أ ل ه

2851 kelime · i'rab ağacında: 2343

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Muzâfun ileyh 610 ayetler
Muzâfı 610 ayetler
دُونِ 70 ↗ سَبِيلِ 69 ↗ عِنْدَ 47 آيَاتِ 42 ↗ رَسُولُ 21 ↗ نِعْمَةَ 19 ↗ إِذْنِ 18 ↗ عِنْدِ 17 ↗ غَيْرَ 17 ↗ مَعَ 16 فَضْلُ 16 ↗ وَعْدَ 16 ↗
+72 daha (daha az geçenler)
Fâil 557 ayetler
Fiili 557 ayetler
شَاءَ 40 ↗ أَنْزَلَ 33 ↗ آتَى 25 ↗ يَعْلَمْ 19 ↗ كَفَى 19 ↗ أَخَذَ 18 ↗ يُرِيدُ 18 ↗ يُضِلُّ 17 ↗ جَعَلَ 17 ↗ هَدَى 16 ↗ وَعَدَ 12 ↗ ضَرَبَ 12 ↗
+118 daha (daha az geçenler)
يُبَيِّنُ 11 ↗ بَعَثَ 10 ↗ خَلَقَ 10 ↗ قَالَ 9 ↗ لَعَنَ 9 ↗ نَصَرَ 8 ↗ رَزَقَ 8 ↗ طَبَعَ 7 ↗ يُغْنِ 7 ↗ اتَّقُوا 7 ↗ تَابَ 7 ↗ حَرَّمَ 7 ↗ يُعَذِّبَ 6 ↗ يَغْفِرَ 6 ↗ يُكَلِّمُ 6 ↗ مَنَّ 6 ↗ يَجْزِيَ 6 ↗ كَتَبَ 5 ↗ أَنْعَمَ 5 ↗ يَرَى 5 ↗ رَضِيَ 5 ↗ أَعَدَّ 4 ↗ عَفَا 4 ↗ تَعَالَى 4 ↗ غَضِبَ 4 ↗ فَضَّلَ 4 ↗ يَحْكُمَ 4 ↗ يُخْلِفَ 4 ↗ أَمَرَ 4 ↗ صَدَقَ 4 ↗ أَفَاءَ 3 ↗ يَقْضِيَ 3 ↗ أَنْجَى 3 ↗ تَبَارَكَ 3 ↗ لَيَبْلُوَنَّ 3 ↗ أَذِنَ 3 ↗ أَحَلَّ 3 ↗ يُحْيِي 3 ↗ ظَلَمَ 2 ↗ فَتَحَ 2 ↗ فَرَضَ 2 ↗ يَفْعَلُ 2 ↗ قَاتَلَ 2 ↗ يُكَلِّفُ 2 ↗ يَمْحُ 2 ↗ يَمْسَسْ 2 ↗ مَكَرَ 2 ↗ نَبَّأَ 2 ↗ يَنْهَا 2 ↗ وَصَّى 2 ↗ يُحِبُّ 2 ↗ يُحَذِّرُ 2 ↗ أَحْسَنَ 2 ↗ يُدْخِلَ 2 ↗ أَذَاقَ 2 ↗ رَحِمَ 2 ↗ رَفَعَ 2 ↗ زَادَ 2 ↗ سَمِعَ 2 ↗ أَطْفَأَ 1 ↗ أَظْهَرَ 1 ↗ يُعَجِّلُ 1 ↗ يَأْبَى 1 ↗ يَفْسَحْ 1 ↗ يَتَقَبَّلُ 1 ↗ يُقَلِّبُ 1 ↗ آثَرَ 1 ↗ كَرِهَ 1 ↗ يُكَفِّرَ 1 ↗ يُبْدِئُ 1 ↗ يُبَدِّلُ 1 ↗ يُمَحِّصَ 1 ↗ يَمْحَقُ 1 ↗ امْتَحَنَ 1 ↗ بَرَّأَ 1 ↗ أَمَاتَ 1 ↗ يَمِيزَ 1 ↗ يَنْسَخُ 1 ↗ أَنْطَقَ 1 ↗ يَنْتَقِمُ 1 ↗ بَسَطَ 1 ↗ يَنَالُ 1 ↗ أَهْلَكَ 1 ↗ يُبَشِّرُ 1 ↗ يُهِنْ 1 ↗ يُوحِي 1 ↗ يَعِظُ 1 ↗ يُوَفِّقْ 1 ↗ يُوَفِّي 1 ↗ وَلَدَ 1 ↗ يُؤَخِّرَ 1 ↗ يُثَبِّتُ 1 ↗ أَثَابَ 1 ↗ يَجْمَعُ 1 ↗ أَحْبَطَ 1 ↗ يُحَاسِبْ 1 ↗ أَحْصَى 1 ↗ حَفِظَ 1 ↗ يُحِقُّ 1 ↗ أَحَاطَ 1 ↗ يَحِيفَ 1 ↗ خَتَمَ 1 ↗ يُخْرِجَ 1 ↗ يُخْزِي 1 ↗ يَخْسِفَ 1 ↗ خَفَّفَ 1 ↗ يُخَوِّفُ 1 ↗ دَمَّرَ 1 ↗ ذَهَبَ 1 ↗ رَجَعَ 1 ↗ رَدَّ 1 ↗ أَزَاغَ 1 ↗ سَخِرَ 1 ↗ سَخِطَ 1 ↗ شَرَحَ 1 ↗ شَهِدَ 1 ↗ صَرَفَ 1 ↗ يُصِيبَ 1 ↗
Mecrur 547 ayetler
Harf-i cer 547 ayetler
لِ 146 بِ 142 مِنْ 101 عَلَى 84 إِلَى 51 فِي 11 تَ 9 عَنْ 3
عَنْ ile bağlandığı fiil
وَ 1
وَ ile bağlandığı fiil
Mübteda 348 ayetler
Haber 348 ayetler
عَلِيمٌ 72 ↗ حَكِيمٌ 23 ↗ مَا 18 كُلِّ 18 ↗ يَهْدِي 17 ↗ غَفُورٌ 15 ↗ رَحِيمٌ 14 ↗ الَّذِي 13 cümle 11 يُحِبُّ 11 ↗ خَالِقُ 10 ↗ ذُو 10 ↗
+87 daha (daha az geçenler)
سَمِيعٌ 10 ↗ عَزِيزٌ 8 ↗ وَلِيُّ 8 ↗ إِلَهٌ 8 رَبُّ 8 ↗ كُمْ zamir 8 خَيْرٌ 7 ↗ يَشْهَدُ 7 ↗ (مُسْتَقِرٌّ) gizli 6 بَصِيرٌ 6 ↗ وَاسِعٌ 6 ↗ الْحَيُّ 6 ↗ حَلِيمٌ 5 ↗ هُمْ zamir 5 الْغَنِيُّ 4 ↗ يَقْدِرُ 4 ↗ خَبِيرٌ 4 ↗ يُخْرِجُ 4 ↗ يَرْزُقُ 4 ↗ يَبْسُطُ 3 ↗ جَعَلَ 3 ↗ أَحَقُّ 3 ↗ سَرِيعُ 3 ↗ شَدِيدُ 3 ↗ مَعَ 2 (مَوْجُودٌ) gizli 2 يُعِيدُ 2 ↗ يُفْتِي 2 ↗ الْقَيُّومُ 2 ↗ يُمِيتُ 2 ↗ أَنْزَلَ 2 ↗ وَاحِدٌ 2 ↗ يَجْمَعُ 2 ↗ حُسْنُ 2 ↗ الْحَمِيدُ 2 ↗ يَدْعُو 2 ↗ رَءُوفٌ 2 ↗ تُرْجَعُونَ 2 ↗ يُرِيدُ 2 ↗ الَّتِي 1 (خَيْرٌ) gizli 1 مُعَذِّبُ 1 ↗ يَعْصِمُ 1 ↗ الْمُسْتَعَانُ 1 ↗ غَالِبٌ 1 ↗ يُؤْتِي 1 ↗ فَضَّلَ 1 ↗ يَفْعَلُ 1 ↗ يَقْبِضُ 1 ↗ يَقْضِي 1 ↗ يَقُولُ 1 ↗ يَكْتُبُ 1 ↗ لَطِيفٌ 1 ↗ يَبْدَأُ 1 ↗ مُبْدِي 1 ↗ يَمُدُّ 1 ↗ يُمْسِكُ 1 ↗ يَمُنُّ 1 ↗ أَنْبَتَ 1 ↗ يُنَجِّي 1 ↗ يُنْشِئُ 1 ↗ الْأَنْفُسَ 1 ↗ نُورُ 1 ↗ يَسْتَهْزِئُ 1 ↗ مُهْلِكُ 1 ↗ أَجْرٌ 1 ↗ وَرَاءِ 1 ↗ يَعِدُ 1 ↗ يَتَوَفَّا 1 ↗ أَبْقَى 1 ↗ أَحَدٌ 1 ↗ مُتِمُّ 1 ↗ أَذِنَ 1 ↗ يَجْتَبِي 1 ↗ حَفِيظٌ 1 ↗ مُحِيطٌ 1 ↗ يَخْتَصُّ 1 ↗ أَمَرَ 1 ↗ يُرْسِلُ 1 ↗ أَرْكَسَ 1 ↗ يُؤَيِّدُ 1 ↗ يُزَكِّي 1 ↗ الْأَسْمَاءُ 1 ↗ شَكُورٌ 1 ↗ يَصْطَفِي 1 ↗ الصَّمَدُ 1 ↗ يُضَاعِفُ 1 ↗
Mef'ûlun bih 284 ayetler
Haber 151 ayetler
Mevsûf 105 ayetler
Sıfat 51 ayetler
Mübdelün minh 42 ayetler
Muzâf 36 ayetler
Mümeyyez 20 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 15 ayetler
Hâl 7 ayetler
Nâib-i fâil 5 ayetler
Bedel 4 ayetler
Mef'ûlun lieclih 3 ayetler
Müekked 1 ayetler

Muzâfun ileyh

534 ayet · أ ل ه kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

قَالَ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِۘ وَاُبَلِّغُكُمْ مَٓا اُرْسِلْتُ بِه۪ وَلٰكِنّ۪ٓي اَرٰيكُمْ قَوْماً تَجْـهَلُونَ
«Doğrusu bunun ne zaman geleceğini Allah bilir; ben size benimle gönderileni tebliğ ediyorum; fakat sizin cahil bir millet olduğunuzu görüyorum.» dedi.[23]
وَلَقَدْ مَكَّنَّاهُمْ ف۪يمَٓا اِنْ مَكَّنَّاكُمْ ف۪يهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعاً وَاَبْصَاراً وَاَفْـِٔدَةًۘ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَٓا اَبْصَارُهُمْ وَلَٓا اَفْـِٔدَتُهُمْ مِنْ شَيْءٍ اِذْ كَانُوا يَجْحَدُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
And olsun ki onlara, size vermediğimiz servet ve imkanı vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalbler vermiştik; ama kulakları, gözleri ve kalbleri onlara bir fayda sağlamadı, zira, Allah’ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı, alaya aldıkları şeyler onları kuşatıp yokediverdi.[26]
فَلَوْلَا نَصَرَهُمُ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ قُرْبَاناً اٰلِهَةًۜ بَلْ ضَلُّوا عَنْهُمْۚ وَذٰلِكَ اِفْكُهُمْ وَمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
O zamanlar, Allah’ı bırakıp da O’na yakınlık peyda etmek için edindikleri tanrılar kendilerine yardım etmeli değil miydi? Ama tanrıları onlardan uzaklaştılar. Bu, onların yalanı ve uydurup durdukları şeydir.[28]
يَا قَوْمَنَٓا اَج۪يبُوا دَاعِيَ اللّٰهِ وَاٰمِنُوا بِه۪ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ
«Ey milletimiz! Allah’a çağırana (Muhammed’e) uyun ve O’na inanın da Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi can yakıcı azabdan korusun.»[31]
وَمَنْ لَا يُجِبْ دَاعِيَ اللّٰهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الْاَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءُۜ اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ
Allah’a çağırana uymayan kimse bilsin ki, Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamaz; onların O’ndan başka dostları da bulunmaz; işte onlar apaçık sapıklıktadırlar.[32]
اَلَّذ۪ينَ كَـفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ اَضَلَّ اَعْمَالَهُمْ
Allah, inkar edenlerin ve kendi yolundan alıkoyanların işlerini boşa çıkarır.[1]
فَاِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَۙ فَاِمَّا مَناًّ بَعْدُ وَاِمَّا فِدَٓاءً حَتّٰى تَضَعَ الْحَرْبُ اَوْزَارَهَاۚۛ ذٰلِكَۜۛ وَلَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَانْتَصَرَ مِنْهُمْۙ وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَ۬ا بَعْضَكُمْ بِبَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ قُتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَلَنْ يُضِلَّ اَعْمَالَهُمْ
Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.[4]
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَشَٓاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدٰىۙ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـٔاًۜ وَسَيُحْبِطُ اَعْمَالَهُمْ
Şüphesiz, inkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Peygambere karşı gelenler Allah’a hiçbir zarar veremezler. O, onların işlerini boşa çıkaracaktır.[32]
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ مَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُمْ
İnkar edip Allah yolundan alıkoyanları, sonra da inkarcı olarak ölenleri Allah şüphesiz ki bağışlamayacaktır.[34]
هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تُدْعَوْنَ لِتُنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ فَمِنْكُمْ مَنْ يَبْخَلُۚ وَمَنْ يَبْخَلْ فَاِنَّمَا يَبْخَلُ عَنْ نَفْسِه۪ۜ وَاللّٰهُ الْغَنِيُّ وَاَنْتُمُ الْفُقَـرَٓاءُۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْماً غَيْرَكُمْۙ ثُمَّ لَا يَكُونُٓوا اَمْثَالَكُمْ
İşte sizler, Allah yolunda sarfetmeye çağırılan kimselersiniz. Kiminiz cimrilik yapıyor ama, cimrilik yapan bilsin ki, ancak kendine karşı cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirirseniz sizi ortadan kaldırır, sizin gibi olmayacak bir milleti yerinize getirir.[38]
لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزاً عَظ۪يماًۙ
İnanan erkek ve kadınları, içinde temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar, onların kötülüklerini örter. Allah katında büyük kurtuluş işte budur.[5]
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَۜ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْد۪يهِمْۚ فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْت۪يهِ اَجْراً عَظ۪يماً۟
Şüphesiz sana baş eğerek ellerini verenler (biat edenler), Allah’a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah’ın eli onların ellerinin üstündedir. Verdiği bu sözden dönen, ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük ecir verecektir.[10]
سَيَقُولُ الْمُخَلَّفُونَ اِذَا انْطَلَقْتُمْ اِلٰى مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْۚ يُر۪يدُونَ اَنْ يُبَدِّلُوا كَلَامَ اللّٰهِۜ قُلْ لَنْ تَتَّبِعُونَا كَذٰلِكُمْ قَالَ اللّٰهُ مِنْ قَبْلُۚ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَاۜ بَلْ كَانُوا لَا يَفْقَهُونَ اِلَّا قَل۪يلاً
Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: «Bırakın, biz de sizinle gelelim» diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Bize uymayacaksınız; Allah sizin için önceden böyle buyurmuştur.» Size: «Hayır, bizi çekemiyorsunuz» diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az söz anlayan kimselerdir.[15]
سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً
Allah’ın önceden gelip geçmişlere uyguladığı yasası budur. Allah’ın yasasında değişme bulamazsın.[23]
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعاً سُجَّداً يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناًۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْراً عَظ۪يماً
Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat’ta anlatılan vasıflarıdır. İncil’de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.[29]
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ
Ey inananlar! Allah’tan ve Peygamberinden öne geçmeyin; Allah’tan sakının, doğrusu Allah işitir ve bilir.[1]
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَغُضُّونَ اَصْوَاتَهُمْ عِنْدَ رَسُولِ اللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ امْتَحَنَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوٰىۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظ۪يمٌ
Seslerini Peygamberin yanında kısan kimseler, Allah’ın gönüllerini takva ile sınadığı kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.[3]
وَاعْلَمُٓوا اَنَّ ف۪يكُمْ رَسُولَ اللّٰهِۜ لَوْ يُط۪يعُكُمْ ف۪ي كَث۪يرٍ مِنَ الْاَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ حَبَّبَ اِلَيْكُمُ الْا۪يمَانَ وَزَيَّـنَهُ ف۪ي قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ اِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَۙ
Bilin ki, içinizde Allah’ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim’dir.[7-8]
وَاِنْ طَٓائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اقْتَتَلُوا فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَاۚ فَاِنْ بَغَتْ اِحْدٰيهُمَا عَلَى الْاُخْرٰى فَقَاتِلُوا الَّت۪ي تَبْغ۪ي حَتّٰى تَف۪ٓيءَ اِلٰٓى اَمْرِ اللّٰهِۚ فَاِنْ فَٓاءَتْ فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَاَقْسِطُواۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ
Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah’ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.[9]
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوباً وَقَـبَٓائِلَ لِتَعَارَفُواۜ اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ
Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.[13]
Yükleniyor...