ن ف س
298 kelime · i'rab ağacında: 295
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mecrur 126 ayetler
Mef'ûlun bih 79 ayetler
Fiili 79 ayetler
يَظْلِمُونَ
23
↗
تَقْتُلُوا
13
↗
خَسِرُوا
8
↗
نُكَلِّفُ
5
↗
اشْتَرَوْا
4
↗
يَنْصُرُونَ
2
↗
يُحَذِّرُ
2
↗
أَخْرِجُوا
2
↗
تَخْتَانُونَ
2
↗
نَدْعُ
2
↗
تُزَكُّوا
2
↗
فَتَنْتُمْ
1
↗
+13 daha (daha az geçenler)
Muzâfun ileyh 37 ayetler
Fâil 32 ayetler
Fiili 32 ayetler
عَلِمَتْ
3
↗
تَهْوَى
3
↗
سَوَّلَتْ
3
↗
تَشْتَهِي
3
↗
تَجْزِي
2
↗
تَدْرِي
2
↗
تَزْهَقَ
2
↗
ضَاقَتْ
1
↗
طَوَّعَتْ
1
↗
قَدَّمَتْ
1
↗
تَقُولَ
1
↗
كَفَى
1
↗
+9 daha (daha az geçenler)
Mevsûf 14 ayetler
Mef'ûlun lieclih 12 ayetler
Haber 11 ayetler
Fiil 2 ayetler
Mecrur Harf-i cer لِ
32 ayet · ن ف س kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَۜ
وَمَا
تُقَدِّمُوا
لِاَنْفُسِكُمْ
مِنْ
خَيْرٍ
تَجِدُوهُ
عِنْدَ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür.[110]
نِسَٓاؤُ۬كُمْ
حَرْثٌ
لَكُمْۖ
فَأْتُوا
حَرْثَكُمْ
اَنّٰى
شِئْتُمْۘ
وَقَدِّمُوا
لِاَنْفُسِكُمْۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّكُمْ
مُلَاقُوهُۜ
وَبَشِّرِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin. İstikbal için hazırlıklı olun, Allah’tan sakının. O’na, hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu inananlara müjdele.[223]
لَيْسَ
عَلَيْكَ
هُدٰيهُمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَلِاَنْفُسِكُمْۜ
وَمَا
تُنْفِقُونَ
اِلَّا
ابْتِغَٓاءَ
وَجْهِ
اللّٰهِۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
يُوَفَّ
اِلَيْكُمْ
وَاَنْتُمْ
لَا
تُظْلَمُونَ
Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah’ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.[272]
وَمَا
كَانَ
لِنَفْسٍ
اَنْ
تَمُوتَ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِ
كِتَاباً
مُؤَجَّلاًۜ
وَمَنْ
يُرِدْ
ثَوَابَ
الدُّنْيَا
نُؤْتِه۪
مِنْهَاۚ
وَمَنْ
يُرِدْ
ثَوَابَ
الْاٰخِرَةِ
نُؤْتِه۪
مِنْهَاۜ
وَسَنَجْزِي
الشَّاكِر۪ينَ
Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez; o, belli bir vakte bağlanmıştır. Kim dünya nimetini isterse ona ondan veririz; ve kim ahiret nimetini isterse ona ondan veririz. Şükredenlerin mükafatını vereceğiz.[145]
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَنَّمَا
نُمْل۪ي
لَهُمْ
خَيْرٌ
لِاَنْفُسِهِمْۜ
اِنَّمَا
نُمْل۪ي
لَهُمْ
لِيَزْدَادُٓوا
اِثْماًۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
مُه۪ينٌ
İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azap onlaradır.[178]
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
بَصَٓائِرُ
مِنْ
رَبِّكُمْۚ
فَمَنْ
اَبْصَرَ
فَلِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
عَمِيَ
فَعَلَيْهَاۜ
وَمَٓا
اَنَا۬
عَلَيْكُمْ
بِحَف۪يظٍ
Doğrusu size Rabbiniz’den açık belgeler gelmiştir; kim görürse kendi lehine ve kim körlük ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz değilim.[104]
قُلْ
لَٓا
اَمْلِكُ
لِنَفْس۪ي
نَفْعاً
وَلَا
ضَراًّ
اِلَّا
مَا
شَٓاءَ
اللّٰهُۜ
وَلَوْ
كُنْتُ
اَعْلَمُ
الْغَيْبَ
لَاسْتَكْثَرْتُ
مِنَ
الْخَيْرِۚ
وَمَا
مَسَّنِيَ
السُّٓوءُ
اِنْ
اَنَا۬
اِلَّا
نَذ۪يرٌ
وَبَش۪يرٌ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ۟
De ki: «Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim.»[188]
يَوْمَ
يُحْمٰى
عَلَيْهَا
ف۪ي
نَارِ
جَهَنَّمَ
فَتُكْوٰى
بِهَا
جِبَاهُهُمْ
وَجُنُوبُهُمْ
وَظُهُورُهُمْۜ
هٰذَا
مَا
كَنَزْتُمْ
لِاَنْفُسِكُمْ
فَذُوقُوا
مَا
كُنْتُمْ
تَكْنِزُونَ
Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, «Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın» denecek.[35]
قُلْ
لَٓا
اَمْلِكُ
لِنَفْس۪ي
ضَراًّ
وَلَا
نَفْعاً
اِلَّا
مَا
شَٓاءَ
اللّٰهُۜ
لِكُلِّ
اُمَّةٍ
اَجَلٌۜ
اِذَا
جَٓاءَ
اَجَلُهُمْ
فَلَا
يَسْتَأْخِرُونَ
سَاعَةً
وَلَا
يَسْتَقْدِمُونَ
De ki: «Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar.»[49]
وَمَا
كَانَ
لِنَفْسٍ
اَنْ
تُؤْمِنَ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَيَجْعَلُ
الرِّجْسَ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْقِلُونَ
Allah’ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kötü bir azab verir.[100]
قُلْ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
قَدْ
جَٓاءَكُمُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكُمْۚ
فَمَنِ
اهْتَدٰى
فَاِنَّمَا
يَهْتَد۪ي
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
ضَلَّ
فَاِنَّمَا
يَضِلُّ
عَلَيْهَاۚ
وَمَٓا
اَنَا۬
عَلَيْكُمْ
بِوَك۪يلٍۜ
De ki: «Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Doğru yola giren ancak kendisi için girmiş ve sapıtan da kendi zararına olarak sapıtmıştır. Ben sizin üzerinize vekil değilim.»[108]
وَقَالَ
الْمَلِكُ
ائْتُون۪ي
بِه۪ٓ
اَسْتَخْلِصْهُ
لِنَفْس۪يۚ
فَلَمَّا
كَلَّمَهُ
قَالَ
اِنَّكَ
الْيَوْمَ
لَدَيْنَا
مَك۪ينٌ
اَم۪ينٌ
Hükümdar: «Onu bana getirin, yanıma alayım» dedi. Onunla konuşunca: «Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır.» dedi.[54]
قُلْ
مَنْ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
قُلِ
اللّٰهُۜ
قُلْ
اَفَاتَّخَذْتُمْ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اَوْلِيَٓاءَ
لَا
يَمْلِكُونَ
لِاَنْفُسِهِمْ
نَفْعاً
وَلَا
ضَراًّۜ
قُلْ
هَلْ
يَسْتَوِي
الْاَعْمٰى
وَالْبَص۪يرُۙ
اَمْ
هَلْ
تَسْتَوِي
الظُّلُمَاتُ
وَالنُّورُۚ
اَمْ
جَعَلُوا
لِلّٰهِ
شُرَكَٓاءَ
خَلَقُوا
كَخَلْقِه۪
فَتَشَابَهَ
الْخَلْقُ
عَلَيْهِمْۜ
قُلِ
اللّٰهُ
خَالِقُ
كُلِّ
شَيْءٍ
وَهُوَ
الْوَاحِدُ
الْقَهَّارُ
De ki: «Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?», «Allah’tır» de. «Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?» de. «Kör ile gören bir olur mu? Veya karanlıkla aydınlık bir midir?» de. Yoksa Allah’a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: «Her şeyi yaratan Allah’tır. O, her şeye üstün gelen tek Tanrı’dır.»[16]
اِنْ
اَحْسَنْتُمْ
اَحْسَنْتُمْ
لِاَنْفُسِكُمْ
وَاِنْ
اَسَأْتُمْ
فَلَهَاۜ
فَاِذَا
جَٓاءَ
وَعْدُ
الْاٰخِرَةِ
لِيَسُٓؤُ۫ا
وُجُوهَكُمْ
وَلِيَدْخُلُوا
الْمَسْجِدَ
كَمَا
دَخَلُوهُ
اَوَّلَ
مَرَّةٍ
وَلِيُتَبِّرُوا
مَا
عَلَوْا
تَتْب۪يراً
İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz o da kendinizedir. İki vaadden ikincisinin vakti gelince, yüzünüzü üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları, önceden Mescid’e girdikleri gibi girmeleri, ele geçirdikleri yerleri harap etmeleri için onları tekrar göndereceğiz.[7]
مَنِ
اهْتَدٰى
فَاِنَّمَا
يَهْتَد۪ي
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
ضَلَّ
فَاِنَّمَا
يَضِلُّ
عَلَيْهَاۜ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
اُخْرٰىۜ
وَمَا
كُنَّا
مُعَذِّب۪ينَ
حَتّٰى
نَبْعَثَ
رَسُولاً
Kim doğru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmiş ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıştır. Kimse kimsenin günahını çekmez. Biz peygamber göndermedikçe kimseye azabetmeyiz.[15]
وَدَخَلَ
جَنَّتَهُ
وَهُوَ
ظَالِمٌ
لِنَفْسِه۪ۚ
قَالَ
مَٓا
اَظُنُّ
اَنْ
تَب۪يدَ
هٰذِه۪ٓ
اَبَداًۙ
Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: «Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum» dedi.[35-36]
وَاتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اٰلِهَةً
لَا
يَخْلُقُونَ
شَيْـٔاً
وَهُمْ
يُخْلَقُونَ
وَلَا
يَمْلِكُونَ
لِاَنْفُسِهِمْ
ضَراًّ
وَلَا
نَفْعاً
وَلَا
يَمْلِكُونَ
مَوْتاً
وَلَا
حَيٰوةً
وَلَا
نُشُوراً
Kafirler, O’nu bırakıp, birşey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.[3]
قَالَ
الَّذ۪ي
عِنْدَهُ
عِلْمٌ
مِنَ
الْكِتَابِ
اَنَا۬
اٰت۪يكَ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَرْتَدَّ
اِلَيْكَ
طَرْفُكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهُ
مُسْتَقِراًّ
عِنْدَهُ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
فَضْلِ
رَبّ۪ي۠
لِيَبْلُوَن۪ٓي
ءَاَشْكُرُ
اَمْ
اَكْفُرُۜ
وَمَنْ
شَكَرَ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
رَبّ۪ي
غَنِيٌّ
كَر۪يمٌ
Kitabın bilgisine sahip olan biri: «Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: «Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir» dedi.[40]
وَاَنْ
اَتْلُوَا
الْقُرْاٰنَۚ
فَمَنِ
اهْتَدٰى
فَاِنَّمَا
يَهْتَد۪ي
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
ضَلَّ
فَقُلْ
اِنَّـمَٓا
اَنَا۬
مِنَ
الْمُنْذِر۪ينَ
De ki: «Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum.» Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur, kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. De ki: «Ben sadece, uyaranlardan biriyim.»[91-92]
Yükleniyor...