س أ ل
129 kelime · i'rab ağacında: 124
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 114 ayetler
Fâil 96 ayetler
و
zamir 37
(أَنْتَ)
gizli 16
ت
zamir 13
(أَنَا)
gizli 12
(هُوَ)
gizli 5
(نَحْنُ)
gizli 4
مِنْ
1
وَ
1
عِبَادُ
1
↗
قَوْمٌ
1
↗
النَّاسُ
1
↗
حَمِيمٌ
1
↗
+3 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun bih 83 ayetler
كَ
zamir 20
كُمْ
zamir 16
هُمْ
zamir 16
أَجْرٍ
14
↗
مَا
9
مِنْ
7
الَّذِينَ
2
آتَيْنَا
2
↗
أَمْوَالَ
2
↗
يَوْمُ
2
↗
بَنِي
2
↗
اللَّهَ
2
↗
+25 daha (daha az geçenler)
الْمُرْسَلِينَ
2
↗
أَهْلَ
2
↗
هُ
zamir 2
هَا
zamir 2
هُنَّ
zamir 2
ي
zamir 2
إِذْ
1
أَنْ
1
أَيِّ
1
(هُ)
gizli 1
الْعَادِّينَ
1
↗
الْعِيرَ
1
↗
الْفِتْنَةَ
1
↗
الْقَرْيَةَ
1
↗
أَكْبَرَ
1
↗
مَتَاعًا
1
↗
مُوسَى
1
↗
النَّاسَ
1
↗
جَعَلْنَا
1
↗
أَجْمَعِينَ
1
↗
حَمِيمًا
1
↗
خَبِيرًا
1
↗
خَرْجًا
1
↗
رِزْقًا
1
↗
الصَّادِقِينَ
1
↗
Harf-i cer 40 ayetler
عَنْ
35
بِ
3
عَلَى
1
مِنْ
1
عَنْ
ile bağlanan
مَا
10
السَّاعَةِ
3
↗
شَيْءٍ
3
↗
أَنْبَاءِ
2
↗
ذَنْبِهِ
2
↗
الْقَرْيَةِ
1
↗
النَّعِيمِ
1
↗
الْأَنْفَالِ
1
↗
الْأَهِلَّةِ
1
↗
الْيَتَامَى
1
↗
الْمَيْسِرِ
1
↗
الْجِبَالِ
1
↗
+10 daha (daha az geçenler)
بِ
ile bağlanan
عَلَى
ile bağlanan
Nâib-i fâil 18 ayetler
Mef'ûlun fîh 11 ayetler
Hâl 3 ayetler
Mef'ûlun mutlak 1 ayetler
Fiil Mef'ûlun bih هُمْ
16 ayet · س أ ل kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَسْـَٔلْهُمْ
عَنِ
الْقَرْيَةِ
الَّت۪ي
كَانَتْ
حَاضِرَةَ
الْبَحْرِۢ
اِذْ
يَعْدُونَ
فِي
السَّبْتِ
اِذْ
تَأْت۪يهِمْ
ح۪يتَانُهُمْ
يَوْمَ
سَبْتِهِمْ
شُرَّعاً
وَيَوْمَ
لَا
يَسْبِتُونَۙ
لَا
تَأْت۪يهِمْۚ
كَذٰلِكَ
نَبْلُوهُمْ
بِمَا
كَانُوا
يَفْسُقُونَ
Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Cumartesi yasaklarına tecavüz ediyorlardı. Cumartesileri balıklar sürüyle geliyor, başka günler gelmiyorlardı. Biz onları, yoldan çıkmaları sebebiyle böylece deniyorduk.[163]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
لَيَقُولُنَّ
اِنَّمَا
كُنَّا
نَخُوضُ
وَنَلْعَبُۜ
قُلْ
اَبِاللّٰهِ
وَاٰيَاتِه۪
وَرَسُولِه۪
كُنْتُمْ
تَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Onlara soracak olursan, «Biz and olsun ki, eğlenip oynuyorduk» diyecekler; De ki: «Allah’la, ayetleriyle, Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?»[65]
وَمَا
تَسْـَٔلُهُمْ
عَلَيْهِ
مِنْ
اَجْرٍۜ
اِنْ
هُوَ
اِلَّا
ذِكْرٌ
لِلْعَالَم۪ينَ۟
Oysa sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Kuran, alemler için sadece bir öğüttür.[104]
فَوَرَبِّكَ
لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ
اَجْمَع۪ينَۙ
Kuran’ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.[90-93]
قَالَ
بَلْ
فَعَلَهُۗ
كَب۪يرُهُمْ
هٰذَا
فَسْـَٔلُوهُمْ
اِنْ
كَانُوا
يَنْطِقُونَ
İbrahim: «Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun» dedi.[63]
اَمْ
تَسْـَٔلُهُمْ
خَرْجاً
فَخَرَاجُ
رَبِّكَ
خَيْرٌۗ
وَهُوَ
خَيْرُ
الرَّازِق۪ينَ
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.[72]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَسَخَّرَ
الشَّمْسَ
وَالْقَمَرَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۚ
فَاَنّٰى
يُؤْفَكُونَ
And olsun ki onlara: «Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?» diye sorarsan, şüphesiz «Allah’tır» derler.Öyleyse niçin döndürülüyorlar?[61]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
نَزَّلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوْتِهَا
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ۟
And olsun ki onlara: «Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?» diye sorarsan, şüphesiz, «Allah’tır» derler. De ki: «Övülmek Allah içindir», fakat çoğu bunu akletmezler.[63]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
And olsun ki onlara: Gökleri ve yeri yaratan kimdir? diye sorsan, Allahtır derler. De ki: Hamd Allaha mahsustur, ama çoğu bilmezler.[25]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلْ
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اِنْ
اَرَادَنِيَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
هَلْ
هُنَّ
كَاشِفَاتُ
ضُرِّه۪ٓ
اَوْ
اَرَادَن۪ي
بِرَحْمَةٍ
هَلْ
هُنَّ
مُمْسِكَاتُ
رَحْمَتِه۪ۜ
قُلْ
حَسْبِيَ
اللّٰهُۜ
عَلَيْهِ
يَتَوَكَّلُ
الْمُتَوَكِّلُونَ
And olsun ki, onlara, «Gökleri ve yeri yaratan kimdir?» diye sorsan: «Allah’tır» derler. De ki: «Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O’nun rahmetini önleyebilir mi?» De ki: «Allah bana yeter; güvenenler O’na güvenir.»[38]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
خَلَقَهُنَّ
الْعَز۪يزُ
الْعَل۪يمُۙ
And olsun ki onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan, «Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır» derler.[9]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَهُمْ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُ
فَاَنّٰى
يُؤْفَكُونَۙ
And olsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan: «Allah» derler. Öyleyken nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar?[87]
اَمْ
تَسْـَٔلُهُمْ
اَجْراً
فَهُمْ
مِنْ
مَغْرَمٍ
مُثْقَلُونَۜ
Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?[40]
تَكَادُ
تَمَيَّزُ
مِنَ
الْغَيْظِۜ
كُلَّمَٓا
اُلْقِيَ
ف۪يهَا
فَوْجٌ
سَاَلَهُمْ
خَزَنَتُهَٓا
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
نَذ۪يرٌ
Nerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: «Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?» diye sorarlar.[8]
سَلْهُمْ
اَيُّهُمْ
بِذٰلِكَ
زَع۪يمٌۚۛ
Sor onlara: «Bunu kim üzerine alır?»[40]
اَمْ
تَسْـَٔلُهُمْ
اَجْراً
فَهُمْ
مِنْ
مَغْرَمٍ
مُثْقَلُونَۚ
Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.[46]
Yükleniyor...