاءَ
1
↗
أَكْثَرَ
1
↗
الْمُكَذِّبِينَ
1
↗
كُلَّ
1
↗
مُضِيًّا
1
↗
آثِمًا
1
↗
نَقْبًا
1
↗
بَشَرًا
1
↗
تَوْصِيَةً
1
↗
أَحَدًا
1
↗
حِيلَةً
1
↗
خَيْرًا
1
↗
رَدَّ
1
↗
أُولِي
1
↗
سَادَةَ
1
↗
صَرْفًا
1
↗
ضَرْبًا
1
↗
نَا
zamir 1
هُمْ
zamir 1
Nâib-i fâil 2 ayetler
Hâl 1 ayetler
Mef'ûlun mutlak 1 ayetler
Haber 14 ayetler
Fiil Mef'ûlun bih ي
11 ayet · ط و ع kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَمُصَدِّقاً
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيَّ
مِنَ
التَّوْرٰيةِ
وَلِاُحِلَّ
لَكُمْ
بَعْضَ
الَّذ۪ي
حُرِّمَ
عَلَيْكُمْ
وَجِئْتُكُمْ
بِاٰيَةٍ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِ
«Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin, bu doğru yoldur».[50-51]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Nuh, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin» dedi.[106-110]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۜ
Kardeşleri Nuh, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin» dedi.[106-110]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Hud, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum» dedi.[124-135]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Hud, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum» dedi.[124-135]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Salih onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah’tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin» dedi.[142-152]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Salih onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah’tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin» dedi.[142-152]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Lut, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz» dedi.[161-166]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۚ
Şuayb onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun» dedi.[177-184]
وَلَمَّا
جَٓاءَ
ع۪يسٰى
بِالْبَيِّنَاتِ
قَالَ
قَدْ
جِئْتُكُمْ
بِالْحِكْمَةِ
وَلِاُبَيِّنَ
لَكُمْ
بَعْضَ
الَّذ۪ي
تَخْتَلِفُونَ
ف۪يهِۚ
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِ
İsa, belgeleri getirdiği zaman demişti ki: «Size hikmetle ve ayrılığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak üzere geldim. Allah’a karşı gelmekten sakının, bana itaat edin.»[63]
اَنِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
وَاتَّقُوهُ
وَاَط۪يعُونِۙ
«Allah’a kulluk edin; O’ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah’ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!»[3-4]
Yükleniyor...