ل ق ي
146 kelime · i'rab ağacında: 144
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 105 ayetler
Fâil 86 ayetler
Mef'ûlun bih 71 ayetler
هُ
zamir 12
عَصَا
7
↗
السَّلَمَ
6
↗
هَا
zamir 6
الَّذِينَ
4
مَا
4
رَوَاسِيَ
4
↗
يَوْمَ
3
↗
(هُ)
gizli 2
الْقَوْلَ
2
↗
الرُّعْبَ
2
↗
السَّمْعَ
2
↗
+23 daha (daha az geçenler)
هُمْ
zamir 2
الْعَدَاوَةَ
1
↗
مَعَاذِيرَ
1
↗
غُلَامًا
1
↗
فِئَةً
1
↗
الْقُرْآنَ
1
↗
أَقْلَامَ
1
↗
كُلَّ
1
↗
كَلِمَاتٍ
1
↗
مَكَانًا
1
↗
الْأَلْوَاحَ
1
↗
أَثَامًا
1
↗
نَصَبًا
1
↗
نَضْرَةً
1
↗
أَنْهَارًا
1
↗
الْبَغْضَاءَ
1
↗
جَسَدًا
1
↗
حِبَالَ
1
↗
تَحِيَّةً
1
↗
الرُّوحَ
1
↗
سُبُلًا
1
↗
سُرُورًا
1
↗
كُمْ
zamir 1
Harf-i cer 31 ayetler
Nâib-i fâil 19 ayetler
Mef'ûlun fîh 13 ayetler
Hâl 7 ayetler
Mef'ûlun lieclih 6 ayetler
Mef'ûlun mutlak 1 ayetler
Mecrur 15 ayetler
Haber 8 ayetler
Fiil Fâil و
28 ayet · ل ق ي kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَاِذَا
لَقُوا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
قَالُٓوا
اٰمَنَّاۚ
وَاِذَا
خَلَوْا
اِلٰى
شَيَاط۪ينِهِمْۙ
قَالُٓوا
اِنَّا
مَعَكُمْۙ
اِنَّمَا
نَحْنُ
مُسْتَهْزِؤُ۫نَ
İnananlara rastladıkları zaman, «İnandık» derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, «Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz» derler.[14]
وَاِذَا
لَقُوا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
قَالُٓوا
اٰمَنَّاۚ
وَاِذَا
خَلَا
بَعْضُهُمْ
اِلٰى
بَعْضٍ
قَالُٓوا
اَتُحَدِّثُونَهُمْ
بِمَا
فَتَحَ
اللّٰهُ
عَلَيْكُمْ
لِيُحَٓاجُّوكُمْ
بِه۪
عِنْدَ
رَبِّكُمْۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
İnananlarla karşılaştıkları zaman, «İnandık» derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, «Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?» derlerdi.[76]
وَاَنْفِقُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَلَا
تُلْقُوا
بِاَيْد۪يكُمْ
اِلَى
التَّهْلُكَةِۚۛ
وَاَحْسِنُواۚۛ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُحْسِن۪ينَ
Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever.[195]
ذٰلِكَ
مِنْ
اَنْـبَٓاءِ
الْغَيْبِ
نُوح۪يهِ
اِلَيْكَۜ
وَمَا
كُنْتَ
لَدَيْهِمْ
اِذْ
يُلْقُونَ
اَقْلَامَهُمْ
اَيُّهُمْ
يَكْفُلُ
مَرْيَمَۖ
وَمَا
كُنْتَ
لَدَيْهِمْ
اِذْ
يَخْتَصِمُونَ
Bu Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin, çekişirlerken de orada bulunmadın.[44]
هَٓا اَنْتُمْ
اُو۬لَٓاءِ
تُحِبُّونَهُمْ
وَلَا
يُحِبُّونَكُمْ
وَتُؤْمِنُونَ
بِالْكِتَابِ
كُلِّه۪ۚ
وَاِذَا
لَقُوكُمْ
قَالُٓوا
اٰمَنَّاۗ
وَاِذَا
خَلَوْا
عَضُّوا
عَلَيْكُمُ
الْاَنَامِلَ
مِنَ
الْغَيْظِۜ
قُلْ
مُوتُوا
بِغَيْظِكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
İşte siz, onlar sizi sevmezken onları seven ve Kitapların bütününe inanan kimselersiniz. Size rastladıkları zaman: «İnandık» derler, yalnız kaldıklarında da, size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: «Öfkenizden çatlayın». Allah kalblerde olanı bilir.[119]
وَلَقَدْ
كُنْتُمْ
تَمَنَّوْنَ
الْمَوْتَ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
تَلْقَوْهُۖ
فَقَدْ
رَاَيْتُمُوهُ
وَاَنْتُمْ
تَنْظُرُونَ۟
And olsun ki, ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz; işte onu gözlerinizle bakarak gördünüz.[143]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
يَصِلُونَ
اِلٰى
قَوْمٍ
بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَهُمْ
م۪يثَاقٌ
اَوْ
جَٓاؤُ۫كُمْ
حَصِرَتْ
صُدُورُهُمْ
اَنْ
يُقَاتِلُوكُمْ
اَوْ
يُقَاتِلُوا
قَوْمَهُمْۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَسَلَّطَهُمْ
عَلَيْكُمْ
فَلَقَاتَلُوكُمْۚ
فَاِنِ
اعْتَزَلُوكُمْ
فَلَمْ
يُقَاتِلُوكُمْ
وَاَلْقَوْا
اِلَيْكُمُ
السَّلَمَۙ
فَمَا
جَعَلَ
اللّٰهُ
لَكُمْ
عَلَيْهِمْ
سَب۪يلاً
Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.[90]
سَتَجِدُونَ
اٰخَر۪ينَ
يُر۪يدُونَ
اَنْ
يَأْمَنُوكُمْ
وَيَأْمَنُوا
قَوْمَهُمْۜ
كُلَّمَا
رُدُّٓوا
اِلَى
الْفِتْنَةِ
اُرْكِسُوا
ف۪يهَاۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَعْتَزِلُوكُمْ
وَيُلْقُٓوا
اِلَيْكُمُ
السَّلَمَ
وَيَكُفُّٓوا
اَيْدِيَهُمْ
فَخُذُوهُمْ
وَاقْتُلُوهُمْ
حَيْثُ
ثَقِفْتُمُوهُمْۜ
وَاُو۬لٰٓئِكُمْ
جَعَلْنَا
لَكُمْ
عَلَيْهِمْ
سُلْطَاناً
مُب۪يناً۟
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.[91]
قَالَ
اَلْقُواۚ
فَلَمَّٓا
اَلْقَوْا
سَحَرُٓوا
اَعْيُنَ
النَّاسِ
وَاسْتَرْهَبُوهُمْ
وَجَٓاؤُ۫
بِسِحْرٍ
عَظ۪يمٍ
Musa: «Siz koyun» dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca insanların gözlerini sihirlediler ve onları ürküttüler, büyük bir sihir yaptılar.[116]
فَاَعْقَبَهُمْ
نِفَاقاً
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
اِلٰى
يَوْمِ
يَلْقَوْنَهُ
بِمَٓا
اَخْلَفُوا
اللّٰهَ
مَا
وَعَدُوهُ
وَبِمَا
كَانُوا
يَكْذِبُونَ
Allah’a verdikleri sözden caydıkları ve yalancı oldukları için O’nunla karşılaşacakları güne kadar Allah kalblerine nifak soktu.[77]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
السَّحَرَةُ
قَالَ
لَهُمْ
مُوسٰٓى
اَلْقُوا
مَٓا
اَنْتُمْ
مُلْقُونَ
Sihirbazlar gelince Musa onlara: «Atacağınızı atın» dedi.[80]
فَلَمَّٓا
اَلْقَوْا
قَالَ
مُوسٰى
مَا
جِئْتُمْ
بِهِ
السِّحْرُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
سَيُبْطِلُهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُصْلِحُ
عَمَلَ
الْمُفْسِد۪ينَ
Attıklarında, Musa: «Yaptığınız sihirdir, fakat Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini elbette düzeltmez. Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir» dedi.[81-82]
قَالَ
قَٓائِلٌ
مِنْهُمْ
لَا
تَقْتُلُوا
يُوسُفَ
وَاَلْقُوهُ
ف۪ي
غَيَابَتِ
الْجُبِّ
يَلْتَقِطْهُ
بَعْضُ
السَّيَّارَةِ
اِنْ
كُنْتُمْ
فَاعِل۪ينَ
İçlerinden biri: «Yusuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Böyle yaparsanız yolculardan onu bulup alan olur» dedi.[10]
اِذْهَبُوا
بِقَم۪يص۪ي
هٰذَا
فَاَلْقُوهُ
عَلٰى
وَجْهِ
اَب۪ي
يَأْتِ
بَص۪يراًۚ
وَأْتُون۪ي
بِاَهْلِكُمْ
اَجْمَع۪ينَ۟
Yusuf: «Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin» dedi.[92-93]
اَلَّذ۪ينَ
تَتَوَفّٰيهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
ظَالِم۪ٓي
اَنْفُسِهِمْۖ
فَاَلْقَوُا
السَّلَمَ
مَا
كُنَّا
نَعْمَلُ
مِنْ
سُٓوءٍۜ
بَلٰٓى
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Melekler kendilerine yazık etmiş kimselerin canlarını alırken: «Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk» diyerek teslim olurlar. Hayır; öyle değil; doğrusu Allah onların yaptıklarını bilmektedir.[28]
وَاِذَا
رَاَ
الَّذ۪ينَ
اَشْرَكُوا
شُرَكَٓاءَهُمْ
قَالُوا
رَبَّـنَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
شُرَكَٓاؤُ۬نَا
الَّذ۪ينَ
كُنَّا
نَدْعُوا
مِنْ
دُونِكَۚ
فَاَلْقَوْا
اِلَيْهِمُ
الْقَوْلَ
اِنَّكُمْ
لَكَاذِبُونَۚ
Allah’a ortak koşanlar, koştukları ortakları gördüklerinde: «Rabbimiz! Seni bırakıp yalvardığımız ortaklarımız bunlardır» derler. Koştukları ortaklar: «Doğrusu siz yalancısınız» diye söz atarlar.[86]
وَاَلْقَوْا
اِلَى
اللّٰهِ
يَوْمَئِذٍۨ
السَّلَمَ
وَضَلَّ
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ
Puta tapanlar o gün Allah’ın hükmüne teslim olurlar; uydurdukları şeyler onlardan uzaklaşırlar.[87]
فَخَلَفَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
خَلْفٌ
اَضَاعُوا
الصَّلٰوةَ
وَاتَّبَعُوا
الشَّهَوَاتِ
فَسَوْفَ
يَلْقَوْنَ
غَياًّۙ
Onların ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.[59]
قَالَ
بَلْ
اَلْقُواۚ
فَاِذَا
حِبَالُهُمْ
وَعِصِيُّهُمْ
يُخَيَّلُ
اِلَيْهِ
مِنْ
سِحْرِهِمْ
اَنَّهَا
تَسْعٰى
Musa: «Siz koyun» dedi. Hemen, değnekleri ve ipleri, sihirleri yüzünden, Musa’ya sanki yürüyorlarmış gibi geldi.[66]
اِذْ
تَلَقَّوْنَهُ
بِاَلْسِنَتِكُمْ
وَتَقُولُونَ
بِاَفْوَاهِكُمْ
مَا
لَيْسَ
لَكُمْ
بِه۪
عِلْمٌ
وَتَحْسَبُونَهُ
هَيِّناًۗ
وَهُوَ
عِنْدَ
اللّٰهِ
عَظ۪يمٌ
Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.[15]
Yükleniyor...