ذ ء
18 kelime · i'rab ağacında: 18
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Muzâf Muzâfun ileyh ق ر ب
6 ayet · ذ ء kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
شَهَادَةُ
بَيْنِكُمْ
اِذَا
حَضَرَ
اَحَدَكُمُ
الْمَوْتُ
ح۪ينَ
الْوَصِيَّةِ
اثْنَانِ
ذَوَا
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
اَوْ
اٰخَرَانِ
مِنْ
غَيْرِكُمْ
اِنْ
اَنْتُمْ
ضَرَبْتُمْ
فِي
الْاَرْضِ
فَاَصَابَتْكُمْ
مُص۪يبَةُ
الْمَوْتِۜ
تَحْبِسُونَهُمَا
مِنْ
بَعْدِ
الصَّلٰوةِ
فَيُقْسِمَانِ
بِاللّٰهِ
اِنِ
ارْتَبْتُمْ
لَا
نَشْتَر۪ي
بِه۪
ثَمَناً
وَلَوْ
كَانَ
ذَا
قُرْبٰىۙ
وَلَا
نَكْتُمُ
شَهَادَةَ
اللّٰهِ
اِنَّٓا
اِذاً
لَمِنَ
الْاٰثِم۪ينَ
Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, «Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah’ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz» diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.[106]
وَلَا
تَقْرَبُوا
مَالَ
الْيَت۪يمِ
اِلَّا
بِالَّت۪ي
هِيَ
اَحْسَنُ
حَتّٰى
يَبْلُغَ
اَشُدَّهُۚ
وَاَوْفُوا
الْكَيْلَ
وَالْم۪يزَانَ
بِالْقِسْطِۚ
لَا
نُكَلِّفُ
نَفْساً
اِلَّا
وُسْعَهَا
وَاِذَا
قُلْتُمْ
فَاعْدِلُوا
وَلَوْ
كَانَ
ذَا
قُرْبٰىۚ
وَبِعَهْدِ
اللّٰهِ
اَوْفُواۜ
ذٰلِكُمْ
وَصّٰيكُمْ
بِه۪
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَۙ
Yetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah’ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır.[152]
وَاٰتِ
ذَا
الْقُرْبٰى
حَقَّهُ
وَالْمِسْك۪ينَ
وَابْنَ
السَّب۪يلِ
وَلَا
تُبَذِّرْ
تَبْذ۪يراً
Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekileri saçıp savurma.[26]
فَاٰتِ
ذَا
الْقُرْبٰى
حَقَّهُ
وَالْمِسْك۪ينَ
وَابْنَ
السَّب۪يلِۜ
ذٰلِكَ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
يُر۪يدُونَ
وَجْهَ
اللّٰهِۘ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ
Yakınlığı olana, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah’ın rızasını dileyenler için bu daha hayırlıdır. İşte onlar saadete erenlerdir.[38]
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
اُخْرٰىۜ
وَاِنْ
تَدْعُ
مُثْقَلَةٌ
اِلٰى
حِمْلِهَا
لَا
يُحْمَلْ
مِنْهُ
شَيْءٌ
وَلَوْ
كَانَ
ذَا
قُرْبٰىۜ
اِنَّمَا
تُنْذِرُ
الَّذ۪ينَ
يَخْشَوْنَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَيْبِ
وَاَقَامُوا
الصَّلٰوةَۜ
وَمَنْ
تَزَكّٰى
فَاِنَّمَا
يَتَزَكّٰى
لِنَفْسِه۪ۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
الْمَص۪يرُ
Günahkar kimse diğerinin günahını çekmez. Günah yükü ağır olan kimse, onun taşınmasını istese, yakını olsa bile, yükünden birşey taşınmaz. Sen ancak, görmediği halde Rablerinden korkanları, namazı kılanları uyarırsın. Kim arınırsa, ancak kendisi için arınmış olur; dönüş ancak Allah’adır.[18]
يَت۪يماً
ذَا
مَقْرَبَةٍۙ
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.[14-6]
Yükleniyor...