أ ل ه

2851 kelime · i'rab ağacında: 2343

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Muzâfun ileyh 610 ayetler
Muzâfı 610 ayetler
دُونِ 70 ↗ سَبِيلِ 69 ↗ عِنْدَ 47 آيَاتِ 42 ↗ رَسُولُ 21 ↗ نِعْمَةَ 19 ↗ إِذْنِ 18 ↗ عِنْدِ 17 ↗ غَيْرَ 17 ↗ مَعَ 16 فَضْلُ 16 ↗ وَعْدَ 16 ↗
+72 daha (daha az geçenler)
Fâil 557 ayetler
Fiili 557 ayetler
شَاءَ 40 ↗ أَنْزَلَ 33 ↗ آتَى 25 ↗ يَعْلَمْ 19 ↗ كَفَى 19 ↗ أَخَذَ 18 ↗ يُرِيدُ 18 ↗ يُضِلُّ 17 ↗ جَعَلَ 17 ↗ هَدَى 16 ↗ وَعَدَ 12 ↗ ضَرَبَ 12 ↗
+118 daha (daha az geçenler)
يُبَيِّنُ 11 ↗ بَعَثَ 10 ↗ خَلَقَ 10 ↗ قَالَ 9 ↗ لَعَنَ 9 ↗ نَصَرَ 8 ↗ رَزَقَ 8 ↗ طَبَعَ 7 ↗ يُغْنِ 7 ↗ اتَّقُوا 7 ↗ تَابَ 7 ↗ حَرَّمَ 7 ↗ يُعَذِّبَ 6 ↗ يَغْفِرَ 6 ↗ يُكَلِّمُ 6 ↗ مَنَّ 6 ↗ يَجْزِيَ 6 ↗ كَتَبَ 5 ↗ أَنْعَمَ 5 ↗ يَرَى 5 ↗ رَضِيَ 5 ↗ أَعَدَّ 4 ↗ عَفَا 4 ↗ تَعَالَى 4 ↗ غَضِبَ 4 ↗ فَضَّلَ 4 ↗ يَحْكُمَ 4 ↗ يُخْلِفَ 4 ↗ أَمَرَ 4 ↗ صَدَقَ 4 ↗ أَفَاءَ 3 ↗ يَقْضِيَ 3 ↗ أَنْجَى 3 ↗ تَبَارَكَ 3 ↗ لَيَبْلُوَنَّ 3 ↗ أَذِنَ 3 ↗ أَحَلَّ 3 ↗ يُحْيِي 3 ↗ ظَلَمَ 2 ↗ فَتَحَ 2 ↗ فَرَضَ 2 ↗ يَفْعَلُ 2 ↗ قَاتَلَ 2 ↗ يُكَلِّفُ 2 ↗ يَمْحُ 2 ↗ يَمْسَسْ 2 ↗ مَكَرَ 2 ↗ نَبَّأَ 2 ↗ يَنْهَا 2 ↗ وَصَّى 2 ↗ يُحِبُّ 2 ↗ يُحَذِّرُ 2 ↗ أَحْسَنَ 2 ↗ يُدْخِلَ 2 ↗ أَذَاقَ 2 ↗ رَحِمَ 2 ↗ رَفَعَ 2 ↗ زَادَ 2 ↗ سَمِعَ 2 ↗ أَطْفَأَ 1 ↗ أَظْهَرَ 1 ↗ يُعَجِّلُ 1 ↗ يَأْبَى 1 ↗ يَفْسَحْ 1 ↗ يَتَقَبَّلُ 1 ↗ يُقَلِّبُ 1 ↗ آثَرَ 1 ↗ كَرِهَ 1 ↗ يُكَفِّرَ 1 ↗ يُبْدِئُ 1 ↗ يُبَدِّلُ 1 ↗ يُمَحِّصَ 1 ↗ يَمْحَقُ 1 ↗ امْتَحَنَ 1 ↗ بَرَّأَ 1 ↗ أَمَاتَ 1 ↗ يَمِيزَ 1 ↗ يَنْسَخُ 1 ↗ أَنْطَقَ 1 ↗ يَنْتَقِمُ 1 ↗ بَسَطَ 1 ↗ يَنَالُ 1 ↗ أَهْلَكَ 1 ↗ يُبَشِّرُ 1 ↗ يُهِنْ 1 ↗ يُوحِي 1 ↗ يَعِظُ 1 ↗ يُوَفِّقْ 1 ↗ يُوَفِّي 1 ↗ وَلَدَ 1 ↗ يُؤَخِّرَ 1 ↗ يُثَبِّتُ 1 ↗ أَثَابَ 1 ↗ يَجْمَعُ 1 ↗ أَحْبَطَ 1 ↗ يُحَاسِبْ 1 ↗ أَحْصَى 1 ↗ حَفِظَ 1 ↗ يُحِقُّ 1 ↗ أَحَاطَ 1 ↗ يَحِيفَ 1 ↗ خَتَمَ 1 ↗ يُخْرِجَ 1 ↗ يُخْزِي 1 ↗ يَخْسِفَ 1 ↗ خَفَّفَ 1 ↗ يُخَوِّفُ 1 ↗ دَمَّرَ 1 ↗ ذَهَبَ 1 ↗ رَجَعَ 1 ↗ رَدَّ 1 ↗ أَزَاغَ 1 ↗ سَخِرَ 1 ↗ سَخِطَ 1 ↗ شَرَحَ 1 ↗ شَهِدَ 1 ↗ صَرَفَ 1 ↗ يُصِيبَ 1 ↗
Mecrur 547 ayetler
Harf-i cer 547 ayetler
لِ 146 بِ 142 مِنْ 101 عَلَى 84 إِلَى 51 فِي 11 تَ 9 عَنْ 3
عَنْ ile bağlandığı fiil
وَ 1
وَ ile bağlandığı fiil
Mübteda 348 ayetler
Haber 348 ayetler
عَلِيمٌ 72 ↗ حَكِيمٌ 23 ↗ مَا 18 كُلِّ 18 ↗ يَهْدِي 17 ↗ غَفُورٌ 15 ↗ رَحِيمٌ 14 ↗ الَّذِي 13 cümle 11 يُحِبُّ 11 ↗ خَالِقُ 10 ↗ ذُو 10 ↗
+87 daha (daha az geçenler)
سَمِيعٌ 10 ↗ عَزِيزٌ 8 ↗ وَلِيُّ 8 ↗ إِلَهٌ 8 رَبُّ 8 ↗ كُمْ zamir 8 خَيْرٌ 7 ↗ يَشْهَدُ 7 ↗ (مُسْتَقِرٌّ) gizli 6 بَصِيرٌ 6 ↗ وَاسِعٌ 6 ↗ الْحَيُّ 6 ↗ حَلِيمٌ 5 ↗ هُمْ zamir 5 الْغَنِيُّ 4 ↗ يَقْدِرُ 4 ↗ خَبِيرٌ 4 ↗ يُخْرِجُ 4 ↗ يَرْزُقُ 4 ↗ يَبْسُطُ 3 ↗ جَعَلَ 3 ↗ أَحَقُّ 3 ↗ سَرِيعُ 3 ↗ شَدِيدُ 3 ↗ مَعَ 2 (مَوْجُودٌ) gizli 2 يُعِيدُ 2 ↗ يُفْتِي 2 ↗ الْقَيُّومُ 2 ↗ يُمِيتُ 2 ↗ أَنْزَلَ 2 ↗ وَاحِدٌ 2 ↗ يَجْمَعُ 2 ↗ حُسْنُ 2 ↗ الْحَمِيدُ 2 ↗ يَدْعُو 2 ↗ رَءُوفٌ 2 ↗ تُرْجَعُونَ 2 ↗ يُرِيدُ 2 ↗ الَّتِي 1 (خَيْرٌ) gizli 1 مُعَذِّبُ 1 ↗ يَعْصِمُ 1 ↗ الْمُسْتَعَانُ 1 ↗ غَالِبٌ 1 ↗ يُؤْتِي 1 ↗ فَضَّلَ 1 ↗ يَفْعَلُ 1 ↗ يَقْبِضُ 1 ↗ يَقْضِي 1 ↗ يَقُولُ 1 ↗ يَكْتُبُ 1 ↗ لَطِيفٌ 1 ↗ يَبْدَأُ 1 ↗ مُبْدِي 1 ↗ يَمُدُّ 1 ↗ يُمْسِكُ 1 ↗ يَمُنُّ 1 ↗ أَنْبَتَ 1 ↗ يُنَجِّي 1 ↗ يُنْشِئُ 1 ↗ الْأَنْفُسَ 1 ↗ نُورُ 1 ↗ يَسْتَهْزِئُ 1 ↗ مُهْلِكُ 1 ↗ أَجْرٌ 1 ↗ وَرَاءِ 1 ↗ يَعِدُ 1 ↗ يَتَوَفَّا 1 ↗ أَبْقَى 1 ↗ أَحَدٌ 1 ↗ مُتِمُّ 1 ↗ أَذِنَ 1 ↗ يَجْتَبِي 1 ↗ حَفِيظٌ 1 ↗ مُحِيطٌ 1 ↗ يَخْتَصُّ 1 ↗ أَمَرَ 1 ↗ يُرْسِلُ 1 ↗ أَرْكَسَ 1 ↗ يُؤَيِّدُ 1 ↗ يُزَكِّي 1 ↗ الْأَسْمَاءُ 1 ↗ شَكُورٌ 1 ↗ يَصْطَفِي 1 ↗ الصَّمَدُ 1 ↗ يُضَاعِفُ 1 ↗
Mef'ûlun bih 284 ayetler
Haber 151 ayetler
Mevsûf 105 ayetler
Sıfat 51 ayetler
Mübdelün minh 42 ayetler
Muzâf 36 ayetler
Mümeyyez 20 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 15 ayetler
Hâl 7 ayetler
Nâib-i fâil 5 ayetler
Bedel 4 ayetler
Mef'ûlun lieclih 3 ayetler
Müekked 1 ayetler

Mef'ûlun bih Fiili ق و ل

26 ayet · أ ل ه kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

اَمْ تَقُولُونَ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطَ كَانُوا هُوداً اَوْ نَصَارٰىۜ قُلْ ءَاَنْتُمْ اَعْلَمُ اَمِ اللّٰهُۜ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? Peki, siz mi yoksa Allah mı daha iyi bilir? de. Allah tarafından kendisine bildirilen bir gerçeği gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.[140]
قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَاَت۪ي عَاقِرٌۜ قَالَ كَذٰلِكَ اللّٰهُ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ
«Ya Rabbi! Ben artık iyice kocamış, karım da kısırken nasıl oğlum olabilir?» dedi. Allah: «Böyledir, Allah dilediğini yapar» dedi.[40]
وَلَا تُؤْمِنُٓوا اِلَّا لِمَنْ تَبِـعَ د۪ينَكُمْۜ قُلْ اِنَّ الْهُدٰى هُدَى اللّٰهِۙ اَنْ يُؤْتٰٓى اَحَدٌ مِثْلَ مَٓا اُو۫ت۪يتُمْ اَوْ يُحَٓاجُّوكُمْ عِنْدَ رَبِّكُمْۜ قُلْ اِنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللّٰهِۚ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌۚ
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: «İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın». De ki: «Doğru yol Allah’ın yoludur». Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: «Doğrusu bol nimet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah’ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir».[72-73]
وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَٓاءِۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ ف۪يهِنَّۙ وَمَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ ف۪ي يَتَامَى النِّسَٓاءِ الّٰت۪ي لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الْوِلْدَانِۙ وَاَنْ تَقُومُوا لِلْيَتَامٰى بِالْقِسْطِۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِه۪ عَل۪يماً
Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: «Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: «Bu fetva, kendilerine yazılan şeyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara ve bir de zavallı çocuklara ve yetimlere doğrulukla bakmanız hususunda Kitap’da size okunandır». Ne iyilik yaparsaniz Allah onu şüphesiz bilir.[127]
يَسْتَفْتُونَكَۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ فِي الْكَلَالَةِۜ اِنِ امْرُؤٌا هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُٓ اُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَۚ وَهُوَ يَرِثُـهَٓا اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا وَلَدٌۜ فَاِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَۜ وَاِنْ كَانُٓوا اِخْوَةً رِجَالاً وَنِسَٓاءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۜ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اَنْ تَضِلُّواۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
Senden fetva isterler, de ki: «Allah size ikinci dereceden mirasçılar hakkında fetva veriyor: «Şayet çocuğu olmayıp bir kızkardeşi bulunan kimse ölürse, bıraktığının yarısı kızkardeşe kalır. Fakat kızkardeşinin çocuğu yoksa kendisi, ona tamamen varis olur. Eğer iki kızkardeş kalmışsa, bıraktığının üçte ikisi onlaradır. Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşlerse, erkeğe, iki dişinin hissesi kadar vardır. Doğru yoldan saparsınız diye Allah size açıklıyor.» Allah her şeyi bilir.[176]
قُلْ اَيُّ شَيْءٍ اَكْبَرُ شَهَادَةًۜ قُلِ اللّٰهُ شَه۪يدٌ بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْ وَاُو۫حِيَ اِلَيَّ هٰذَا الْقُرْاٰنُ لِاُنْذِرَكُمْ بِه۪ وَمَنْ بَلَغَۜ اَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ اَنَّ مَعَ اللّٰهِ اٰلِهَةً اُخْرٰىۜ قُلْ لَٓا اَشْهَدُۚ قُلْ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَاِنَّن۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۢ
«Şahit olarak hangi şey daha büyüktür» de. «Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Bu Kuran bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu; Allah’la beraber başka tanrılar bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?» de. «Ben şehadet etmem» de. «O ancak tek Tanrıdır, doğrusu ben ortak koşmanızdan uzağım» de.[19]
قُلِ اللّٰهُ يُنَجّ۪يكُمْ مِنْهَا وَمِنْ كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ اَنْتُمْ تُشْرِكُونَ
De ki: «Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O’na ortak koşarsınız.»[64]
وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَٓا اٰبَٓاءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَاۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Onlar bir fenalık yaptıkları zaman, «Babalarımızı bu yolda bulduk, Allah da bize bunu emretti» derler. De ki: «Allah fenalığı emretmez. Bilmediğiniz şeyi Allah’a karşı mı söylüyorsunuz?»[28]
وَلَوْ اَنَّهُمْ رَضُوا مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ سَيُؤْت۪ينَا اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ وَرَسُولُهُٓۙ اِنَّٓا اِلَى اللّٰهِ رَاغِبُونَ۟
Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine vermiş oldukları şeylere razı olsalar ve «Allah bize yeter, O ve Peygamberi bol nimetinden bize verecektir; doğrusu biz Allah’a gönül bağlayanlardanız» deselerdi daha hayırlı olurdu.[59]
يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْۜ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْۜ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: «özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah’a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir.»[94]
وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَۜ وَسَتُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۚ
De ki: «İstediğinizi işleyin; Allah, Peygamberi ve müminler işlediklerinizi görecektir. Hepiniz, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O size, işlediklerinizi bildirecektir.»[105]
وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً مِنْ بَعْدِ ضَرَّٓاءَ مَسَّتْهُمْ اِذَا لَهُمْ مَكْرٌ ف۪ٓي اٰيَاتِنَاۜ قُلِ اللّٰهُ اَسْرَعُ مَكْراًۜ اِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ
İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar; onlara de ki: «Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha çabuktur.» Elçi meleklerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazmaktadırlar.[21]
قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّۜ قُلِ اللّٰهُ يَهْد۪ي لِلْحَقِّۜ اَفَمَنْ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّ اَحَقُّ اَنْ يُتَّبَعَ اَمَّنْ لَا يَهِدّ۪ٓي اِلَّٓا اَنْ يُهْدٰىۚ فَمَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
De ki: «Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe eriştiren var mıdır?» De ki: «Ama Allah gerçeğe eriştirir. Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?»[35]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَاماً وَحَلَالاًۜ قُلْ آٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ
De ki: «Allah’ın size indirdiği rızkın bir kısmını haram, bir kısmını helal kıldığınızı görmüyor musunuz?» De ki: «Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah’a karşı yalan mı uyduruyorsunuz?»[59]
وَجَٓاؤُ۫ عَلٰى قَم۪يصِه۪ بِدَمٍ كَذِبٍۜ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْراًۜ فَصَبْرٌ جَم۪يلٌۜ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ
Üzerine başka bir kan bulaşmış olarak Yusuf’un gömleğini de getirmişlerdi. Babaları: «Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi; artık bana güzelce sabır gerekir. Anlattıklarınıza ancak Allah’tan yardım istenir» dedi.[18]
قَالَ هَلْ اٰمَنُكُمْ عَلَيْهِ اِلَّا كَمَٓا اَمِنْتُكُمْ عَلٰٓى اَخ۪يهِ مِنْ قَبْلُۜ فَاللّٰهُ خَيْرٌ حَافِظاًۖ وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ
«Daha önce kardeşini size emanet ettiğim gibi, şimdi onu emanet eder miyim? Ama Allah en iyi koruyandır, O merhametlilerin merhametlisidir» dedi.[64]
قَالَ لَنْ اُرْسِلَهُ مَعَكُمْ حَتّٰى تُؤْتُونِ مَوْثِقاً مِنَ اللّٰهِ لَتَأْتُنَّن۪ي بِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يُحَاطَ بِكُمْۚ فَلَمَّٓا اٰتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ اللّٰهُ عَلٰى مَا نَقُولُ وَك۪يلٌ
Babaları: «Hepiniz helak olmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allah’a karşı sağlam bir söz vermezseniz, sizinle göndermeyeceğim» dedi. Söz verdiklerinde: «Sözümüze Allah vekildir» dedi.[66]
قَالُٓوا اِنْ يَسْرِقْ فَقَدْ سَرَقَ اَخٌ لَهُ مِنْ قَبْلُۚ فَاَسَرَّهَا يُوسُفُ ف۪ي نَفْسِه۪ وَلَمْ يُبْدِهَا لَهُمْ قَالَ اَنْتُمْ شَرٌّ مَكَاناًۚ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا تَصِفُونَ
«Çalmışsa, daha önce kardeşi de çalmıştı» dediler. Yusuf bunu içinde sakladı, onlara açmadı. İçinden, «Durumunuz pek kötüdür; anlattığınızı Allah daha iyi bilir» dedi.[77]
قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَاتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَ لَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ نَفْعاً وَلَا ضَراًّۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُۙ اَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُۚ اَمْ جَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَ خَلَقُوا كَخَلْقِه۪ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْۜ قُلِ اللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ
De ki: «Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?», «Allah’tır» de. «Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?» de. «Kör ile gören bir olur mu? Veya karanlıkla aydınlık bir midir?» de. Yoksa Allah’a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: «Her şeyi yaratan Allah’tır. O, her şeye üstün gelen tek Tanrı’dır.»[16]
وَاِنْ جَادَلُوكَ فَقُلِ اللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ
Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: «Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir» de.[67-69]
Yükleniyor...