ج ع ل
346 kelime · i'rab ağacında: 320
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 316 ayetler
Fâil 312 ayetler
(هُوَ)
gizli 106
نَا
zamir 105
(أَنْتَ)
gizli 27
و
zamir 24
(نَحْنُ)
gizli 20
اللَّهُ
17
↗
رَبُّ
3
↗
ت
zamir 3
(أَنَا)
gizli 2
أَ
1
الَّذِينَ
1
(هِيَ)
gizli 1
+2 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun bih 303 ayetler
هُ
zamir 34
هُمْ
zamir 18
هَا
zamir 12
كُمْ
zamir 11
النَّهَارَ
10
↗
إِلَهًا
9
↗
ي
zamir 9
اللَّيْلَ
8
↗
أَزْوَاجًا
7
↗
الْأَرْضَ
6
↗
نُورًا
5
↗
بَنِينَ
5
↗
+137 daha (daha az geçenler)
سُلْطَانًا
5
↗
كَ
zamir 5
نَا
zamir 5
أَنْدَادًا
4
↗
الْأَبْصَارَ
4
↗
جَنَّاتٍ
4
↗
رَوَاسِيَ
4
↗
سَبِيلًا
4
↗
مِنْ
3
(هُ)
gizli 3
الْأَغْلَالَ
3
↗
الْأَفْئِدَةَ
3
↗
لِسَانَ
3
↗
النُّبُوَّةَ
3
↗
مَوَدَّةً
3
↗
أَئِمَّةً
3
↗
آيَةً
3
↗
السَّمْعَ
3
↗
شُرَكَاءَ
3
↗
عَالِيَ
2
↗
مَعَايِشَ
2
↗
قَلْبَيْنِ
2
↗
الْقَمَرَ
2
↗
الْكِتَابَ
2
↗
كُلَّ
2
↗
بُرُوجًا
2
↗
الْمَلَائِكَةَ
2
↗
مَنْسَكًا
2
↗
النَّوْمَ
2
↗
مَوْعِدًا
2
↗
مَوَالِيَ
2
↗
يُسْرًا
2
↗
الْبَيْتَ
2
↗
جُزْءًا
2
↗
جَهَنَّمَ
2
↗
حَرَجٍ
2
↗
الْحَمِيَّةَ
2
↗
خَرْجًا
2
↗
خَيْرًا
2
↗
أَدْعِيَاءَ
2
↗
ذُرِّيَّةً
2
↗
الرِّجْسَ
2
↗
رَحْمَةً
2
↗
سِرَاجًا
2
↗
السِّقَايَةَ
2
↗
الشَّمْسَ
2
↗
أَصَابِعَ
2
↗
إِلَّا
1
الَّذِينَ
1
بَيْنَ
1
ذَلِكَ
1
مَا
1
هَذَا
1
(بَلْدَ)
gizli 1
(هَا)
gizli 1
الظُّلُمَاتِ
1
↗
عِدَّةَ
1
↗
عَدُوًّا
1
↗
أَعِزَّةَ
1
↗
عِمَارَةَ
1
↗
عِوَجًا
1
↗
عَيْنَيْنِ
1
↗
غِشَاوَةً
1
↗
فَتْحًا
1
↗
فِتْنَةَ
1
↗
فُرْقَانًا
1
↗
الْقِبْلَةَ
1
↗
قَدْرًا
1
↗
الْقُرْآنَ
1
↗
الْقِرَدَةَ
1
↗
قُرًى
1
↗
قُصُورًا
1
↗
الْقَلَائِدَ
1
↗
قَيِّمًا
1
↗
الْكَعْبَةَ
1
↗
كَلِمَةَ
1
↗
مَكَانًا
1
↗
بَحِيرَةٍ
1
↗
لَعْنَةَ
1
↗
الْبُدْنَ
1
↗
مَالًا
1
↗
بَرْزَخًا
1
↗
النُّجُومَ
1
↗
نَسَبًا
1
↗
نَسْلَ
1
↗
نَصِيبًا
1
↗
نَصِيرًا
1
↗
الْأَنْعَامَ
1
↗
مِنْهَاجًا
1
↗
النَّاسَ
1
↗
الْهَدْيَ
1
↗
بِضَاعَةَ
1
↗
مَوْبِقًا
1
↗
وَزِيرًا
1
↗
وَصِيلَةٍ
1
↗
الْمُتَّقِينَ
1
↗
الْوِلْدَانَ
1
↗
يَدَ
1
↗
بَعْضَ
1
↗
أَجَلًا
1
↗
أَخَا
1
↗
مُجْرِمِينَ
1
↗
حِجَابًا
1
↗
حِجْرًا
1
↗
حَرَامًا
1
↗
حَظًّا
1
↗
حَفَدَةً
1
↗
حَلَالًا
1
↗
الْخَبِيثَ
1
↗
خِلَالَ
1
↗
الْخَنَازِيرَ
1
↗
أَمَدًا
1
↗
دَكًّا
1
↗
رَأْفَةً
1
↗
الرُّؤْيَا
1
↗
رَدْمًا
1
↗
رِزْقَ
1
↗
أَهْلَ
1
↗
زَرْعًا
1
↗
زِينَةً
1
↗
سِتْرًا
1
↗
سَدًّا
1
↗
سَرَابِيلَ
1
↗
سَرِيًّا
1
↗
الْمُسْلِمِينَ
1
↗
سَمِيًّا
1
↗
سَائِبَةٍ
1
↗
الشَّجَرَةَ
1
↗
شِرْعَةً
1
↗
شَيَاطِينَ
1
↗
شَفَتَيْنِ
1
↗
الشَّهْرَ
1
↗
أَصْحَابَ
1
↗
صَدْرَ
1
↗
صَرْحًا
1
↗
هُمَا
zamir 1
هُنَّ
zamir 1
Mef'ûlun bih (2.) 297 ayetler
كُمْ
zamir 27
(مُسْتَقِرًّا)
gizli 16
هُ
zamir 16
هُمْ
zamir 10
اللَّهِ
9
↗
خَلَائِفَ
8
↗
كُلِّ
7
↗
أَئِمَّةً
7
↗
آيَةً
7
↗
هَا
zamir 7
ي
zamir 6
بَيْنَ
5
+131 daha (daha az geçenler)
الَّذِينَ
4
(شَيْئًا)
gizli 4
فِتْنَةً
4
↗
سَافِلَ
4
↗
قُلُوبِ
3
↗
قِيَامًا
3
↗
نُورًا
3
↗
كَ
zamir 3
نَا
zamir 3
(هُ)
gizli 2
أَعْنَاقِ
2
↗
غُثَاءً
2
↗
قَبَائِلَ
2
↗
قُرْآنًا
2
↗
قَرَارٍ
2
↗
الْكَافِرِينَ
2
↗
مَثَلًا
2
↗
مَلَكًا
2
↗
مَهْدًا
2
↗
نَبِيًّا
2
↗
هُدًى
2
↗
بَصَرِ
2
↗
الْوَارِثِينَ
2
↗
آذَانِ
2
↗
أَحَادِيثَ
2
↗
حَصِيدًا
2
↗
حُطَامًا
2
↗
دُونِ
2
↗
ذُرِّيَّةِ
2
↗
تَذْكِرَةً
2
↗
أَذِلَّةً
2
↗
رَجُلٍ
2
↗
رَحْلِ
2
↗
الْمُرْسَلِينَ
2
↗
سَرْمَدًا
2
↗
السَّمَاءِ
2
↗
شِيبًا
2
↗
الصَّالِحِينَ
2
↗
الَّتِي
1
أَنْ
1
مَا
1
(أَحَدًا)
gizli 1
(إِمَانًا)
gizli 1
(مَشْرُوعَةً)
gizli 1
(هَا)
gizli 1
تَضْلِيلٍ
1
↗
ضَيِّقًا
1
↗
عَدُوًّا
1
↗
عَذَابِ
1
↗
عُرْضَةً
1
↗
عَصْفٍ
1
↗
عِضِينَ
1
↗
عَقِيمًا
1
↗
مَعَاشًا
1
↗
مَغْلُولَةً
1
↗
غَيَابَةِ
1
↗
الْفُجَّارِ
1
↗
الْمُفْسِدِينَ
1
↗
قَرَاطِيسَ
1
↗
قَاسِيَةً
1
↗
قُوَّةً
1
↗
أَكَابِرَ
1
↗
أَكْثَرَ
1
↗
الْكَاذِبِينَ
1
↗
كِسَفًا
1
↗
كِفَاتًا
1
↗
كَلِمَةً
1
↗
لِبَاسًا
1
↗
مَتَاعًا
1
↗
نَسَبًا
1
↗
مُبَارَكًا
1
↗
نُشُورًا
1
↗
نُطْفَةً
1
↗
أُجَاجًا
1
↗
نَكَالًا
1
↗
بِسَاطًا
1
↗
أَنْهَارًا
1
↗
النَّاسِ
1
↗
هَبَاءً
1
↗
مَهْلِكِ
1
↗
وَزِيرًا
1
↗
مَوْعِظَةً
1
↗
الْمُتَّقِينَ
1
↗
وَلِيِّ
1
↗
وَهَّاجًا
1
↗
بَعْضٍ
1
↗
الْبَاقِينَ
1
↗
أَبْكَارًا
1
↗
أَحَدِ
1
↗
بَلَدًا
1
↗
أَبْنَاءَ
1
↗
تَحْتَ
1
↗
مَثَابَةً
1
↗
جَبَّارًا
1
↗
جُذَاذًا
1
↗
الْمُجْرِمِينَ
1
↗
تَجْرِي
1
↗
جَهَنَّمَ
1
↗
حَاجِزًا
1
↗
حَرَمًا
1
↗
حَسْرَةً
1
↗
حَقًّا
1
↗
خَزَائِنِ
1
↗
الْأَخْسَرِينَ
1
↗
دُعَاءِ
1
↗
دَكَّاءَ
1
↗
دَلِيلًا
1
↗
أَمْنًا
1
↗
إِنَاثًا
1
↗
رُجُومًا
1
↗
رَحْمَةً
1
↗
رُكَامًا
1
↗
الرَّمِيمِ
1
↗
أَزْوَاجًا
1
↗
سُبَاتًا
1
↗
الْمَسْجُونِينَ
1
↗
سِرَاجًا
1
↗
سَاكِنًا
1
↗
سَلَفًا
1
↗
سُلَالَةٍ
1
↗
مُسْلِمَيْنِ
1
↗
سَمِيعًا
1
↗
شَرِيعَةٍ
1
↗
شُعُوبًا
1
↗
شَعَائِرِ
1
↗
شِيَعًا
1
↗
صِرَاطٍ
1
↗
صِهْرًا
1
↗
ضَعْفًا
1
↗
كُمَا
zamir 1
هُنَّ
zamir 1
Mef'ûlun lieclih 35 ayetler
Mef'ûlun fîh 21 ayetler
Hâl 11 ayetler
Harf-i cer 5 ayetler
Mef'ûlun mutlak 5 ayetler
Nâib-i fâil 1 ayetler
Temyiz 1 ayetler
Haber 10 ayetler
Fiil
287 ayet · ج ع ل kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
اِلَّا
تَنْصُرُوهُ
فَقَدْ
نَصَرَهُ
اللّٰهُ
اِذْ
اَخْرَجَهُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
ثَانِيَ
اثْنَيْنِ
اِذْ
هُمَا
فِي
الْغَارِ
اِذْ
يَقُولُ
لِصَاحِبِه۪
لَا
تَحْزَنْ
اِنَّ
اللّٰهَ
مَعَنَاۚ
فَاَنْزَلَ
اللّٰهُ
سَك۪ينَتَهُ
عَلَيْهِ
وَاَيَّدَهُ
بِجُنُودٍ
لَمْ
تَرَوْهَا
وَجَعَلَ
كَلِمَةَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
السُّفْلٰىۜ
وَكَلِمَةُ
اللّٰهِ
هِيَ
الْعُلْيَاۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
Ona (Muhammed’e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkar edenler onu Mekke’den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına (Ebu Bekir’e) «Üzülme, Allah bizimledir» diyordu; Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah’ın sözü yücedir. Allah güçlüdür, hakimdir.[40]
هُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
الشَّمْسَ
ضِيَٓاءً
وَالْقَمَرَ
نُوراً
وَقَدَّرَهُ
مَنَازِلَ
لِتَعْلَمُوا
عَدَدَ
السِّن۪ينَ
وَالْحِسَابَۜ
مَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
ذٰلِكَ
اِلَّا
بِالْحَقِّۜ
يُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَعْلَمُونَ
Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O’dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.[5]
ثُمَّ
جَعَلْنَاكُمْ
خَلَٓائِفَ
فِي
الْاَرْضِ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
لِنَنْظُرَ
كَيْفَ
تَعْمَلُونَ
Sonra onların ardından, nasıl davranacağınıza bakmak için sizi yeryüzünde onların yerine geçirdik.[14]
اِنَّمَا
مَثَلُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
كَمَٓاءٍ
اَنْزَلْنَاهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَاخْتَلَطَ
بِه۪
نَبَاتُ
الْاَرْضِ
مِمَّا
يَأْكُلُ
النَّاسُ
وَالْاَنْعَامُۜ
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَخَذَتِ
الْاَرْضُ
زُخْرُفَهَا
وَازَّيَّـنَتْ
وَظَنَّ
اَهْلُهَٓا
اَنَّهُمْ
قَادِرُونَ
عَلَيْهَٓاۙ
اَتٰيهَٓا
اَمْرُنَا
لَيْلاً
اَوْ
نَهَاراً
فَجَعَلْنَاهَا
حَص۪يداً
كَاَنْ
لَمْ
تَغْنَ
بِالْاَمْسِۜ
كَذٰلِكَ
نُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Dünya hayatı gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzünün süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce birşey yokmuş gibi olmuştur. Düşünen millet için ayetleri böylece uzun açıklıyoruz.[24]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
لَكُمْ
مِنْ
رِزْقٍ
فَجَعَلْتُمْ
مِنْهُ
حَرَاماً
وَحَلَالاًۜ
قُلْ
آٰللّٰهُ
اَذِنَ
لَكُمْ
اَمْ
عَلَى
اللّٰهِ
تَفْتَرُونَ
De ki: «Allah’ın size indirdiği rızkın bir kısmını haram, bir kısmını helal kıldığınızı görmüyor musunuz?» De ki: «Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah’a karşı yalan mı uyduruyorsunuz?»[59]
هُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
لَـكُمُ
الَّيْلَ
لِتَسْكُنُوا
ف۪يهِ
وَالنَّهَارَ
مُبْصِراًۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَسْمَعُونَ
Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Kulak veren millet için bunlarda ayetler vardır.[67]
فَكَذَّبُوهُ
فَنَجَّيْنَاهُ
وَمَنْ
مَعَهُ
فِي
الْفُلْكِ
وَجَعَلْنَاهُمْ
خَلَٓائِفَ
وَاَغْرَقْنَا
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَاۚ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الْمُنْذَر۪ينَ
Onu yalancı saydılar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları ötekilerin yerine geçirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.[73]
فَقَالُوا
عَلَى
اللّٰهِ
تَوَكَّلْنَاۚ
رَبَّـنَا
لَا
تَجْعَلْنَا
فِتْنَةً
لِلْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَۙ
«Allah’a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar» dediler.[85-86]
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسٰى
وَاَخ۪يهِ
اَنْ
تَبَوَّاٰ
لِقَوْمِكُمَا
بِمِصْرَ
بُيُوتاً
وَاجْعَلُوا
بُيُوتَكُمْ
قِبْلَةً
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَۜ
وَبَشِّرِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Musa ve kardeşine: «Mısır’da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin, namaz kılın» diye vahyettik, «İnananlara müjde et.»[87]
وَمَا
كَانَ
لِنَفْسٍ
اَنْ
تُؤْمِنَ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَيَجْعَلُ
الرِّجْسَ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْقِلُونَ
Allah’ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kötü bir azab verir.[100]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
اَمْرُنَا
جَعَلْنَا
عَالِيَهَا
سَافِلَهَا
وَاَمْطَرْنَا
عَلَيْهَا
حِجَارَةً
مِنْ
سِجّ۪يلٍۙ
مَنْضُودٍۙ
Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.[82-83]
وَلَوْ
شَٓاءَ
رَبُّكَ
لَجَعَلَ
النَّاسَ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَلَا
يَزَالُونَ
مُخْتَلِف۪ينَۙ
Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin «And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım» sözü yerine gelmiştir.[118-119]
فَلَمَّا
ذَهَبُوا
بِه۪
وَاَجْمَعُٓوا
اَنْ
يَجْعَلُوهُ
ف۪ي
غَيَابَتِ
الْجُبِّۚ
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلَيْهِ
لَتُنَبِّئَنَّهُمْ
بِاَمْرِهِمْ
هٰذَا
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Yusuf’u oturup bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdılar. Biz ona, kardeşlerinin bu işlerini kendileri farkına varmadan haber vereceksin, diye vahyettik.[15]
قَالَ
اجْعَلْن۪ي
عَلٰى
خَزَٓائِنِ
الْاَرْضِۚ
اِنّ۪ي
حَف۪يظٌ
عَل۪يمٌ
Yusuf: «Beni memleketin hazinelerine memur et, çünkü ben korumasını ve yönetmesini bilirim» dedi.[55]
وَقَالَ
لِفِتْيَانِهِ
اجْعَلُوا
بِضَاعَتَهُمْ
ف۪ي
رِحَالِهِمْ
لَعَلَّهُمْ
يَعْرِفُونَـهَٓا
اِذَا
انْقَلَـبُٓوا
اِلٰٓى
اَهْلِهِمْ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
Yusuf adamlarına: «Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha dönerler» dedi.[62]
فَلَمَّا
جَهَّزَهُمْ
بِجَهَازِهِمْ
جَعَلَ
السِّقَايَةَ
ف۪ي
رَحْلِ
اَخ۪يهِ
ثُمَّ
اَذَّنَ
مُؤَذِّنٌ
اَيَّتُهَا
الْع۪يرُ
اِنَّكُمْ
لَسَارِقُونَ
Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir münadi şöyle bağırdı: «Ey kervancılar, siz hırsızsınız!»[70]
وَرَفَعَ
اَبَوَيْهِ
عَلَى
الْعَرْشِ
وَخَرُّوا
لَهُ
سُجَّداًۚ
وَقَالَ
يَٓا اَبَتِ
هٰذَا
تَأْو۪يلُ
رُءْيَايَ
مِنْ
قَبْلُۘ
قَدْ
جَعَلَهَا
رَبّ۪ي
حَقاًّۜ
وَقَدْ
اَحْسَنَ
ب۪ٓي
اِذْ
اَخْرَجَن۪ي
مِنَ
السِّجْنِ
وَجَٓاءَ
بِكُمْ
مِنَ
الْبَدْوِ
مِنْ
بَعْدِ
اَنْ
نَزَغَ
الشَّيْطَانُ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَ
اِخْوَت۪يۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
لَط۪يفٌ
لِمَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَل۪يمُ
الْحَك۪يمُ
Ana babasını tahtın üzerine oturttu, hepsi onun önünde (Allah’a secde edip) eğildiler. O zaman Yusuf: «Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkışıdır; Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim bana pek çok iyilikte bulundu. Doğrusu Rabbim dilediğine lütufkardır, O şüphesiz bilendir, Hakim’dir» dedi.[100]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
مَدَّ
الْاَرْضَ
وَجَعَلَ
ف۪يهَا
رَوَاسِيَ
وَاَنْهَاراًۜ
وَمِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِ
جَعَلَ
ف۪يهَا
زَوْجَيْنِ
اثْنَيْنِ
يُغْشِي
الَّيْلَ
النَّهَارَۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.[3]
قُلْ
مَنْ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
قُلِ
اللّٰهُۜ
قُلْ
اَفَاتَّخَذْتُمْ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اَوْلِيَٓاءَ
لَا
يَمْلِكُونَ
لِاَنْفُسِهِمْ
نَفْعاً
وَلَا
ضَراًّۜ
قُلْ
هَلْ
يَسْتَوِي
الْاَعْمٰى
وَالْبَص۪يرُۙ
اَمْ
هَلْ
تَسْتَوِي
الظُّلُمَاتُ
وَالنُّورُۚ
اَمْ
جَعَلُوا
لِلّٰهِ
شُرَكَٓاءَ
خَلَقُوا
كَخَلْقِه۪
فَتَشَابَهَ
الْخَلْقُ
عَلَيْهِمْۜ
قُلِ
اللّٰهُ
خَالِقُ
كُلِّ
شَيْءٍ
وَهُوَ
الْوَاحِدُ
الْقَهَّارُ
De ki: «Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?», «Allah’tır» de. «Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?» de. «Kör ile gören bir olur mu? Veya karanlıkla aydınlık bir midir?» de. Yoksa Allah’a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: «Her şeyi yaratan Allah’tır. O, her şeye üstün gelen tek Tanrı’dır.»[16]
اَفَمَنْ
هُوَ
قَٓائِمٌ
عَلٰى
كُلِّ
نَفْسٍ
بِمَا
كَسَبَتْۚ
وَجَعَلُوا
لِلّٰهِ
شُرَكَٓاءَۜ
قُلْ
سَمُّوهُمْۜ
اَمْ
تُنَبِّؤُ۫نَهُ
بِمَا
لَا
يَعْلَمُ
فِي
الْاَرْضِ
اَمْ
بِظَاهِرٍ
مِنَ
الْقَوْلِۜ
بَلْ
زُيِّنَ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مَكْرُهُمْ
وَصُدُّوا
عَنِ
السَّب۪يلِۜ
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
هَادٍ
Herkesin yaptığını gözeten Allah, bunu yapamayan putlarla bir olur mu? Onlar Allah’a ortak koştular. De ki: «Onlara bir ad bulun bakalım; yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz? Yoksa kuru sözlere mi aldanıyorsunuz? Fakat inkar edenlere, kurdukları düzenler güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldular. Zaten Allah’ın saptırdığına yol gösteren bulunmaz.[33]
Yükleniyor...