أ ل ه

2851 kelime · i'rab ağacında: 2343

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Muzâfun ileyh 610 ayetler
Muzâfı 610 ayetler
دُونِ 70 ↗ سَبِيلِ 69 ↗ عِنْدَ 47 آيَاتِ 42 ↗ رَسُولُ 21 ↗ نِعْمَةَ 19 ↗ إِذْنِ 18 ↗ عِنْدِ 17 ↗ غَيْرَ 17 ↗ مَعَ 16 فَضْلُ 16 ↗ وَعْدَ 16 ↗
+72 daha (daha az geçenler)
Fâil 557 ayetler
Fiili 557 ayetler
شَاءَ 40 ↗ أَنْزَلَ 33 ↗ آتَى 25 ↗ يَعْلَمْ 19 ↗ كَفَى 19 ↗ أَخَذَ 18 ↗ يُرِيدُ 18 ↗ يُضِلُّ 17 ↗ جَعَلَ 17 ↗ هَدَى 16 ↗ وَعَدَ 12 ↗ ضَرَبَ 12 ↗
+118 daha (daha az geçenler)
يُبَيِّنُ 11 ↗ بَعَثَ 10 ↗ خَلَقَ 10 ↗ قَالَ 9 ↗ لَعَنَ 9 ↗ نَصَرَ 8 ↗ رَزَقَ 8 ↗ طَبَعَ 7 ↗ يُغْنِ 7 ↗ اتَّقُوا 7 ↗ تَابَ 7 ↗ حَرَّمَ 7 ↗ يُعَذِّبَ 6 ↗ يَغْفِرَ 6 ↗ يُكَلِّمُ 6 ↗ مَنَّ 6 ↗ يَجْزِيَ 6 ↗ كَتَبَ 5 ↗ أَنْعَمَ 5 ↗ يَرَى 5 ↗ رَضِيَ 5 ↗ أَعَدَّ 4 ↗ عَفَا 4 ↗ تَعَالَى 4 ↗ غَضِبَ 4 ↗ فَضَّلَ 4 ↗ يَحْكُمَ 4 ↗ يُخْلِفَ 4 ↗ أَمَرَ 4 ↗ صَدَقَ 4 ↗ أَفَاءَ 3 ↗ يَقْضِيَ 3 ↗ أَنْجَى 3 ↗ تَبَارَكَ 3 ↗ لَيَبْلُوَنَّ 3 ↗ أَذِنَ 3 ↗ أَحَلَّ 3 ↗ يُحْيِي 3 ↗ ظَلَمَ 2 ↗ فَتَحَ 2 ↗ فَرَضَ 2 ↗ يَفْعَلُ 2 ↗ قَاتَلَ 2 ↗ يُكَلِّفُ 2 ↗ يَمْحُ 2 ↗ يَمْسَسْ 2 ↗ مَكَرَ 2 ↗ نَبَّأَ 2 ↗ يَنْهَا 2 ↗ وَصَّى 2 ↗ يُحِبُّ 2 ↗ يُحَذِّرُ 2 ↗ أَحْسَنَ 2 ↗ يُدْخِلَ 2 ↗ أَذَاقَ 2 ↗ رَحِمَ 2 ↗ رَفَعَ 2 ↗ زَادَ 2 ↗ سَمِعَ 2 ↗ أَطْفَأَ 1 ↗ أَظْهَرَ 1 ↗ يُعَجِّلُ 1 ↗ يَأْبَى 1 ↗ يَفْسَحْ 1 ↗ يَتَقَبَّلُ 1 ↗ يُقَلِّبُ 1 ↗ آثَرَ 1 ↗ كَرِهَ 1 ↗ يُكَفِّرَ 1 ↗ يُبْدِئُ 1 ↗ يُبَدِّلُ 1 ↗ يُمَحِّصَ 1 ↗ يَمْحَقُ 1 ↗ امْتَحَنَ 1 ↗ بَرَّأَ 1 ↗ أَمَاتَ 1 ↗ يَمِيزَ 1 ↗ يَنْسَخُ 1 ↗ أَنْطَقَ 1 ↗ يَنْتَقِمُ 1 ↗ بَسَطَ 1 ↗ يَنَالُ 1 ↗ أَهْلَكَ 1 ↗ يُبَشِّرُ 1 ↗ يُهِنْ 1 ↗ يُوحِي 1 ↗ يَعِظُ 1 ↗ يُوَفِّقْ 1 ↗ يُوَفِّي 1 ↗ وَلَدَ 1 ↗ يُؤَخِّرَ 1 ↗ يُثَبِّتُ 1 ↗ أَثَابَ 1 ↗ يَجْمَعُ 1 ↗ أَحْبَطَ 1 ↗ يُحَاسِبْ 1 ↗ أَحْصَى 1 ↗ حَفِظَ 1 ↗ يُحِقُّ 1 ↗ أَحَاطَ 1 ↗ يَحِيفَ 1 ↗ خَتَمَ 1 ↗ يُخْرِجَ 1 ↗ يُخْزِي 1 ↗ يَخْسِفَ 1 ↗ خَفَّفَ 1 ↗ يُخَوِّفُ 1 ↗ دَمَّرَ 1 ↗ ذَهَبَ 1 ↗ رَجَعَ 1 ↗ رَدَّ 1 ↗ أَزَاغَ 1 ↗ سَخِرَ 1 ↗ سَخِطَ 1 ↗ شَرَحَ 1 ↗ شَهِدَ 1 ↗ صَرَفَ 1 ↗ يُصِيبَ 1 ↗
Mecrur 547 ayetler
Harf-i cer 547 ayetler
لِ 146 بِ 142 مِنْ 101 عَلَى 84 إِلَى 51 فِي 11 تَ 9 عَنْ 3
عَنْ ile bağlandığı fiil
وَ 1
وَ ile bağlandığı fiil
Mübteda 348 ayetler
Haber 348 ayetler
عَلِيمٌ 72 ↗ حَكِيمٌ 23 ↗ مَا 18 كُلِّ 18 ↗ يَهْدِي 17 ↗ غَفُورٌ 15 ↗ رَحِيمٌ 14 ↗ الَّذِي 13 cümle 11 يُحِبُّ 11 ↗ خَالِقُ 10 ↗ ذُو 10 ↗
+87 daha (daha az geçenler)
سَمِيعٌ 10 ↗ عَزِيزٌ 8 ↗ وَلِيُّ 8 ↗ إِلَهٌ 8 رَبُّ 8 ↗ كُمْ zamir 8 خَيْرٌ 7 ↗ يَشْهَدُ 7 ↗ (مُسْتَقِرٌّ) gizli 6 بَصِيرٌ 6 ↗ وَاسِعٌ 6 ↗ الْحَيُّ 6 ↗ حَلِيمٌ 5 ↗ هُمْ zamir 5 الْغَنِيُّ 4 ↗ يَقْدِرُ 4 ↗ خَبِيرٌ 4 ↗ يُخْرِجُ 4 ↗ يَرْزُقُ 4 ↗ يَبْسُطُ 3 ↗ جَعَلَ 3 ↗ أَحَقُّ 3 ↗ سَرِيعُ 3 ↗ شَدِيدُ 3 ↗ مَعَ 2 (مَوْجُودٌ) gizli 2 يُعِيدُ 2 ↗ يُفْتِي 2 ↗ الْقَيُّومُ 2 ↗ يُمِيتُ 2 ↗ أَنْزَلَ 2 ↗ وَاحِدٌ 2 ↗ يَجْمَعُ 2 ↗ حُسْنُ 2 ↗ الْحَمِيدُ 2 ↗ يَدْعُو 2 ↗ رَءُوفٌ 2 ↗ تُرْجَعُونَ 2 ↗ يُرِيدُ 2 ↗ الَّتِي 1 (خَيْرٌ) gizli 1 مُعَذِّبُ 1 ↗ يَعْصِمُ 1 ↗ الْمُسْتَعَانُ 1 ↗ غَالِبٌ 1 ↗ يُؤْتِي 1 ↗ فَضَّلَ 1 ↗ يَفْعَلُ 1 ↗ يَقْبِضُ 1 ↗ يَقْضِي 1 ↗ يَقُولُ 1 ↗ يَكْتُبُ 1 ↗ لَطِيفٌ 1 ↗ يَبْدَأُ 1 ↗ مُبْدِي 1 ↗ يَمُدُّ 1 ↗ يُمْسِكُ 1 ↗ يَمُنُّ 1 ↗ أَنْبَتَ 1 ↗ يُنَجِّي 1 ↗ يُنْشِئُ 1 ↗ الْأَنْفُسَ 1 ↗ نُورُ 1 ↗ يَسْتَهْزِئُ 1 ↗ مُهْلِكُ 1 ↗ أَجْرٌ 1 ↗ وَرَاءِ 1 ↗ يَعِدُ 1 ↗ يَتَوَفَّا 1 ↗ أَبْقَى 1 ↗ أَحَدٌ 1 ↗ مُتِمُّ 1 ↗ أَذِنَ 1 ↗ يَجْتَبِي 1 ↗ حَفِيظٌ 1 ↗ مُحِيطٌ 1 ↗ يَخْتَصُّ 1 ↗ أَمَرَ 1 ↗ يُرْسِلُ 1 ↗ أَرْكَسَ 1 ↗ يُؤَيِّدُ 1 ↗ يُزَكِّي 1 ↗ الْأَسْمَاءُ 1 ↗ شَكُورٌ 1 ↗ يَصْطَفِي 1 ↗ الصَّمَدُ 1 ↗ يُضَاعِفُ 1 ↗
Mef'ûlun bih 284 ayetler
Haber 151 ayetler
Mevsûf 105 ayetler
Sıfat 51 ayetler
Mübdelün minh 42 ayetler
Muzâf 36 ayetler
Mümeyyez 20 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 15 ayetler
Hâl 7 ayetler
Nâib-i fâil 5 ayetler
Bedel 4 ayetler
Mef'ûlun lieclih 3 ayetler
Müekked 1 ayetler

Fâil Fiili

501 ayet · أ ل ه kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُواًۜ اَهٰذَا الَّذ۪ي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولاً
Seni gördükleri zaman, «Allah’ın gönderdiği elçi bu mudur?» diye alaya almaktan başka birşey yapmazlar.[41]
وَالَّذ۪ينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَاماًۙ
Onlar, Allah’ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan günaha girmiş olur.[68]
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلاً صَالِحاً فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً
Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder.[70]
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Nuh, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin» dedi.[106-110]
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Hud, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum» dedi.[124-135]
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Salih onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah’tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin» dedi.[142-152]
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ
Kardeşleri Lut, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz» dedi.[161-166]
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ
Şuayb onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun» dedi.[177-184]
فَلَمَّا جَٓاءَ سُلَيْمٰنَ قَالَ اَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍۘ فَمَٓا اٰتٰينِ‌يَ اللّٰهُ خَيْرٌ مِمَّٓا اٰتٰيكُمْۚ بَلْ اَنْتُمْ بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ
Süleyman’a geldiklerinde: «Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız» dedi.[36-37]
اَمَّنْ يَهْد۪يكُمْ ف۪ي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَنْ يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْراً بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪ۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ تَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَۜ
Yoksa, karanın ve denizin karanlıklarında size yol bulduran, rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen mi? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? Allah, koştukları eşlerden yücedir.[63]
وَيَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَفَزِعَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اللّٰهُۜ وَكُلٌّ اَتَوْهُ دَاخِر۪ينَ
Sura üfürüldüğü gün, Allah’ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar da yerde olanlar da, korku içinde kalırlar. Hepsi Allah’a boyunları bükülmüş olarak gelirler.[87]
قَالَ اِنّ۪ٓي اُر۪يدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَيَّ هَاتَيْنِ عَلٰٓى اَنْ تَأْجُرَن۪ي ثَمَانِيَ حِجَجٍۚ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْراً فَمِنْ عِنْدِكَۚ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَيْكَۜ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّالِح۪ينَ
Kadınların babası: «Bana sekiz yıl çalışmana karşılık bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan o senden bir lütuf olur. Ama sana ağırlık vermek istemem. İnşallah beni iyi kimselerden bulacaksın» dedi.[27]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ الَّيْلَ سَرْمَداً اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْت۪يكُمْ بِضِيَٓاءٍۜ اَفَلَا تَسْمَعُونَ
De ki: «Söyler misiniz? Eğer Allah geceyi üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı size bir ışık getirebilir? Dinlemez misiniz?»[71]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَداً اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْت۪يكُمْ بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ ف۪يهِۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ
De ki: «Söyleyin: Eğer Allah gündüzü üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı, içinde istirahat edeceğiniz geceyi size getirebilir? Görmez misiniz?»[72]
وَابْتَغِ ف۪يمَٓا اٰتٰيكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَص۪يبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَاَحْسِنْ كَمَٓا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْاَرْضِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ
Karun, Musa’nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: «Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez» demişlerdi.[76-77]
وَاَصْبَحَ الَّذ۪ينَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْاَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَاَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ وَيَقْدِرُۚ لَوْلَٓا اَنْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَاۜ وَيْكَاَنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ۟
Daha dün onun yerinde olmayı dileyenler: «Demek Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletip bir ölçüye göre veriyor. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkarcılar başarıya eremezler» demeye başladılar.[82]
وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِب۪ينَ
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, «İnandık» deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.[2-3]
وَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْمُنَافِق۪ينَ
Allah elbette inananları bilir ve elbette ikiyüzlüleri de bilir.[11]
اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللّٰهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ
Allah’ın yaratmaya nasıl başlayıp, sonra onu nasıl tekrar edeceğini anlamazlar mı? Doğrusu bu Allah’a kolaydır.[19]
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ اَوْ حَرِّقُوهُ فَاَنْجٰيهُ اللّٰهُ مِنَ النَّارِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
İbrahim’in sözlerine milletinin cevabı sadece: «Onu öldürün yahut yakın» demek oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.[24]
Yükleniyor...