و ح ي
78 kelime · i'rab ağacında: 77
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 72 ayetler
Harf-i cer 63 ayetler
إِلَى
62
لِ
1
مِنْ
1
إِلَى
ile bağlanan
كَ
zamir 20
ي
zamir 13
مُوسَى
6
↗
هُمْ
zamir 6
هُ
zamir 4
نُوحٍ
2
↗
أُمِّ
2
↗
عَبْدِ
1
↗
عِيسَى
1
↗
أَيُّوبَ
1
↗
الْمَلَائِكَةِ
1
↗
النَّبِيِّينَ
1
↗
+15 daha (daha az geçenler)
لِ
ile bağlanan
Fâil 47 ayetler
Nâib-i fâil 25 ayetler
Mef'ûlun bih 21 ayetler
(هُ)
gizli 6
أَنْ
2
مَا
2
هُ
zamir 2
هَذَا
1
إِيتَاءَ
1
↗
فِعْلَ
1
↗
قُرْآنًا
1
↗
إِقَامَ
1
↗
لَتُنَبِّئَنَّ
1
↗
لَنُهْلِكَنَّ
1
↗
أَمْرَ
1
↗
+4 daha (daha az geçenler)
Hâl 7 ayetler
Mef'ûlun lieclih 4 ayetler
Mef'ûlun mutlak 4 ayetler
Fiil Nâib-i fâil
24 ayet · و ح ي kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
قُلْ
اَيُّ
شَيْءٍ
اَكْبَرُ
شَهَادَةًۜ
قُلِ
اللّٰهُ
شَه۪يدٌ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْ
وَاُو۫حِيَ
اِلَيَّ
هٰذَا
الْقُرْاٰنُ
لِاُنْذِرَكُمْ
بِه۪
وَمَنْ
بَلَغَۜ
اَئِنَّكُمْ
لَتَشْهَدُونَ
اَنَّ
مَعَ
اللّٰهِ
اٰلِهَةً
اُخْرٰىۜ
قُلْ
لَٓا
اَشْهَدُۚ
قُلْ
اِنَّمَا
هُوَ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌ
وَاِنَّن۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِمَّا
تُشْرِكُونَۢ
«Şahit olarak hangi şey daha büyüktür» de. «Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Bu Kuran bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu; Allah’la beraber başka tanrılar bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?» de. «Ben şehadet etmem» de. «O ancak tek Tanrıdır, doğrusu ben ortak koşmanızdan uzağım» de.[19]
قُلْ
لَٓا
اَقُولُ
لَكُمْ
عِنْد۪ي
خَزَٓائِنُ
اللّٰهِ
وَلَٓا
اَعْلَمُ
الْغَيْبَ
وَلَٓا
اَقُولُ
لَكُمْ
اِنّ۪ي
مَلَكٌۚ
اِنْ
اَتَّبِعُ
اِلَّا
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّۜ
قُلْ
هَلْ
يَسْتَوِي
الْاَعْمٰى
وَالْبَص۪يرُۜ
اَفَلَا
تَتَفَكَّرُونَ۟
De ki: «Size Allah’ın hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybı da bilmiyorum; size, ben meleğim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana uyuyorum.» De ki: «Görenle görmeyen bir midir? Düşünmüyor musunuz?»[50]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
اَوْ
قَالَ
اُو۫حِيَ
اِلَيَّ
وَلَمْ
يُوحَ
اِلَيْهِ
شَيْءٌ
وَمَنْ
قَالَ
سَاُنْزِلُ
مِثْلَ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُۜ
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذِ
الظَّالِمُونَ
ف۪ي
غَمَرَاتِ
الْمَوْتِ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
بَاسِطُٓوا
اَيْد۪يهِمْۚ
اَخْرِجُٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
اَلْيَوْمَ
تُجْزَوْنَ
عَذَابَ
الْهُونِ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
غَيْرَ
الْحَقِّ
وَكُنْتُمْ
عَنْ
اٰيَاتِه۪
تَسْتَكْبِرُونَ
Allah’a karşı yalan uydurandan veya kendisine bir şey vahyedilmemişken «Bana vahyolundu, Allah’ın indirdiği gibi ben de indireceğim» diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimleri can çekişirlerken melekler ellerini uzatmış, «Canlarınızı verin, bugün Allah’a karşı haksız yere söylediklerinizden, O’nun ayetlerine büyüklük taslamanızdan ötürü alçaltıcı azabla cezalandırılacaksınız» derken bir görsen![93]
اِتَّبِعْ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَۚ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
وَاَعْرِضْ
عَنِ
الْمُشْرِك۪ينَ
Rabbin’den sana vahyolunana uy, O’ndan başka tanrı yoktur, puta tapanlardan yüz çevir.[106]
قُلْ
لَٓا
اَجِدُ
ف۪ي
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيَّ
مُحَرَّماً
عَلٰى
طَاعِمٍ
يَطْعَمُهُٓ
اِلَّٓا
اَنْ
يَكُونَ
مَيْتَةً
اَوْ
دَماً
مَسْفُوحاً
اَوْ
لَحْمَ
خِنْز۪يرٍ
فَاِنَّهُ
رِجْسٌ
اَوْ
فِسْقاً
اُهِلَّ
لِغَيْرِ
اللّٰهِ
بِه۪ۚ
فَمَنِ
اضْطُرَّ
غَيْرَ
بَاغٍ
وَلَا
عَادٍ
فَاِنَّ
رَبَّكَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
De ki: «Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir.» Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder.[145]
وَاِذَا
لَمْ
تَأْتِهِمْ
بِاٰيَةٍ
قَالُوا
لَوْلَا
اجْتَبَيْتَهَاۜ
قُلْ
اِنَّـمَٓا
اَتَّبِـعُ
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
مِنْ
رَبّ۪يۚ
هٰذَا
بَصَٓائِرُ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَهُدًى
وَرَحْمَةٌ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, «Sen bir tane yapsaydın ya» derler. De ki: «Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir.»[203]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍۙ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
ائْتِ
بِقُرْاٰنٍ
غَيْرِ
هٰذَٓا
اَوْ
بَدِّلْهُۜ
قُلْ
مَا
يَكُونُ
ل۪ٓي
اَنْ
اُبَدِّلَهُ
مِنْ
تِلْقَٓائِ۬
نَفْس۪يۚ
اِنْ
اَتَّبِعُ
اِلَّا
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّۚ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اِنْ
عَصَيْتُ
رَبّ۪ي
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
Ayetlerimiz onlara açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, «Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir» dediler. De ki: «Onu kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabına uğramaktan korkarım.»[15]
فَلَعَلَّكَ
تَارِكٌ
بَعْضَ
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيْكَ
وَضَٓائِقٌ
بِه۪
صَدْرُكَ
اَنْ
يَقُولُوا
لَوْلَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْهِ
كَنْزٌ
اَوْ
جَٓاءَ
مَعَهُ
مَلَكٌۜ
اِنَّـمَٓا
اَنْتَ
نَذ۪يرٌۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
وَك۪يلٌۜ
Putperestlerin: «Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?» demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.[12]
وَاُو۫حِيَ
اِلٰى
نُوحٍ
اَنَّهُ
لَنْ
يُؤْمِنَ
مِنْ
قَوْمِكَ
اِلَّا
مَنْ
قَدْ
اٰمَنَ
فَلَا
تَبْتَئِسْ
بِمَا
كَانُوا
يَفْعَلُونَۚ
Nuh’a, «Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır» diye Allah tarafından vahyolundu.[36-37]
وَاتْلُ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنْ
كِتَابِ
رَبِّكَۚ
لَا
مُبَدِّلَ
لِكَلِمَاتِه۪
وَلَنْ
تَجِدَ
مِنْ
دُونِه۪
مُلْتَحَداً
Rabbinin Kitap’ından sana vahyolunanı oku; O’nun sözlerini değiştirecek yoktur. O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.[27]
قُلْ
اِنَّـمَٓا
اَنَا۬
بَشَرٌ
مِثْلُكُمْ
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
اَنَّـمَٓا
اِلٰهُكُمْ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۚ
فَمَنْ
كَانَ
يَرْجُوا
لِقَٓاءَ
رَبِّه۪
فَلْيَعْمَلْ
عَمَلاً
صَالِحاً
وَلَا
يُشْرِكْ
بِعِبَادَةِ
رَبِّه۪ٓ
اَحَداً
De ki: «Ben de ancak sizin gibi bir insanım; ancak bana tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Rabbine kavuşmayı uman kimse yararlı iş işleşin ve Rabbine kullukta hiç ortak koşmasın.»[110]
وَاَنَا
اخْتَرْتُكَ
فَاسْتَمِـعْ
لِمَا
يُوحٰى
«Ben seni seçtim; artık vahyolunanları dinle.»[13]
اِذْ
اَوْحَيْنَٓا
اِلٰٓى
اُمِّكَ
مَا
يُوحٰىۙ
Allah: «Ey Musa! İstediğin sana verildi» dedi, «Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa’yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.»[36-39]
اِنَّا
قَدْ
اُو۫حِيَ
اِلَيْنَٓا
اَنَّ
الْعَذَابَ
عَلٰى
مَنْ
كَذَّبَ
وَتَوَلّٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
قُلْ
اِنَّمَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
اَنَّـمَٓا
اِلٰهُكُمْ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۚ
فَهَلْ
اَنْتُمْ
مُسْلِمُونَ
De ki: «Doğrusu tanrınızın tek bir Tanrı olduğu bana şüphesiz vahyolundu. Artık müslüman olacak mısınız?»[108]
اُتْلُ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَاَقِمِ
الصَّلٰوةَۜ
اِنَّ
الصَّلٰوةَ
تَنْهٰى
عَنِ
الْفَحْشَٓاءِ
وَالْمُنْكَرِۜ
وَلَذِكْرُ
اللّٰهِ
اَكْبَرُۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
مَا
تَصْنَعُونَ
Kitap’tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah’ı anmak en büyük şeydir! Allah Yaptıklarınızı bilir.[45]
وَاتَّبِعْ
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يراًۙ
Sana Rabbinden vahyolunana uy; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.[2]
اِنْ
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
اِلَّٓا
اَنَّمَٓا
اَنَا۬
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
«Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.»[70]
وَلَقَدْ
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
وَاِلَى
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكَۚ
لَئِنْ
اَشْرَكْتَ
لَيَحْبَطَنَّ
عَمَلُكَ
وَلَتَكُونَنَّ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ
And olsun ki sana da, senden önceki peygamberlere de vahyolunmuştur: «And olsun, eğer Allah’a ortak koşarsan işlerin şüphesiz boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun.»[65]
قُلْ
اِنَّـمَٓا
اَنَا۬
بَشَرٌ
مِثْلُكُمْ
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
اَنَّـمَٓا
اِلٰهُـكُمْ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌ
فَاسْتَق۪يمُٓوا
اِلَيْهِ
وَاسْتَغْفِرُوهُۜ
وَوَيْلٌ
لِلْمُشْرِك۪ينَۙ
Onlara söyle: «Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Artık O’na yönelin, O’ndan bağışlanma dileyin; vay ortak koşanlara!»[6]
Yükleniyor...