الغاوي: Çekirge demektir. الغَوَي sütten bıkıp iğrenmek demektir. وقد غَوِيَ الفَصيلُ والسَخْلةُ Deve yavrusu ve kuzu sütten bıktı ve midesi bozuldu anlamına gelir. Temel anlamı bir şeye doğru onu kaplayarak ve bozarak sürüklenmektir. Çekirge sürülerinin ekinleri yemek için yoğun olarak tarlayı kaplaması, çok emzirmekten bebeğin midesinin sütle dolup hazmı zorlaştırması sonucu mide ağrısının yaşanması gibi. الأُغْوِيَّة kurt için kazılan çukurdur. İçine keçi konur. Kurt onu yakalamak isterken içine düşer ve avlanır. المُغَوَّاة kendisi ile aslan avlanan şeydir. أرض مَغْواة saptıran yerdir. Oraya sürükleneni yani geçmeye yeltenenleri saptırır şaşırtır. أَغْواء الظلام karanlığıyla seni örten şeydir. Buradan hareketle الغىّ Rüşdün zıddı olup heva veya arzuların sebep olduğu sapkınlıktır (dalalet). وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى (taha 121) burada rüşdün zıddı olan sapıklık değil yaşantısı fesada uğradı, adeta hayatı altüst oldu anlamı verilmiştir. Dalalette hakkı kaybetme varken gava da sonunda fesat, bozulma olan bir sürükleniş vardır. Dalalet bilerek ya da bilmeyerek olabilirken gava da kasıtlı ya da bilinçli yapma durumu söz konusudur. (المعجم الاشتقاقي)