أ ل ه

2851 kelime · i'rab ağacında: 2343

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Muzâfun ileyh 610 ayetler
Muzâfı 610 ayetler
دُونِ 70 ↗ سَبِيلِ 69 ↗ عِنْدَ 47 آيَاتِ 42 ↗ رَسُولُ 21 ↗ نِعْمَةَ 19 ↗ إِذْنِ 18 ↗ عِنْدِ 17 ↗ غَيْرَ 17 ↗ مَعَ 16 فَضْلُ 16 ↗ وَعْدَ 16 ↗
+72 daha (daha az geçenler)
Fâil 557 ayetler
Fiili 557 ayetler
شَاءَ 40 ↗ أَنْزَلَ 33 ↗ آتَى 25 ↗ يَعْلَمْ 19 ↗ كَفَى 19 ↗ أَخَذَ 18 ↗ يُرِيدُ 18 ↗ يُضِلُّ 17 ↗ جَعَلَ 17 ↗ هَدَى 16 ↗ وَعَدَ 12 ↗ ضَرَبَ 12 ↗
+118 daha (daha az geçenler)
يُبَيِّنُ 11 ↗ بَعَثَ 10 ↗ خَلَقَ 10 ↗ قَالَ 9 ↗ لَعَنَ 9 ↗ نَصَرَ 8 ↗ رَزَقَ 8 ↗ طَبَعَ 7 ↗ يُغْنِ 7 ↗ اتَّقُوا 7 ↗ تَابَ 7 ↗ حَرَّمَ 7 ↗ يُعَذِّبَ 6 ↗ يَغْفِرَ 6 ↗ يُكَلِّمُ 6 ↗ مَنَّ 6 ↗ يَجْزِيَ 6 ↗ كَتَبَ 5 ↗ أَنْعَمَ 5 ↗ يَرَى 5 ↗ رَضِيَ 5 ↗ أَعَدَّ 4 ↗ عَفَا 4 ↗ تَعَالَى 4 ↗ غَضِبَ 4 ↗ فَضَّلَ 4 ↗ يَحْكُمَ 4 ↗ يُخْلِفَ 4 ↗ أَمَرَ 4 ↗ صَدَقَ 4 ↗ أَفَاءَ 3 ↗ يَقْضِيَ 3 ↗ أَنْجَى 3 ↗ تَبَارَكَ 3 ↗ لَيَبْلُوَنَّ 3 ↗ أَذِنَ 3 ↗ أَحَلَّ 3 ↗ يُحْيِي 3 ↗ ظَلَمَ 2 ↗ فَتَحَ 2 ↗ فَرَضَ 2 ↗ يَفْعَلُ 2 ↗ قَاتَلَ 2 ↗ يُكَلِّفُ 2 ↗ يَمْحُ 2 ↗ يَمْسَسْ 2 ↗ مَكَرَ 2 ↗ نَبَّأَ 2 ↗ يَنْهَا 2 ↗ وَصَّى 2 ↗ يُحِبُّ 2 ↗ يُحَذِّرُ 2 ↗ أَحْسَنَ 2 ↗ يُدْخِلَ 2 ↗ أَذَاقَ 2 ↗ رَحِمَ 2 ↗ رَفَعَ 2 ↗ زَادَ 2 ↗ سَمِعَ 2 ↗ أَطْفَأَ 1 ↗ أَظْهَرَ 1 ↗ يُعَجِّلُ 1 ↗ يَأْبَى 1 ↗ يَفْسَحْ 1 ↗ يَتَقَبَّلُ 1 ↗ يُقَلِّبُ 1 ↗ آثَرَ 1 ↗ كَرِهَ 1 ↗ يُكَفِّرَ 1 ↗ يُبْدِئُ 1 ↗ يُبَدِّلُ 1 ↗ يُمَحِّصَ 1 ↗ يَمْحَقُ 1 ↗ امْتَحَنَ 1 ↗ بَرَّأَ 1 ↗ أَمَاتَ 1 ↗ يَمِيزَ 1 ↗ يَنْسَخُ 1 ↗ أَنْطَقَ 1 ↗ يَنْتَقِمُ 1 ↗ بَسَطَ 1 ↗ يَنَالُ 1 ↗ أَهْلَكَ 1 ↗ يُبَشِّرُ 1 ↗ يُهِنْ 1 ↗ يُوحِي 1 ↗ يَعِظُ 1 ↗ يُوَفِّقْ 1 ↗ يُوَفِّي 1 ↗ وَلَدَ 1 ↗ يُؤَخِّرَ 1 ↗ يُثَبِّتُ 1 ↗ أَثَابَ 1 ↗ يَجْمَعُ 1 ↗ أَحْبَطَ 1 ↗ يُحَاسِبْ 1 ↗ أَحْصَى 1 ↗ حَفِظَ 1 ↗ يُحِقُّ 1 ↗ أَحَاطَ 1 ↗ يَحِيفَ 1 ↗ خَتَمَ 1 ↗ يُخْرِجَ 1 ↗ يُخْزِي 1 ↗ يَخْسِفَ 1 ↗ خَفَّفَ 1 ↗ يُخَوِّفُ 1 ↗ دَمَّرَ 1 ↗ ذَهَبَ 1 ↗ رَجَعَ 1 ↗ رَدَّ 1 ↗ أَزَاغَ 1 ↗ سَخِرَ 1 ↗ سَخِطَ 1 ↗ شَرَحَ 1 ↗ شَهِدَ 1 ↗ صَرَفَ 1 ↗ يُصِيبَ 1 ↗
Mecrur 547 ayetler
Harf-i cer 547 ayetler
لِ 146 بِ 142 مِنْ 101 عَلَى 84 إِلَى 51 فِي 11 تَ 9 عَنْ 3
عَنْ ile bağlandığı fiil
وَ 1
وَ ile bağlandığı fiil
Mübteda 348 ayetler
Haber 348 ayetler
عَلِيمٌ 72 ↗ حَكِيمٌ 23 ↗ مَا 18 كُلِّ 18 ↗ يَهْدِي 17 ↗ غَفُورٌ 15 ↗ رَحِيمٌ 14 ↗ الَّذِي 13 cümle 11 يُحِبُّ 11 ↗ خَالِقُ 10 ↗ ذُو 10 ↗
+87 daha (daha az geçenler)
سَمِيعٌ 10 ↗ عَزِيزٌ 8 ↗ وَلِيُّ 8 ↗ إِلَهٌ 8 رَبُّ 8 ↗ كُمْ zamir 8 خَيْرٌ 7 ↗ يَشْهَدُ 7 ↗ (مُسْتَقِرٌّ) gizli 6 بَصِيرٌ 6 ↗ وَاسِعٌ 6 ↗ الْحَيُّ 6 ↗ حَلِيمٌ 5 ↗ هُمْ zamir 5 الْغَنِيُّ 4 ↗ يَقْدِرُ 4 ↗ خَبِيرٌ 4 ↗ يُخْرِجُ 4 ↗ يَرْزُقُ 4 ↗ يَبْسُطُ 3 ↗ جَعَلَ 3 ↗ أَحَقُّ 3 ↗ سَرِيعُ 3 ↗ شَدِيدُ 3 ↗ مَعَ 2 (مَوْجُودٌ) gizli 2 يُعِيدُ 2 ↗ يُفْتِي 2 ↗ الْقَيُّومُ 2 ↗ يُمِيتُ 2 ↗ أَنْزَلَ 2 ↗ وَاحِدٌ 2 ↗ يَجْمَعُ 2 ↗ حُسْنُ 2 ↗ الْحَمِيدُ 2 ↗ يَدْعُو 2 ↗ رَءُوفٌ 2 ↗ تُرْجَعُونَ 2 ↗ يُرِيدُ 2 ↗ الَّتِي 1 (خَيْرٌ) gizli 1 مُعَذِّبُ 1 ↗ يَعْصِمُ 1 ↗ الْمُسْتَعَانُ 1 ↗ غَالِبٌ 1 ↗ يُؤْتِي 1 ↗ فَضَّلَ 1 ↗ يَفْعَلُ 1 ↗ يَقْبِضُ 1 ↗ يَقْضِي 1 ↗ يَقُولُ 1 ↗ يَكْتُبُ 1 ↗ لَطِيفٌ 1 ↗ يَبْدَأُ 1 ↗ مُبْدِي 1 ↗ يَمُدُّ 1 ↗ يُمْسِكُ 1 ↗ يَمُنُّ 1 ↗ أَنْبَتَ 1 ↗ يُنَجِّي 1 ↗ يُنْشِئُ 1 ↗ الْأَنْفُسَ 1 ↗ نُورُ 1 ↗ يَسْتَهْزِئُ 1 ↗ مُهْلِكُ 1 ↗ أَجْرٌ 1 ↗ وَرَاءِ 1 ↗ يَعِدُ 1 ↗ يَتَوَفَّا 1 ↗ أَبْقَى 1 ↗ أَحَدٌ 1 ↗ مُتِمُّ 1 ↗ أَذِنَ 1 ↗ يَجْتَبِي 1 ↗ حَفِيظٌ 1 ↗ مُحِيطٌ 1 ↗ يَخْتَصُّ 1 ↗ أَمَرَ 1 ↗ يُرْسِلُ 1 ↗ أَرْكَسَ 1 ↗ يُؤَيِّدُ 1 ↗ يُزَكِّي 1 ↗ الْأَسْمَاءُ 1 ↗ شَكُورٌ 1 ↗ يَصْطَفِي 1 ↗ الصَّمَدُ 1 ↗ يُضَاعِفُ 1 ↗
Mef'ûlun bih 284 ayetler
Haber 151 ayetler
Mevsûf 105 ayetler
Sıfat 51 ayetler
Mübdelün minh 42 ayetler
Muzâf 36 ayetler
Mümeyyez 20 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 15 ayetler
Hâl 7 ayetler
Nâib-i fâil 5 ayetler
Bedel 4 ayetler
Mef'ûlun lieclih 3 ayetler
Müekked 1 ayetler

500 ayet · أ ل ه kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

فَلَمَّٓا اَحَسَّ ع۪يسٰى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِۚ اٰمَنَّا بِاللّٰهِۚ وَاشْهَدْ بِاَنَّا مُسْلِمُونَ
İsa onların inkarlarını hissedince: «Allah uğrunda yardımcılarım kimlerdir?» dedi. Havariler şöyle dediler: «Biz Allah’ın yardımcılarıyız, Allah’a inandık, O’na teslim olduğumuza şahid ol».[52]
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّۚ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
Şüphesiz bu anlatılanlar gerçek olaylardır. Allah’tan başka tanrı yoktur. Doğrusu Allah güçlüdür, Hakim’dir.[62]
وَمِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِد۪ينَارٍ لَا يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَ اِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَٓائِماًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْاُمِّيّ۪نَ سَب۪يلٌۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların: «Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur» demelerindendir. Onlar bile bile Allah’a karşı yalan söylemektedirler.[75]
وَاِنَّ مِنْهُمْ لَفَر۪يقاً يَلْوُ۫نَ اَلْسِنَتَهُمْ بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِۚ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Onlardan bir takımı, Kitapta olmadığı halde Kitaptan zannedesiniz diye dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde: «Allah katındandır» derler, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[78]
قُلْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى وَع۪يسٰى وَالنَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْۖ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْۘ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
«Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Rableri tarafından Musa, İsa ve peygamberlere verilene inandık, onları birbirinden ayırt etmeyiz, biz O’na teslim olanlarız» de.[84]
فَمَنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Bundan sonra Allah’a karşı kim yalan isnad ederse, işte onlar zalimlerdir.[94]
ف۪يهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰه۪يمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِناًۜ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلاًۜ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ
Orada apaçık deliller vardır, İbrahim’in makamı vardır; kim oraya girerse, güvenlik içinde olur; oraya yol bulabilen insana Allah için Kabe’yi haccetmesi gereklidir. Kim inkar ederse, bilsin ki; doğrusu Allah alemlerden müstağnidir.[97]
وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَاَنْتُمْ تُتْلٰى عَلَيْكُمْ اٰيَاتُ اللّٰهِ وَف۪يكُمْ رَسُولُهُۜ وَمَنْ يَعْتَصِمْ بِاللّٰهِ فَقَدْ هُدِيَ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ۟
Allah’ın ayetleri size okunur, aranızda da Peygamberi bulunurken nasıl inkar edersiniz? Kim Allah’ın Kitabına sarılırsa şüphesiz doğru yola erişir.[101]
وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah’ındır. İşler Allah’a varacaktır.[109]
كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۜ وَلَوْ اٰمَنَ اَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْراً لَهُمْۜ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَاَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ
Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz. Kitap ehli inanmış olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde inananlar olmakla beraber, çoğu yoldan çıkmıştır.[110]
ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اِلَّا بِحَبْلٍ مِنَ اللّٰهِ وَحَبْلٍ مِنَ النَّاسِ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الْمَسْكَنَةُۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۠
Nerede bulunsalar Allah’ın ve inanan insanların himayesinde olanlar müstesna onlara alçaklık damgası vurulmuştur. Allah’tan bir gazaba uğradılar, onlara aşağılık damgası vuruldu. Bu, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendir. Bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandır.[112]
يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ مِنَ الصَّالِح۪ينَ
Kitap ehlinin hepsi bir değildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah’ın ayetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah’a ve ahiret gününe inanır, kötülükten meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdendir.[113-114]
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
İnkar eden kimselerin malları ve çocukları, Allah’tan yana, onlara bir fayda vermeyecektir. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temellidirler.[116]
اِذْ هَمَّتْ طَٓائِفَتَانِ مِنْكُمْ اَنْ تَفْشَلَاۙ وَاللّٰهُ وَلِيُّهُمَاۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Sizden iki takım bozulup geri çekilmek üzere idi; oysa Allah onların dostu idi, inananlar yalnız Allah’a güvensinler.[122]
وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah’ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.[129]
سَنُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ بِمَٓا اَشْرَكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَاناًۚ وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ وَبِئْسَ مَثْوَى الظَّالِم۪ينَ
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koşmalarından ötürü, inkar edenlerin kalbine korku salacağız. Onların varacağı yer cehennemdir. Zalimlerin durağı ne kötüdür![151]
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاساً يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah’ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah’ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.[154]
وَلَئِنْ قُتِلْتُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ
Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, size Allah’tan onların topladıklarından hayırlı bir mağfiret ve rahmet vardır.[157]
وَلَئِنْ مُتُّمْ اَوْ قُتِلْتُمْ لَاِلَى اللّٰهِ تُحْشَرُونَ
And olsun ki, ölseniz de, öldürülseniz de Allah katında toplanacaksınız.[158]
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْۚ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَل۪يظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْاَمْرِۚ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ
Allah’ın rahmetinden dolayı, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalbli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah’a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever.[159]
Yükleniyor...