غ ف ر
234 kelime · i'rab ağacında: 168
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 105 ayetler
Fâil 102 ayetler
(أَنْتَ)
gizli 33
(هُوَ)
gizli 28
و
zamir 21
اللَّهُ
6
↗
(أَنَا)
gizli 3
(نَحْنُ)
gizli 2
رَبُّ
2
↗
الرَّسُولُ
2
↗
تَ
1
(أَحَدٌ)
gizli 1
ت
zamir 1
نَا
zamir 1
+1 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun bih 41 ayetler
Nâib-i fâil 2 ayetler
Mef'ûlun lieclih 1 ayetler
Mef'ûlun mutlak 1 ayetler
Haber 36 ayetler
Mübteda 13 ayetler
Mevsûf 11 ayetler
Mecrur 6 ayetler
Sıfat 6 ayetler
Haber Mübteda هُوَ
7 ayet · غ ف ر kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَاِنْ
يَمْسَسْكَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
فَلَا
كَاشِفَ
لَهُٓ
اِلَّا
هُوَۚ
وَاِنْ
يُرِدْكَ
بِخَيْرٍ
فَلَا
رَٓادَّ
لِفَضْلِه۪ۜ
يُص۪يبُ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ۜ
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O’nun nimetini engelleyecek yoktur. O’nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir.[107]
يَعْلَمُ
مَا
يَلِجُ
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
يَخْرُجُ
مِنْهَا
وَمَا
يَنْزِلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَمَا
يَعْرُجُ
ف۪يهَاۜ
وَهُوَ
الرَّح۪يمُ
الْغَفُورُ
Yere gireni ve oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, merhametlidir, mağfiret sahibidir.[2]
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّۚ
يُكَوِّرُ
الَّيْلَ
عَلَى
النَّهَارِ
وَيُكَوِّرُ
النَّهَارَ
عَلَى
الَّيْلِ
وَسَخَّرَ
الشَّمْسَ
وَالْقَمَرَۜ
كُلٌّ
يَجْر۪ي
لِاَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
اَلَا
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الْغَفَّارُ
Gökleri ve yeri gerçekten yaratan O’dur. Geceyi gündüze dolar, gündüzü geceye dolar. Her biri belirli bir süreye kadar yörüngelerinde yürüyen güneş ve ayı buyruk altında tutar. Dikkat edin, güçlü olan, çok bağışlayan O’dur.[5]
تَكَادُ
السَّمٰوَاتُ
يَتَفَطَّرْنَ
مِنْ
فَوْقِهِنَّ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
يُسَبِّحُونَ
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْ
وَيَسْتَغْفِرُونَ
لِمَنْ
فِي
الْاَرْضِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler Rablerini överek tesbih eder ve yeryüzünde bulunanlar için O’ndan bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah Şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır.[5]
اَمْ
يَقُولُونَ
افْتَرٰيهُۜ
قُلْ
اِنِ
افْتَرَيْتُهُ
فَلَا
تَمْلِكُونَ
ل۪ي
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
هُوَ
اَعْلَمُ
بِمَا
تُف۪يضُونَ
ف۪يهِۜ
كَفٰى
بِه۪
شَه۪يداً
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْۜ
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Veya, «onu uydurdu» derler. De ki: «Eğer onu uydurdumsa, beni Allah’a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız; O, Kuran için yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayandır, merhamet edendir.»[8]
اَلَّذ۪ي
خَلَقَ
الْمَوْتَ
وَالْحَيٰوةَ
لِيَبْلُوَكُمْ
اَيُّكُمْ
اَحْسَنُ
عَمَلاًۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْغَفُورُۙ
Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O’dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.[2]
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الْوَدُودُۙ
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O’dur.[14-5]
Yükleniyor...