ق د ر
132 kelime · i'rab ağacında: 78
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 41 ayetler
Mef'ûlun bih 16 ayetler
هُ
zamir 4
اللَّهَ
3
↗
مَنَازِلَ
2
↗
هَا
zamir 2
cümle
1
(هُ)
gizli 1
الْقَمَرَ
1
↗
أَقْوَاتَ
1
↗
اللَّيْلَ
1
↗
الْمَوْتَ
1
↗
النَّهَارَ
1
↗
رِزْقَ
1
↗
+1 daha (daha az geçenler)
Harf-i cer 15 ayetler
Mef'ûlun mutlak 5 ayetler
Mef'ûlun fîh 4 ayetler
Mef'ûlun lieclih 2 ayetler
Nâib-i fâil 2 ayetler
Haber 13 ayetler
Mecrur 13 ayetler
Sıfat 9 ayetler
Fiil Mef'ûlun bih
16 ayet · ق د ر kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَمَا
قَدَرُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
قَدْرِه۪ٓ
اِذْ
قَالُوا
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
عَلٰى
بَشَرٍ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
مَنْ
اَنْزَلَ
الْكِتَابَ
الَّذ۪ي
جَٓاءَ
بِه۪
مُوسٰى
نُوراً
وَهُدًى
لِلنَّاسِ
تَجْعَلُونَهُ
قَرَاط۪يسَ
تُبْدُونَهَا
وَتُخْفُونَ
كَث۪يراًۚ
وَعُلِّمْتُمْ
مَا
لَمْ
تَعْلَمُٓوا
اَنْتُمْ
وَلَٓا
اٰبَٓاؤُ۬كُمْۜ
قُلِ
اللّٰهُۙ
ثُمَّ
ذَرْهُمْ
ف۪ي
خَوْضِهِمْ
يَلْعَبُونَ
«Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir» demekle Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: «Musa’nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap’ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir.» «Allah» de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.[91]
هُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
الشَّمْسَ
ضِيَٓاءً
وَالْقَمَرَ
نُوراً
وَقَدَّرَهُ
مَنَازِلَ
لِتَعْلَمُوا
عَدَدَ
السِّن۪ينَ
وَالْحِسَابَۜ
مَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
ذٰلِكَ
اِلَّا
بِالْحَقِّۜ
يُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَعْلَمُونَ
Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O’dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.[5]
اِلَّا
امْرَاَتَهُ
قَدَّرْنَٓاۙ
اِنَّهَا
لَمِنَ
الْغَابِر۪ينَ۟
Şöyle cevap vermişlerdi: «Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut’un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk.»[58-60]
اِنَّ
رَبَّكَ
يَبْسُطُ
الرِّزْقَ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَقْدِرُۜ
اِنَّهُ
كَانَ
بِعِبَادِه۪
خَب۪يراً
بَص۪يراً۟
Doğrusu senin Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. O kullarını gören ve haberdar olandır.[30]
مَا
قَدَرُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
قَدْرِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَقَوِيٌّ
عَز۪يزٌ
Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.[74]
اَلَّذ۪ي
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَلَمْ
يَتَّخِذْ
وَلَداً
وَلَمْ
يَكُنْ
لَهُ
شَر۪يكٌ
فِي
الْمُلْكِ
وَخَلَقَ
كُلَّ
شَيْءٍ
فَقَدَّرَهُ
تَقْد۪يراً
Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, herşeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyen ve dünyaları uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran’ı indiren Allah yücelerin yücesidir.[1-2]
فَاَنْجَيْنَاهُ
وَاَهْلَـهُٓ
اِلَّا
امْرَاَتَهُۘ
قَدَّرْنَاهَا
مِنَ
الْغَابِر۪ينَ
Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk.[57]
وَجَعَلْنَا
بَيْنَهُمْ
وَبَيْنَ
الْقُرَى
الَّت۪ي
بَارَكْنَا
ف۪يهَا
قُرًى
ظَاهِرَةً
وَقَدَّرْنَا
ف۪يهَا
السَّيْرَۜ
س۪يرُوا
ف۪يهَا
لَيَالِيَ
وَاَيَّاماً
اٰمِن۪ينَ
Onlarla, kutlu kıldığımız şehirler arasında, karşıdan karşıya görünen kasabalar var etmiş, oraları gezilecek belirli konak yerleri yapmıştık, «Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde gezin» demiştik.[18]
وَالْقَمَرَ
قَدَّرْنَاهُ
مَنَازِلَ
حَتّٰى
عَادَ
كَالْعُرْجُونِ
الْقَد۪يمِ
Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir.[39]
وَمَا
قَدَرُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
قَدْرِه۪ۗ
وَالْاَرْضُ
جَم۪يعاً
قَبْضَتُهُ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
وَالسَّمٰوَاتُ
مَطْوِيَّاتٌ
بِيَم۪ينِه۪ۜ
سُبْحَانَهُ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Onlar Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. Bütün yeryüzü, kıyamet günü O’nun avucundadır; gökler O’nun kudretiyle dürülmüş olacaktır. O, putperestlerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.[67]
وَجَعَلَ
ف۪يهَا
رَوَاسِيَ
مِنْ
فَوْقِهَا
وَبَارَكَ
ف۪يهَا
وَقَدَّرَ
ف۪يهَٓا
اَقْوَاتَهَا
ف۪ٓي
اَرْبَعَةِ
اَيَّامٍۜ
سَوَٓاءً
لِلسَّٓائِل۪ينَ
Yeryüzüne üstünden ağır baskılar (dağlar) yerleştirdi, onu bereketli kıldı; arayıp soranlar için gıdalarını tam (toplam) dört gün içinde yetiştirmesi kanununu koydu (takdir etti).[10]
نَحْنُ
قَدَّرْنَا
بَيْنَكُمُ
الْمَوْتَ
وَمَا
نَحْنُ
بِمَسْبُوق۪ينَۙ
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.[60-61]
اِنَّ
رَبَّكَ
يَعْلَمُ
اَنَّكَ
تَقُومُ
اَدْنٰى
مِنْ
ثُلُثَيِ
الَّيْلِ
وَنِصْفَهُ
وَثُلُثَهُ
وَطَٓائِفَةٌ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
مَعَكَۜ
وَاللّٰهُ
يُقَدِّرُ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَۜ
عَلِمَ
اَنْ
لَنْ
تُحْصُوهُ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنَ
الْقُرْاٰنِۜ
عَلِمَ
اَنْ
سَيَكُونُ
مِنْكُمْ
مَرْضٰىۙ
وَاٰخَرُونَ
يَضْرِبُونَ
فِي
الْاَرْضِ
يَبْتَغُونَ
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِۙ
وَاٰخَرُونَ
يُقَاتِلُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۘ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنْهُۙ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَ
وَاَقْرِضُوا
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناًۜ
وَمَا
تُقَدِّمُوا
لِاَنْفُسِكُمْ
مِنْ
خَيْرٍ
تَجِدُوهُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
هُوَ
خَيْراً
وَاَعْظَمَ
اَجْراًۜ
وَاسْتَغْفِرُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah’a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.[20]
قَوَار۪يرَ
مِنْ
فِضَّةٍ
قَدَّرُوهَا
تَقْد۪يراً
Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.[16]
مِنْ
نُطْفَةٍۜ
خَلَقَهُ
فَقَدَّرَهُۙ
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;[19]
وَاَمَّٓا
اِذَا
مَا
ابْتَلٰيهُ
فَقَدَرَ
عَلَيْهِ
رِزْقَهُ
فَيَقُولُ
رَبّ۪ٓي
اَهَانَنِۚ
Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: «Rabbim bana hor baktı» der.[16]
Yükleniyor...