İsmi Mevsuller; İki cümle arasında bağ kuran, anlamı kendisinden sonra gelen ve “sıla cümlesi” adı verilen bir cümle ile tamamlanan kelimelerdir. Türkçede “ilgi zamiri” terimi ile karşılanan ismi mevsullerin tek başlarına anlamları olmadığı halde, cümlede ilişki içinde bulunduğu isimlerin dil bilgisel rollerine (fail- meful) uygun olarak “-en, -an, -dığı, -deki, -anı, -eni, -ona, -ene, -dekini, -dakini, -andan,- enden” gibi değişik anlamsal katkıda bulunurlar. İki çeşit ismi mevsul vardır.

1- Çekimsiz (müşterek) İsm-i mevsuller.

a) MEN Tekil-ikili-çoğul, eril-dişil tüm şahıslara özgü ismi mevsuldur.
b) MÂ Tekil-ikili-çoğul, eril-dişil tüm nesnelere özgü ismi mevsuldur.

2- Çekimli (Has) İsm-i Mevsuller:
Nicelik ve cinsiyet yönünden çekimlene bilen İsm-i Mevsullerdir.
Müzekker – Müfred – Ellezi – “-ki o, -ki onu”
Müzekker – Tesniye – Ellezâni/Ellezeynî – “-ki o ikisi”
Müzekker – Cem’i – Ellezîne – “-ki onlar, -ki onları”

Müennes – Müfred – Elletî – “-ki o, -ki onu”
Müennes – Tesniye – Elletâni/Elleteyni – “-ki o ikisi”
Müennes – Cem’i – Ellâti/Ellevâti – “-ki onlar, -ki onları”

Çekimi olan Has İsm-i Mevsuller’in iki türlü kullanımı söz konusudur.
a- İsm-i Mevsuller marife kabul edildikleri için; bir cümlede marife durumunda olan mübteda, haber, fail, mef’ulun bih, mecrur isim gibi temel öğelerin sıfatı görevini üstlenirler.
b- İsm-i Mevsuller mübteda, haber, fail, mef’ulun bih, mecrur isim gibi öğelerden birinin sıfatı durumunda olmadan, doğrudan doğruya cümlenin temel öğelerinden biri olarak da görev yapabilirler.

NOT: Her ism-i mevsul’dan sonra mutlaka açıklayıcı bir cümle gelmek zorundadır. Sıla cümlesi adı verilen bu cümlede ya bir isim veya bir fiil, veyahut da bir şibih cümle (harfi cerli veya zarflı bir cümlecik) olmak durumundadır. Sıla cümlesinin, bir isim veya fiil cümlesi olması durumunda, bu cümlelerde ism-i mevsule dönen ve “Aid Zamir” adı verilen bir zamir bulunur. Bu zamir ya fiil bünyesinde var olan açık ya da gizli bir zamir veya fiile bitişen mansup bir zamir veyahut da bir harfi cer ya da isme bitişen mecrur bir zamir olmak zorundadır. Sıla cümlesi ile İsm-i Mevsul arasında bir bağ kuran aid zamirin, tekillik-ikilik-çoğulluk ve erillik-dişillik yönlerinden ismi mevsul ile tam bir uyum içinde olması gerekir. Şibih cümlesi biçimindeki sıla cümlelerinde ismi mevsule dönen aid zamir bulunmaz. Bir cümleyi tam ve doğru analiz edebilmek için; İsm-i Mevsulden sonra gelen ve sıla cümlesi adını verdiğimiz cümledeki öğelerle, ana cümlede yer alan temel öğeler birbirine kesinlikle karıştırılmamalıdır. İsm-i Mevsuller her zaman marife yani bilinirlilik durumundadır.
NOT: İsm-i Mevsul’den sonra gelen sıla cümlesinin iraptan mahalli yoktur. Yani -her ne kadar bir sıla cümlesi kendi içinde irap edilebilirse de- ne sıla cümlesi içindeki öğelerin ne de bir bütün halindeki sıla cümlesinin, ana cümlenin temel öğelerinden biri olması düşünülemez.
NOT: İsm-i işaretlerde olduğu gibi İsm-i Mevsuller de, akılsız bir çoğulun sıfatı durumundaysa, bu takdirde, ism-i mevsul olan sözcük müfred-müeennes olarak Elletî şeklinde gelir.