ا ل ى 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 653 ayette 742 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 452 ayet / 499 kelime Medenî: 201 ayet / 243 kelime
وَلَقَدْ
اَرْسَلْنَا
مُوسٰى
بِاٰيَاتِنَٓا
اَنْ
اَخْرِجْ
قَوْمَكَ
مِنَ
الظُّلُمَاتِ
اِلَى
النُّورِ
وَذَكِّرْهُمْ
بِاَيَّامِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِكُلِّ
صَبَّارٍ
شَكُورٍ
And olsun ki Musa’yı ayetlerimizle, «Milletini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve Allah’ın günlerini onlara hatırlat» diye göndermiştik. Bunlarda, çokça sabreden ve şükreden herkes için dersler vardır.[5]
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
نَبَؤُا
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَۜۛ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜۛ
لَا
يَعْلَمُهُمْ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَرَدُّٓوا
اَيْدِيَهُمْ
ف۪ٓي
اَفْوَاهِهِمْ
وَقَالُٓوا
اِنَّا
كَفَرْنَا
بِمَٓا
اُرْسِلْتُمْ
بِه۪
وَاِنَّا
لَف۪ي
شَكٍّ
مِمَّا
تَدْعُونَـنَٓا
اِلَيْهِ
مُر۪يبٍ
Sizden önce gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah’tan başkası bilmez size ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: «Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz» dediler.[9]
قَالَتْ
رُسُلُهُمْ
اَفِي
اللّٰهِ
شَكٌّ
فَاطِرِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
يَدْعُوكُمْ
لِيَغْفِرَ
لَكُمْ
مِنْ
ذُنُوبِكُمْ
وَيُؤَخِّرَكُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
قَالُٓوا
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُنَاۜ
تُر۪يدُونَ
اَنْ
تَصُدُّونَا
عَمَّا
كَانَ
يَعْبُدُ
اٰبَٓاؤُ۬نَا
فَأْتُونَا
بِسُلْطَانٍ
مُب۪ينٍ
Onların peygamberleri: «Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamaya çağıran ve bir süreye kadar sizi erteleyen Allah’tan mı şüphe ediyorsunuz?» dediler. Onlar da: «Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz» dediler.[10]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِرُسُلِهِمْ
لَنُخْرِجَنَّكُمْ
مِنْ
اَرْضِنَٓا
اَوْ
لَتَعُودُنَّ
ف۪ي
مِلَّتِنَاۜ
فَاَوْحٰٓى
اِلَيْهِمْ
رَبُّهُمْ
لَنُهْلِكَنَّ
الظَّالِم۪ينَۙ
İnkar edenler, peygamberlerine: «Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız» dediler. Rableri peygamberlere: «Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir.» diye vahyetti.[13-14]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
بَدَّلُوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
كُفْراً
وَاَحَلُّوا
قَوْمَهُمْ
دَارَ
الْبَوَارِۙ
Allah’ın verdiği nimeti nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?[28-29]
وَجَعَلُوا
لِلّٰهِ
اَنْدَاداً
لِيُضِلُّوا
عَنْ
سَب۪يلِه۪ۜ
قُلْ
تَمَتَّعُوا
فَاِنَّ
مَص۪يرَكُمْ
اِلَى
النَّارِ
Allah’ın yolundan sapıtmak için O’na eşler koşmuşlardı. De ki: «Yaşayın bakalım, hiç şüphesiz varacağınız yer ateş olacaktır.»[30]
رَبَّـنَٓا
اِنّ۪ٓي
اَسْكَنْتُ
مِنْ
ذُرِّيَّت۪ي
بِوَادٍ
غَيْرِ
ذ۪ي
زَرْعٍ
عِنْدَ
بَيْتِكَ
الْمُحَرَّمِۙ
رَبَّـنَا
لِيُق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
فَاجْعَلْ
اَفْـِٔدَةً
مِنَ
النَّاسِ
تَهْو۪ٓي
اِلَيْهِمْ
وَارْزُقْهُمْ
مِنَ
الثَّمَرَاتِ
لَعَلَّهُمْ
يَشْكُرُونَ
«Rabbimiz! Ben çocuklarımdan kimini, namaz kılabilmeleri için Senin kutsal evinin yanında, ziraata elverişsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir, şükretmeleri için onları ürünlerle rızıklandır.»[37]
مُهْطِع۪ينَ
مُقْنِع۪ي
رُؤُ۫سِهِمْ
لَا
يَرْتَدُّ
اِلَيْهِمْ
طَرْفُهُمْۚ
وَاَفْـِٔدَتُهُمْ
هَوَٓاءٌۜ
O gün başları kalkmış, gözleri kendilerine dönemeyecek şekilde sabit kalmış, gönülleri bomboş halde koşup duracaklardır.[43]
وَاَنْذِرِ
النَّاسَ
يَوْمَ
يَأْت۪يهِمُ
الْعَذَابُۙ
فَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
رَبَّـنَٓا
اَخِّرْنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۙ
نُجِبْ
دَعْوَتَكَ
وَنَتَّبِـعِ
الرُّسُلَۜ
اَوَلَمْ
تَكُونُٓوا
اَقْسَمْتُمْ
مِنْ
قَبْلُ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
زَوَالٍۙ
İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: «Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım» derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.[44-45]
وَاِنَّ
عَلَيْكَ
اللَّعْنَةَ
اِلٰى
يَوْمِ
الدّ۪ينِ
«Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır» dedi.[34-35]
قَالَ
رَبِّ
فَاَنْظِرْن۪ٓي
اِلٰى
يَوْمِ
يُبْعَثُونَ
«Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele» dedi.[36]
اِلٰى
يَوْمِ
الْوَقْتِ
الْمَعْلُومِ
Allah: «Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın» dedi.[37-38]
قَالُٓوا
اِنَّٓا
اُرْسِلْـنَٓا
اِلٰى
قَوْمٍ
مُجْرِم۪ينَۙ
Şöyle cevap vermişlerdi: «Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut’un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk.»[58-60]
وَقَضَيْنَٓا
اِلَيْهِ
ذٰلِكَ
الْاَمْرَ
اَنَّ
دَابِرَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَقْطُوعٌ
مُصْبِح۪ينَ
Böylece Lut’a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik.[66]
لَا
تَمُدَّنَّ
عَيْنَيْكَ
اِلٰى
مَا
مَتَّعْنَا
بِه۪ٓ
اَزْوَاجاً
مِنْهُمْ
وَلَا
تَحْزَنْ
عَلَيْهِمْ
وَاخْفِضْ
جَنَاحَكَ
لِلْمُؤْمِن۪ينَ
Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.[88]
وَتَحْمِلُ
اَثْقَالَكُمْ
اِلٰى
بَلَدٍ
لَمْ
تَكُونُوا
بَالِغ۪يهِ
اِلَّا
بِشِقِّ
الْاَنْفُسِۜ
اِنَّ
رَبَّكُمْ
لَرَؤُ۫فٌ
رَح۪يمٌۙ
Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere, yüklerinizi taşırlar. Doğrusu Rabbiniz şefkatlidir, merhametlidir.[7]
وَمَٓا
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
اِلَّا
رِجَالاً
نُوح۪ٓي
اِلَيْهِمْ
فَسْـَٔلُٓوا
اَهْلَ
الذِّكْرِ
اِنْ
كُنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَۙ
Doğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran’ı indirdik. Belki düşünürler.[43-44]
بِالْبَيِّنَاتِ
وَالزُّبُرِۜ
وَاَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الذِّكْرَ
لِتُبَيِّنَ
لِلنَّاسِ
مَا
نُزِّلَ
اِلَيْهِمْ
وَلَعَلَّهُمْ
يَتَفَكَّرُونَ
Doğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran’ı indirdik. Belki düşünürler.[43-44]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اِلٰى
مَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
مِنْ
شَيْءٍ
يَتَفَيَّؤُ۬ا
ظِلَالُهُ
عَنِ
الْيَم۪ينِ
وَالشَّمَٓائِلِ
سُجَّداً
لِلّٰهِ
وَهُمْ
دَاخِرُونَ
Allah’ın yarattığı şeylerin, gölgeleri sağa sola vurarak, Allah’a boyun eğerek secde etmekte olduklarını görmüyorlar mı?[48]
وَمَا
بِكُمْ
مِنْ
نِعْمَةٍ
فَمِنَ
اللّٰهِ
ثُمَّ
اِذَا
مَسَّكُمُ
الضُّرُّ
فَاِلَيْهِ
تَجْـَٔرُونَۚ
Size gelen her nimet Allah’tandır. Sonra, bir sıkıntıya uğradığınızda yalnız O’na sığınırsınız.[53]
Yükleniyor...