Ümmî, Yazmayı bilmeyendir. Zeccac, Annesinden doğduğu gibi kitabı öğrenmemiş kişi. Ebu İshak, kişinin annesinden doğduğu hâle yani yazı yazmamasına nispet edilen durumdur. Ümmî, Kendini ifade edemeyen zayıf, kaba ve hantal, az konuşan kimse. Annesinden doğduğu gibi konuşamayan, dili anlaşılamayandır. (Lisanul Arab)
Halil şöyle demiştir. Yakınında bulunanların kendisine eklendiği her şeye ÜMM denir. Mekke’ye de ümmül kura şehirlerin anası denmiştir. Ümmi, yazmayan ve bir kitaptan okumayan anlamına gelir. “Onların içinde kimi ümmiler de vardır ki, kitabı bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir (Bakara, 78) ayeti için Kutrup, kendilerine okunan şeylerden başka bir şey bilmezler, demiştir. Ferrâ da bunlar, herhangi bir kitapları olmayan Araplardır demiştir. Bir başka görüşe göre, peygambere ümmî denmesinin sebebi, onun Ümmü’l-Kurâlı (Mekkeli) oluşundandır. (El Müfredat)
Kuran'a baktığımızda şu anlamlar öne çıkmaktadır;
1- Okuma yazma bilmeyen, A’raf 157-158. Ayetlerde iki defa Hz. Muhammed (as)’ın sıfatı olarak geçen Ümmi kelimesine verilen genel anlam okuma yazması olmayan kimsedir.
2- Mekkeli. El müfredatta da belirtildiği gibi bu anlam Mekke’nin Kuranda Ümmül Kura olarak adlandırılmasından kaynaklanmaktadır. A’raf 157 (Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir…) Ayrıca bkz. Cuma 2.
3- Kitabı bilmeyenler, alimler veya ilimde derinleşmiş olanların karşıtı. Bakara 78 (Bunların bir de ümmî takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.)
4- Kitap indirilmemiş, yazılı bir gelenekleri olmayanlar. Ali İmran 20 (Seninle tartışmaya girişirlerse de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” …) Ayrıca bkz. Ali İmran 75.