ر أ ي

328 kelime · i'rab ağacında: 326

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Fiil 313 ayetler
Fâil 310 ayetler
Mef'ûlun bih 243 ayetler
هُ zamir 24 كَ zamir 22 هُمْ zamir 19 كُمْ zamir 18 مَا 14 هَا zamir 13 ي zamir 13 الْعَذَابَ 12 ↗ آيَاتِ 12 ↗ الَّذِي 6 الَّذِينَ 5 (هُ) gizli 5
+96 daha (daha az geçenler)
إِذْ 4 أَعْمَالَ 4 ↗ الْمَلَائِكَةَ 4 ↗ الشَّمْسَ 4 ↗ مِنْ 3 كُلَّ 3 ↗ النَّارَ 3 ↗ النَّاسَ 3 ↗ بَعْضَ 3 ↗ الْأَرْضَ 3 ↗ جَعَلَ 3 ↗ نَا zamir 3 أَنْ 2 الظَّالِمِينَ 2 ↗ الْفُلْكَ 2 ↗ الْقَمَرَ 2 ↗ الْقَوْمَ 2 ↗ بَأْسَ 2 ↗ كَثِيرًا 2 ↗ كَفَرْتُمْ 2 ↗ الْبَرْقَ 2 ↗ أَهْلَكْنَا 2 ↗ الْوَدْقَ 2 ↗ أَحَدَ 2 ↗ أَخَذَ 2 ↗ الْمُجْرِمِينَ 2 ↗ اللَّهَ 2 ↗ خَلَقَ 2 ↗ سَبِيلَ 2 ↗ شُرَكَاءَ 2 ↗ اللَّذَيْنِ 1 هَا 1 يَوْمَ 1 (شَيْئًا) gizli 1 (هَا) gizli 1 اطَّلَعَ 1 ↗ عَصَيْتُ 1 ↗ عِوَجًا 1 ↗ أَعْيُنَ 1 ↗ آتَى 1 ↗ فَضْلٍ 1 ↗ فَعَلَ 1 ↗ تَفَاوُتٍ 1 ↗ فِرْعَوْنَ 1 ↗ تَقَلُّبَ 1 ↗ قَمِيصَ 1 ↗ الْقُوَّةَ 1 ↗ كَذَّبَ 1 ↗ كِسْفًا 1 ↗ كَوْكَبًا 1 ↗ يُبْدِئُ 1 ↗ لَهْوًا 1 ↗ مَتَّعْنَا 1 ↗ الْمَاءَ 1 ↗ مَنَاةَ 1 ↗ أَنْبَتْنَا 1 ↗ مَنَاسِكَ 1 ↗ بُرْهَانَ 1 ↗ نَعِيمًا 1 ↗ الْمُنَافِقِينَ 1 ↗ الْهُدْهُدَ 1 ↗ هَامَانَ 1 ↗ يُوَارِي 1 ↗ تَوَلَّى 1 ↗ أَيْدِيَ 1 ↗ بَاقِيَةٍ 1 ↗ أُخَرَ 1 ↗ تِجَارَةً 1 ↗ الْجِبَالَ 1 ↗ الْجَحِيمَ 1 ↗ جُنُودَ 1 ↗ جَاءَ 1 ↗ الْأَحْزَابَ 1 ↗ حَسَنًا 1 ↗ تُحْيِي 1 ↗ خَتَمَ 1 ↗ أَمْتًا 1 ↗ أَمَرَ 1 ↗ دَارَ 1 ↗ الْمُؤْمِنَاتِ 1 ↗ رَبَّ 1 ↗ رِجَالًا 1 ↗ رَحِمَ 1 ↗ يُرِيدُونَ 1 ↗ زَمْهَرِيرًا 1 ↗ إِبْرَاهِيمَ 1 ↗ سَبْعَ 1 ↗ سَوْءَاتِ 1 ↗ يَشْتَرُونَ 1 ↗ شُفَعَاءَ 1 ↗ شَهِدَ 1 ↗ أَصْبَحَ 1 ↗ الْعُزَّى 1 ↗ اللَّاتَ 1 ↗ ضَرَبَ 1 ↗ هُمَا zamir 1
Mef'ûlun bih (2.) 60 ayetler
Harf-i cer 26 ayetler
Mef'ûlun fîh 22 ayetler
Hâl 10 ayetler
Mef'ûlun mutlak 6 ayetler
Nâib-i fâil 3 ayetler
Mef'ûlun lieclih 2 ayetler
Muzâfun ileyh 40 ayetler
Sıfat 9 ayetler
Muzâf 7 ayetler
Mef'ûlun bih 4 ayetler
Haber 3 ayetler
Mef'ûlun lieclih 3 ayetler
Mecrur 2 ayetler
Harf-i cer 2 ayetler
فِي 1
فِي ile bağlandığı fiil
لِ 1
لِ ile bağlandığı fiil
Bedel 1 ayetler
Mübdelün minh 1 ayetler
Mef'ûlun mutlak 1 ayetler
Mevsûf 1 ayetler
Mübdelün minh 1 ayetler
Mübteda 1 ayetler

Fiil Mef'ûlun bih ي

10 ayet · ر أ ي kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْـيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءاً ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْت۪ينَكَ سَعْياًۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟
İbrahim: «Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster» dediğinde, «İnanmıyor musun?» deyince de, «Hayır öyle değil, fakat kalbim iyice kansın» demişti. «Öyleyse dört çeşit kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın üzerine bir parça koy, sonra onları çağır; koşarak sana gelirler. O halde Allah’ın güçlü ve Hakim olduğunu bil» demişti.[260]
وَلَمَّا جَٓاءَ مُوسٰى لِم۪يقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُۙ قَالَ رَبِّ اَرِن۪ٓي اَنْظُرْ اِلَيْكَۜ قَالَ لَنْ تَرٰين۪ي وَلٰكِنِ انْظُرْ اِلَى الْجَبَلِ فَاِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرٰين۪يۚ فَلَمَّا تَجَلّٰى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكاًّ وَخَرَّ مُوسٰى صَعِقاًۚ فَلَمَّٓا اَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ اِلَيْكَ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُؤْمِن۪ينَ
Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi onunla konuşunca, Musa: «Rabbim! Bana Kendini göster, Sana bakayım» dedi. Allah: «Sen Beni göremezsin ama dağa bak, eğer o yerinde kalırsa sen de Beni göreceksin» buyurdu. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti ve Musa da baygın düştü; ayılınca: «Yarabbi, münezzehsin, Sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim» dedi.[143]
وَدَخَلَ مَعَهُ السِّجْنَ فَتَيَانِۜ قَالَ اَحَدُهُمَٓا اِنّ۪ٓي اَرٰين۪ٓي اَعْصِرُ خَمْراًۚ وَقَالَ الْاٰخَرُ اِنّ۪ٓي اَرٰين۪ٓي اَحْمِلُ فَوْقَ رَأْس۪ي خُبْزاً تَأْكُلُ الطَّيْرُ مِنْهُۜ نَبِّئْنَا بِتَأْو۪يلِه۪ۚ اِنَّا نَرٰيكَ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ
Hapse, onunla beraber, iki genç daha girdi. Biri, «Rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm» dedi; diğeri «Başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm» dedi. «Bize bunu yorumla; senin iyi bir kimse olduğunu görüyoruz»[36]
وَلَوْلَٓا اِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَٓاءَ اللّٰهُۙ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِۚ اِنْ تَرَنِ اَنَا۬ اَقَلَّ مِنْكَ مَالاً وَوَلَداًۚ
Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: «Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah’tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: «Maşallah! Kuvvet ancak Allah’a mahsustur!» demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın» dedi.[37-41]
قُلْ رَبِّ اِمَّا تُرِيَنّ۪ي مَا يُوعَدُونَۙ
De ki: «Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi.»[93-94]
هٰذَا خَلْقُ اللّٰهِ فَاَرُون۪ي مَاذَا خَلَقَ الَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ۜ بَلِ الظَّالِمُونَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ۟
İşte bu Allah’ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.[11]
قُلْ اَرُونِيَ الَّذ۪ينَ اَلْحَقْتُمْ بِه۪ شُرَكَٓاءَ كَلَّاۜ بَلْ هُوَ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
De ki: «O’na taktığınız ortakları bana gösterin, yoktur ki! O, güçlü olan, hakim olan Allah’tır.»[27]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ شُرَكَٓاءَكُمُ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ اَرُون۪ي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْاَرْضِ اَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمٰوَاتِۚ اَمْ اٰتَيْنَاهُمْ كِتَاباً فَهُمْ عَلٰى بَيِّنَتٍ مِنْهُۚ بَلْ اِنْ يَعِدُ الظَّالِمُونَ بَعْضُهُمْ بَعْضاً اِلَّا غُرُوراً
De ki: «Allah’ı bırakıp da taptığınız putlarınıza hiç baktınız mı? Bana gösterin, onlar yerden hangi şeyi yarattılar?» Yoksa onların Allah’la ortaklığı göklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.[40]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَرُون۪ي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْاَرْضِ اَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمٰوَاتِۜ ا۪يتُون۪ي بِكِتَابٍ مِنْ قَبْلِ هٰذَٓا اَوْ اَثَارَةٍ مِنْ عِلْمٍ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
De ki: «Allah’ı bırakıp taptığınız şeyleri görüyor musunuz? Yeryüzünde ne yaratmışlar bana göstersenize! Yoksa Allah’la ortaklıkları göklerde midir? Eğer doğru sözlü iseniz, size indirilmiş bir kitap veya intikal etmiş bir bilgi kalıntısı varsa bana getirin.»[4]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَهْلَكَنِيَ اللّٰهُ وَمَنْ مَعِيَ اَوْ رَحِمَنَاۙ فَمَنْ يُج۪يرُ الْكَافِر۪ينَ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ
De ki: «Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; söyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir?»[28]
Yükleniyor...