ع م ل
360 kelime · i'rab ağacında: 350
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 274 ayetler
Muzâf 56 ayetler
Mef'ûlun bih 37 ayetler
Fiili 37 ayetler
قُلْ
6
↗
زَيَّنَ
6
↗
أَحْبَطَ
4
↗
يَرَى
4
↗
أَضَلَّ
3
↗
تَعْمَلُونَ
3
لَيُوَفِّيَنَّ
3
↗
يُصْلِحُ
2
↗
أُضِيعُ
1
↗
يَعْلَمُ
1
↗
يَتِرَ
1
↗
تُبْطِلُوا
1
↗
+2 daha (daha az geçenler)
Mübteda 14 ayetler
Mecrur 10 ayetler
Mevsûf 10 ayetler
Fiil Mef'ûlun bih
209 ayet · ع م ل kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
يَٓا اَيُّهَا
الرُّسُلُ
كُلُوا
مِنَ
الطَّيِّبَاتِ
وَاعْمَلُوا
صَالِحاًۜ
اِنّ۪ي
بِمَا
تَعْمَلُونَ
عَل۪يمٌۜ
Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim.[51]
لَعَلّ۪ٓي
اَعْمَلُ
صَالِحاً
ف۪يمَا
تَرَكْتُ
كَلَّاۜ
اِنَّهَا
كَلِمَةٌ
هُوَ
قَٓائِلُهَاۜ
وَمِنْ
وَرَٓائِهِمْ
بَرْزَخٌ
اِلٰى
يَوْمِ
يُبْعَثُونَ
Onlardan birine ölüm gelince: «Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim» der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.[99-100]
يَوْمَ
تَشْهَدُ
عَلَيْهِمْ
اَلْسِنَتُهُمْ
وَاَيْد۪يهِمْ
وَاَرْجُلُهُمْ
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.[23-24]
فَاِنْ
لَمْ
تَجِدُوا
ف۪يهَٓا
اَحَداً
فَلَا
تَدْخُلُوهَا
حَتّٰى
يُؤْذَنَ
لَكُمْۚ
وَاِنْ
ق۪يلَ
لَكُمُ
ارْجِعُوا
فَارْجِعُوا
هُوَ
اَزْكٰى
لَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
عَل۪يمٌ
Eğer evde kimseyi bulamazsanız, yine de size izin verilmedikçe içeriye girmeyiniz. Size «Dönün» denirse dönün. Bu, sizi daha çok temize çıkarır. Allah yaptıklarınızı bilir.[28]
لِيَجْزِيَهُمُ
اللّٰهُ
اَحْسَنَ
مَا
عَمِلُوا
وَيَز۪يدَهُمْ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
وَاللّٰهُ
يَرْزُقُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
Allah, onları işlediklerinin en güzeliyle mükafatlandırır ve lütfundan onlara fazlasıyla verir. Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.[38]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْ
لَئِنْ
اَمَرْتَهُمْ
لَيَخْرُجُنَّۜ
قُلْ
لَا
تُقْسِمُواۚ
طَاعَةٌ
مَعْرُوفَةٌۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Eğer kendilerine emredersen, o iki yüzlüler, savaşa çıkacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler. De ki: «Yemin etmeyin; itaatiniz malumdur. Allah yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır.»[53]
وَعَدَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْكُمْ
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
كَمَا
اسْتَخْلَفَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۖ
وَلَيُمَكِّنَنَّ
لَهُمْ
د۪ينَهُمُ
الَّذِي
ارْتَضٰى
لَهُمْ
وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ
مِنْ
بَعْدِ
خَوْفِهِمْ
اَمْناًۜ
يَعْبُدُونَن۪ي
لَا
يُشْرِكُونَ
ب۪ي
شَيْـٔاًۜ
وَمَنْ
كَفَرَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْفَاسِقُونَ
Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.[55]
اَلَٓا
اِنَّ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
قَدْ
يَعْلَمُ
مَٓا
اَنْتُمْ
عَلَيْهِۜ
وَيَوْمَ
يُرْجَعُونَ
اِلَيْهِ
فَيُنَبِّئُهُمْ
بِمَا
عَمِلُواۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Dikkat edin; göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu da, kendisine döndürüleceğiniz günü de gerçekten bilir. Onlara işlediklerini haber verir. Allah herşeyi bilir.[64]
وَقَدِمْنَٓا
اِلٰى
مَا
عَمِلُوا
مِنْ
عَمَلٍ
فَجَعَلْنَاهُ
هَبَٓاءً
مَنْثُوراً
Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz.[23]
اِلَّا
مَنْ
تَابَ
وَاٰمَنَ
وَعَمِلَ
عَمَلاً
صَالِحاً
فَاُو۬لٰٓئِكَ
يُبَدِّلُ
اللّٰهُ
سَيِّـَٔاتِهِمْ
حَسَنَاتٍۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
غَفُوراً
رَح۪يماً
Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder.[70]
وَمَنْ
تَابَ
وَعَمِلَ
صَالِحاً
فَاِنَّهُ
يَتُوبُ
اِلَى
اللّٰهِ
مَتَاباً
Kim tevbe edip yararlı iş işlerse, şüphesiz o, Allah’a gereği gibi yönelmiş olur.[71]
قَالَ
وَمَا
عِلْم۪ي
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَۚ
Nuh: «Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım» dedi.[112-115]
رَبِّ
نَجِّن۪ي
وَاَهْل۪ي
مِمَّا
يَعْمَلُونَ
Lut: «Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar» dedi.[168-169]
قَالَ
رَبّ۪ٓي
اَعْلَمُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Şuayb: «Rabbim yaptıklarınızı çok iyi bilir» dedi.[188]
فَاِنْ
عَصَوْكَ
فَقُلْ
اِنّ۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِمَّا
تَعْمَلُونَۚ
Sana başkaldırırlarsa: «Yaptıklarınızdan uzağım» de.[216]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَذَكَرُوا
اللّٰهَ
كَث۪يراً
وَانْتَصَرُوا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
ظُلِمُواۜ
وَسَيَعْلَمُ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُٓوا
اَيَّ
مُنْقَلَبٍ
يَنْقَلِبُونَ
Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.[227]
فَتَبَسَّمَ
ضَاحِكاً
مِنْ
قَوْلِهَا
وَقَالَ
رَبِّ
اَوْزِعْن۪ٓي
اَنْ
اَشْكُرَ
نِعْمَتَكَ
الَّت۪ٓي
اَنْعَمْتَ
عَلَيَّ
وَعَلٰى
وَالِدَيَّ
وَاَنْ
اَعْمَلَ
صَالِحاً
تَرْضٰيهُ
وَاَدْخِلْن۪ي
بِرَحْمَتِكَ
ف۪ي
عِبَادِكَ
الصَّالِح۪ينَ
Süleyman, onun sözüne hafifçe güldü ve: «Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde, hoşnut olacağın işi yapmakta beni muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına koy» dedi.[19]
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاؤُ۫
قَالَ
اَكَذَّبْتُمْ
بِاٰيَات۪ي
وَلَمْ
تُح۪يطُوا
بِهَا
عِلْماً
اَمَّاذَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Geldikleri zaman Allah: «Ayetlerimi anlamadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?» der.[84]
وَمَنْ
جَٓاءَ
بِالسَّيِّئَةِ
فَكُبَّتْ
وُجُوهُهُمْ
فِي
النَّارِۜ
هَلْ
تُجْزَوْنَ
اِلَّا
مَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Kötülük getiren kimseler, yüzükoyun ateşe atılırlar. «Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılacaksınız?» denir.[90]
وَقُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
سَيُر۪يكُمْ
اٰيَاتِه۪
فَتَعْرِفُونَهَاۜ
وَمَا
رَبُّكَ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
De ki: «Hamd Allah’a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları bileceksiniz.» Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.[93]
Yükleniyor...