ع ب د 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 112 ayette 123 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 94 ayet / 104 kelime Medenî: 18 ayet / 19 kelime
وَعَدَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْكُمْ
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
كَمَا
اسْتَخْلَفَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۖ
وَلَيُمَكِّنَنَّ
لَهُمْ
د۪ينَهُمُ
الَّذِي
ارْتَضٰى
لَهُمْ
وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ
مِنْ
بَعْدِ
خَوْفِهِمْ
اَمْناًۜ
يَعْبُدُونَن۪ي
لَا
يُشْرِكُونَ
ب۪ي
شَيْـٔاًۜ
وَمَنْ
كَفَرَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْفَاسِقُونَ
Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.[55]
وَيَوْمَ
يَحْشُرُهُمْ
وَمَا
يَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
فَيَقُولُ
ءَاَنْتُمْ
اَضْلَلْتُمْ
عِبَاد۪ي
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اَمْ
هُمْ
ضَلُّوا
السَّب۪يلَۜ
O gün Rabbin onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri toplar ve: «Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendi kendilerine mi yoldan saptılar?» der.[17]
وَيَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُهُمْ
وَلَا
يَضُرُّهُمْۜ
وَكَانَ
الْكَافِرُ
عَلٰى
رَبِّه۪
ظَه۪يراً
Allah’ı bırakıp, kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ederler. İnkar eden, Rabbine karşı gelenin (şeytanın) yardımcısıdır.[55]
وَتِلْكَ
نِعْمَةٌ
تَمُنُّهَا
عَلَيَّ
اَنْ
عَبَّدْتَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۜ
Musa: «O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür» dedi.[20-22]
اِذْ
قَالَ
لِاَب۪يهِ
وَقَوْمِه۪
مَا
تَعْبُدُونَ
İbrahim, babasına ve milletine: «Nelere tapıyorsunuz?» demişti.[70]
قَالُوا
نَعْبُدُ
اَصْنَاماً
فَنَظَلُّ
لَهَا
عَاكِف۪ينَ
«Putlara tapıyoruz, onlara bağlanıp duruyoruz» demişlerdi.[71]
قَالَ
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
كُنْتُمْ
تَعْبُدُونَۙ
İbrahim: «Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O’dur. Beni yediren de, içiren de O’dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O’dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O’dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.[75-83]
وَق۪يلَ
لَهُمْ
اَيْنَ
مَا
كُنْتُمْ
تَعْبُدُونَۙ
Onlara: «Allah’ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?» denilir.[92-93]
وَصَدَّهَا
مَا
كَانَتْ
تَعْبُدُ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
اِنَّهَا
كَانَتْ
مِنْ
قَوْمٍ
كَافِر۪ينَ
Melikeyi o zamana kadar alıkoyan, Allah’tan başka taptığı şeylerdi; çünkü kendisi inkarcı bir millettendi.[43]
وَلَقَدْ
اَرْسَلْـنَٓا
اِلٰى
ثَمُودَ
اَخَـاهُمْ
صَـالِحاً
اَنِ
اعْبُـدُوا
اللّٰهَ
فَاِذَا
هُمْ
فَر۪يقَانِ
يَخْتَصِمُونَ
And olsun ki, Semud milletine kardeşleri Salih’i «Allah’a kulluk ediniz» desin diye gönderdik. Hemen birbiriyle çekişen iki zümreye ayrıldılar.[45]
اِنَّـمَٓا
اُمِرْتُ
اَنْ
اَعْبُدَ
رَبَّ
هٰذِهِ
الْبَلْدَةِ
الَّذ۪ي
حَرَّمَهَا
وَلَهُ
كُلُّ
شَيْءٍۘ
وَاُمِرْتُ
اَنْ
اَكُونَ
مِنَ
الْمُسْلِم۪ينَۙ
De ki: «Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum.» Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur, kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. De ki: «Ben sadece, uyaranlardan biriyim.»[91-92]
قَالَ
الَّذ۪ينَ
حَقَّ
عَلَيْهِمُ
الْقَوْلُ
رَبَّنَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
اَغْوَيْنَاۚ
اَغْوَيْنَاهُمْ
كَمَا
غَوَيْنَاۚ
تَبَرَّأْنَٓا
اِلَيْكَۘ
مَا
كَانُٓوا
اِيَّانَا
يَعْبُدُونَ
Hükmün aleyhlerine gerçekleştiği kimseler: «Rabbimiz! İşte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaşıp Sana geldik, zaten aslında bize tapmıyorlardı» derler.[63]
وَاِبْرٰه۪يمَ
اِذْ
قَالَ
لِقَوْمِهِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
وَاتَّقُوهُۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
İbrahim’i de gönderdik. Milletine: «Allah’a kulluk edin, O’ndan sakının; bilirseniz bu sizin için daha iyidir» dedi.[16]
اِنَّمَا
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَوْثَاناً
وَتَخْلُقُونَ
اِفْكاًۜ
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
لَا
يَمْلِكُونَ
لَكُمْ
رِزْقاً
فَابْتَغُوا
عِنْدَ
اللّٰهِ
الرِّزْقَ
وَاعْبُدُوهُ
وَاشْكُرُوا
لَهُۜ
اِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Siz Allah’ı bırakıp sadece bir takım putlara tapıyor, aslı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu, Allah’tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin. O’na şükredin. Siz O’na döneceksiniz.[17]
وَاِلٰى
مَدْيَنَ
اَخَاهُمْ
شُعَيْباًۙ
فَقَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
وَارْجُوا
الْيَوْمَ
الْاٰخِرَ
وَلَا
تَعْثَوْا
فِي
الْاَرْضِ
مُفْسِد۪ينَ
Medyen halkına kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. O, «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, ahiret gününe umut besleyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın» dedi.[36]
يَا عِبَادِيَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِنَّ
اَرْض۪ي
وَاسِعَةٌ
فَاِيَّايَ
فَاعْبُدُونِ
Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde güven içinde olacağınız yere gidip yalnız Bana kulluk ediniz.[56]
وَيَوْمَ
يَحْشُرُهُمْ
جَم۪يعاً
ثُمَّ
يَقُولُ
لِلْمَلٰٓئِكَةِ
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اِيَّاكُمْ
كَانُوا
يَعْبُدُونَ
Allah bir gün onların hepsini diriltip toplar, sonra meleklere: «Bunlar mı size tapıyordu?» der.[40]
قَالُوا
سُبْحَانَكَ
اَنْتَ
وَلِيُّنَا
مِنْ
دُونِهِمْۚ
بَلْ
كَانُوا
يَعْبُدُونَ
الْجِنَّۚ
اَكْثَرُهُمْ
بِهِمْ
مُؤْمِنُونَ
Melekler: «Haşa, bizim dostumuz onlar değil, Sensin. Hayır; onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanıyorlardı» derler.[41]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالُوا
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
رَجُلٌ
يُر۪يدُ
اَنْ
يَصُدَّكُمْ
عَمَّا
كَانَ
يَعْبُدُ
اٰبَٓاؤُ۬كُمْۚ
وَقَالُوا
مَا
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اِفْكٌ
مُفْتَرًىۜ
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلْحَقِّ
لَمَّا
جَٓاءَهُمْۙ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌ
Ayetlerimiz onlara apaçık olarak okunduğu zaman: «Bu adam sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymaktan başka bir şey istemiyor» derlerdi. «Bu Kuran düpedüz bir uydurmadan başka bir şey değildir» derlerdi. Hak, inkar edenlere geldiğinde, onun için: «Bu apaçık bir büyüdür» demişlerdi.[43]
وَمَا
لِيَ
لَٓا
اَعْبُدُ
الَّذ۪ي
فَطَرَن۪ي
وَاِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
«Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O’na döneceksiniz.»[22]
Yükleniyor...