ع ل م
854 kelime · i'rab ağacında: 744
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 422 ayetler
Fâil 418 ayetler
و
zamir 199
(هُوَ)
gizli 103
اللَّهُ
19
↗
(أَنْتَ)
gizli 17
(نَحْنُ)
gizli 14
ت
zamir 14
(أَنَا)
gizli 12
نَا
zamir 10
الَّذِينَ
6
(أَحَدٌ)
gizli 4
وَ
3
نَفْسٌ
3
↗
+15 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun bih 228 ayetler
مَا
69
(هُ)
gizli 22
هُ
zamir 17
مِنْ
12
هُمْ
zamir 9
الَّذِينَ
8
الْغَيْبَ
7
↗
كُمْ
zamir 7
أَنْ
6
الْكِتَابَ
5
↗
السِّرَّ
5
↗
شَيْئًا
5
↗
+69 daha (daha az geçenler)
الْجَهْرَ
3
↗
خَيْرًا
3
↗
كَ
zamir 3
هَا
zamir 3
ي
zamir 3
cümle
2
أَيِّ
2
عَدَدَ
2
↗
عِلْمًا
2
مُتَقَلَّبَ
2
↗
الْقَائِلِينَ
2
↗
الْكَاذِبِينَ
2
↗
الْحِسَابَ
2
↗
الْحَقَّ
2
↗
الْحِكْمَةَ
2
↗
إِلَهٍ
2
↗
السِّحْرَ
2
↗
مَشْرَبَ
2
↗
الصَّابِرِينَ
2
↗
هُنَّ
zamir 2
أَنَّمَا
1
(أَيُّ)
gizli 1
(مَنْ)
gizli 1
آبَاءَ
1
↗
ظَاهِرًا
1
↗
يُعَذِّبُ
1
↗
عُقْبَى
1
↗
الْإِنْجِيلَ
1
↗
أَعْمَالَ
1
↗
الْمُعَوِّقِينَ
1
↗
يَغْفِرُ
1
↗
الْمُفْسِدَ
1
↗
قِتَالًا
1
↗
الْمُسْتَقْدِمِينَ
1
↗
الْقُرْآنَ
1
↗
مُسْتَقَرَّ
1
↗
كَثِيرًا
1
↗
نَبَأَ
1
↗
نَجْوَى
1
↗
نَذِيرُ
1
↗
أَنْزَلَ
1
↗
النَّشْأَةَ
1
↗
مَنْطِقَ
1
↗
الْمُنَافِقِينَ
1
↗
النَّاسَ
1
↗
مُسْتَوْدَعَ
1
↗
يَوْمَ
1
↗
أَحَدٍ
1
↗
الْمُسْتَأْخِرِينَ
1
↗
التَّوْرَاةَ
1
↗
مَثْوَا
1
↗
جُنُودَ
1
↗
الْمُجَاهِدِينَ
1
↗
جِئْنَا
1
↗
حُدُودَ
1
↗
حِينَ
1
↗
الْحِكْمَةَ
1
↗
أَخْفَى
1
↗
خَائِنَةَ
1
↗
الْمُؤْمِنِينَ
1
↗
الْإِنْسَانَ
1
↗
رُشْدًا
1
↗
تَأْوِيلَ
1
↗
تَسْبِيحَ
1
↗
آدَمَ
1
↗
سَمِيًّا
1
↗
سُوءٍ
1
↗
صَلَاةَ
1
↗
صَنْعَةَ
1
↗
Mef'ûlun fîh 15 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 13 ayetler
الْكِتَابَ
2
↗
اللَّهِ
2
↗
(مُسْتَقِرًّا)
gizli 1
الْإِنْجِيلَ
1
↗
قُلُوبِ
1
↗
الْبَيَانَ
1
↗
التَّوْرَاةَ
1
↗
الْحِكْمَةَ
1
↗
الْحِكْمَةَ
1
↗
مُؤْمِنَاتٍ
1
↗
تَأْوِيلِ
1
↗
السِّحْرَ
1
↗
+3 daha (daha az geçenler)
Nâib-i fâil 4 ayetler
Mef'ûlun lieclih 2 ayetler
Mef'ûlun maah 1 ayetler
Haber 163 ayetler
Mübteda 163 ayetler
اللَّهُ
72
↗
هُوَ
zamir 31
رَبُّ
13
↗
أَنْتُمْ
zamir 10
هُمْ
zamir 9
أَكْثَرُ
6
↗
نَحْنُ
zamir 6
الَّذِينَ
5
(هُوَ)
gizli 4
مَا
2
الرَّحْمَنُ
2
↗
ذَلِكَ
1
+3 daha (daha az geçenler)
Mecrur 73 ayetler
Muzâfun ileyh 64 ayetler
Sıfat 63 ayetler
Mübteda 19 ayetler
Hâl 8 ayetler
Mevsûf 7 ayetler
Muzâf Muzâfun ileyh غ ي ب
18 ayet · ع ل م kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
يَوْمَ
يَجْمَعُ
اللّٰهُ
الرُّسُلَ
فَيَقُولُ
مَاذَٓا
اُجِبْتُمْۜ
قَالُوا
لَا
عِلْمَ
لَنَاۜ
اِنَّكَ
اَنْتَ
عَلَّامُ
الْغُيُوبِ
Allah peygamberleri topladığı gün, «Size ne cevap verildi?» der; onlar, «Bizim bir bildiğimiz yoktur, doğrusu görülmeyenleri bilen ancak Sen’sin» derler.[109]
وَاِذْ
قَالَ
اللّٰهُ
يَا ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
ءَاَنْتَ
قُلْتَ
لِلنَّاسِ
اتَّخِذُون۪ي
وَاُمِّيَ
اِلٰهَيْنِ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
قَالَ
سُبْحَانَكَ
مَا
يَكُونُ
ل۪ٓي
اَنْ
اَقُولَ
مَا
لَيْسَ
ل۪ي
بِحَقٍّۜ
اِنْ
كُنْتُ
قُلْتُهُ
فَقَدْ
عَلِمْتَهُۜ
تَعْلَمُ
مَا
ف۪ي
نَفْس۪ي
وَلَٓا
اَعْلَمُ
مَا
ف۪ي
نَفْسِكَۜ
اِنَّكَ
اَنْتَ
عَلَّامُ
الْغُيُوبِ
Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?» demişti de, «Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin» demişti, «Ben onlara sadece ’Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin’ diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.»[116-117]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّۜ
وَيَوْمَ
يَقُولُ
كُنْ
فَيَكُونُۜ
قَوْلُهُ
الْحَقُّۜ
وَلَهُ
الْمُلْكُ
يَوْمَ
يُنْفَخُ
فِي
الصُّورِۜ
عَالِمُ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِۜ
وَهُوَ
الْحَك۪يمُ
الْخَب۪يرُ
Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O’dur ki «Ol» dediği gün (an) hemen olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O’nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O Hakim’dir, haberdardır.[73]
اَلَمْ
يَعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُ
سِرَّهُمْ
وَنَجْوٰيهُمْ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
عَلَّامُ
الْغُيُوبِۚ
İkiyüzlüler, Allah’ın onların sırlarını ve gizli toplantılarını bildiğini, Allah’ın görünmeyenleri bilen olduğunu bilmiyorlar mıydı?[78]
يَعْتَذِرُونَ
اِلَيْكُمْ
اِذَا
رَجَعْتُمْ
اِلَيْهِمْۜ
قُلْ
لَا
تَعْتَذِرُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكُمْ
قَدْ
نَبَّاَنَا
اللّٰهُ
مِنْ
اَخْبَارِكُمْۜ
وَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
ثُمَّ
تُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: «özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah’a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir.»[94]
وَقُلِ
اعْمَلُوا
فَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
وَالْمُؤْمِنُونَۜ
وَسَتُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَۚ
De ki: «İstediğinizi işleyin; Allah, Peygamberi ve müminler işlediklerinizi görecektir. Hepiniz, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O size, işlediklerinizi bildirecektir.»[105]
عَالِمُ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
الْكَب۪يرُ
الْمُتَعَالِ
Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi büyük Allah’a göre, aranızdan sözü gizleyen ile, açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur.[9-10]
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ۟
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.[92]
ذٰلِكَ
عَالِمُ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُۙ
O, görülmeyeni de görüleni de bilendir, güçlüdür, merhametlidir.[6]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَا
تَأْت۪ينَا
السَّاعَةُۜ
قُلْ
بَلٰى
وَرَبّ۪ي
لَتَأْتِيَنَّكُمْ
عَالِمِ
الْغَيْبِۚ
لَا
يَعْزُبُ
عَنْهُ
مِثْقَالُ
ذَرَّةٍ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَلَا
فِي
الْاَرْضِ
وَلَٓا
اَصْغَرُ
مِنْ
ذٰلِكَ
وَلَٓا
اَكْبَرُ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مُب۪ينٍۙ
İnkar edenler: «Kıyamet bize gelmeyecektir» dediler. De ki: «Hayır, öyle değil; görülmeyeni bilen Rabbim’e and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O’nun ilminin dışında değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitap’tadır.»[3]
قُلْ
اِنَّ
رَبّ۪ي
يَقْذِفُ
بِالْحَقِّۚ
عَلَّامُ
الْغُيُوبِ
De ki: «Görünmeyenleri en iyi bilen Rabbim, batılı hak ile ortadan kaldırır.»[48]
اِنَّ
اللّٰهَ
عَالِمُ
غَيْبِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
اِنَّهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Allah şüphesiz, göklerin ve yerin gaybını bilir. Doğrusu O kalplerde olanı bilendir.[38]
قُلِ
اللّٰهُمَّ
فَاطِرَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
عَالِمَ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
اَنْتَ
تَحْكُمُ
بَيْنَ
عِبَادِكَ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
De ki: «Ey göklerin, yerin yaratanı, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’ım! Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin.»[46]
اَعِنْدَهُ
عِلْمُ
الْغَيْبِ
فَهُوَ
يَرٰى
Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?[35]
هُوَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
عَالِمُ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِۚ
هُوَ
الرَّحْمٰنُ
الرَّح۪يمُ
O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır.[22]
قُلْ
اِنَّ
الْمَوْتَ
الَّذ۪ي
تَفِرُّونَ
مِنْهُ
فَاِنَّهُ
مُلَاق۪يكُمْ
ثُمَّ
تُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ۟
De ki: «Doğrusu kendisinden kaçtığınız ölüm mutlaka karşınıza çıkacaktır; sonra; görüleni de görülmeyeni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz, O size işlediklerinizi haber verecektir.»[8]
عَالِمُ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Görüleni görülmeyeni bilendir, güçlüdür. Hakim’dir.[18]
عَالِمُ
الْغَيْبِ
فَلَا
يُظْهِرُ
عَلٰى
غَيْبِه۪ٓ
اَحَداًۙ
Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz.[26]
Yükleniyor...