ع د ل 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 12 ayette 14 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 4 ayet / 4 kelime Medenî: 8 ayet / 10 kelime
وَاتَّقُوا
يَوْماً
لَا
تَجْز۪ي
نَفْسٌ
عَنْ
نَفْسٍ
شَيْـٔاً
وَلَا
يُقْبَلُ
مِنْهَا
شَفَاعَةٌ
وَلَا
يُؤْخَذُ
مِنْهَا
عَدْلٌ
وَلَا
هُمْ
يُنْصَرُونَ
Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.[48]
وَاتَّقُوا
يَوْماً
لَا
تَجْز۪ي
نَفْسٌ
عَنْ
نَفْسٍ
شَيْـٔاً
وَلَا
يُقْبَلُ
مِنْهَا
عَدْلٌ
وَلَا
تَنْفَعُهَا
شَفَاعَةٌ
وَلَا
هُمْ
يُنْصَرُونَ
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların yardım görmeyeceği günden korunun.[123]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
تَدَايَنْتُمْ
بِدَيْنٍ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
فَاكْتُبُوهُۜ
وَلْيَكْتُبْ
بَيْنَكُمْ
كَاتِبٌ
بِالْعَدْلِۖ
وَلَا
يَأْبَ
كَاتِبٌ
اَنْ
يَكْتُبَ
كَمَا
عَلَّمَهُ
اللّٰهُ
فَلْيَكْتُبْۚ
وَلْيُمْلِلِ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
وَلْيَتَّقِ
اللّٰهَ
رَبَّهُ
وَلَا
يَبْخَسْ
مِنْهُ
شَيْـٔاًۜ
فَاِنْ
كَانَ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
سَف۪يهاً
اَوْ
ضَع۪يفاً
اَوْ
لَا
يَسْتَط۪يعُ
اَنْ
يُمِلَّ
هُوَ
فَلْيُمْلِلْ
وَلِيُّهُ
بِالْعَدْلِۜ
وَاسْتَشْهِدُوا
شَه۪يدَيْنِ
مِنْ
رِجَالِكُمْۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُونَا
رَجُلَيْنِ
فَرَجُلٌ
وَامْرَاَتَانِ
مِمَّنْ
تَرْضَوْنَ
مِنَ
الشُّهَدَٓاءِ
اَنْ
تَضِلَّ
اِحْدٰيهُمَا
فَتُذَكِّرَ
اِحْدٰيهُمَا
الْاُخْرٰىۜ
وَلَا
يَأْبَ
الشُّهَدَٓاءُ
اِذَا
مَا
دُعُواۜ
وَلَا
تَسْـَٔمُٓوا
اَنْ
تَكْتُبُوهُ
صَغ۪يراً
اَوْ
كَب۪يراً
اِلٰٓى
اَجَلِه۪ۜ
ذٰلِكُمْ
اَقْسَطُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَاَقْوَمُ
لِلشَّهَادَةِ
وَاَدْنٰٓى
اَلَّا
تَرْتَابُٓوا
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
تِجَارَةً
حَاضِرَةً
تُد۪يرُونَهَا
بَيْنَكُمْ
فَلَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَلَّا
تَكْتُبُوهَاۜ
وَاَشْهِدُٓوا
اِذَا
تَبَايَعْتُمْۖ
وَلَا
يُضَٓارَّ
كَاتِبٌ
وَلَا
شَه۪يدٌۜ
وَاِنْ
تَفْعَلُوا
فَاِنَّهُ
فُسُوقٌ
بِكُمْۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
وَيُعَلِّمُكُمُ
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah’tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.[282]
اِنَّ
اللّٰهَ
يَأْمُرُكُمْ
اَنْ
تُؤَدُّوا
الْاَمَانَاتِ
اِلٰٓى
اَهْلِهَاۙ
وَاِذَا
حَكَمْتُمْ
بَيْنَ
النَّاسِ
اَنْ
تَحْكُمُوا
بِالْعَدْلِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
نِعِمَّا
يَعِظُـكُمْ
بِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
سَم۪يعاً
بَص۪يراً
Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür.[58]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَقْتُلُوا
الصَّيْدَ
وَاَنْتُمْ
حُرُمٌۜ
وَمَنْ
قَتَلَهُ
مِنْكُمْ
مُتَعَمِّداً
فَجَزَٓاءٌ
مِثْلُ
مَا
قَتَلَ
مِنَ
النَّعَمِ
يَحْكُمُ
بِه۪
ذَوَا
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
هَدْياً
بَالِغَ
الْكَعْبَةِ
اَوْ
كَفَّارَةٌ
طَعَامُ
مَسَاك۪ينَ
اَوْ
عَدْلُ
ذٰلِكَ
صِيَاماً
لِيَذُوقَ
وَبَالَ
اَمْرِه۪ۜ
عَفَا
اللّٰهُ
عَمَّا
سَلَفَۜ
وَمَنْ
عَادَ
فَيَنْتَقِمُ
اللّٰهُ
مِنْهُۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
ذُو
انْتِقَامٍ
Ey İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe’ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü’dür, Öçalıcı’dır.[95]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
شَهَادَةُ
بَيْنِكُمْ
اِذَا
حَضَرَ
اَحَدَكُمُ
الْمَوْتُ
ح۪ينَ
الْوَصِيَّةِ
اثْنَانِ
ذَوَا
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
اَوْ
اٰخَرَانِ
مِنْ
غَيْرِكُمْ
اِنْ
اَنْتُمْ
ضَرَبْتُمْ
فِي
الْاَرْضِ
فَاَصَابَتْكُمْ
مُص۪يبَةُ
الْمَوْتِۜ
تَحْبِسُونَهُمَا
مِنْ
بَعْدِ
الصَّلٰوةِ
فَيُقْسِمَانِ
بِاللّٰهِ
اِنِ
ارْتَبْتُمْ
لَا
نَشْتَر۪ي
بِه۪
ثَمَناً
وَلَوْ
كَانَ
ذَا
قُرْبٰىۙ
وَلَا
نَكْتُمُ
شَهَادَةَ
اللّٰهِ
اِنَّٓا
اِذاً
لَمِنَ
الْاٰثِم۪ينَ
Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, «Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah’ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz» diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.[106]
وَذَرِ
الَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
د۪ينَهُمْ
لَعِباً
وَلَهْواً
وَغَرَّتْهُمُ
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَا
وَذَكِّرْ
بِه۪ٓ
اَنْ
تُبْسَلَ
نَفْسٌ
بِمَا
كَسَبَتْۗ
لَيْسَ
لَهَا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِيٌّ
وَلَا
شَف۪يعٌۚ
وَاِنْ
تَعْدِلْ
كُلَّ
عَدْلٍ
لَا
يُؤْخَذْ
مِنْهَاۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
اُبْسِلُوا
بِمَا
كَسَبُواۚ
لَهُمْ
شَرَابٌ
مِنْ
حَم۪يمٍ
وَعَذَابٌ
اَل۪يمٌ
بِمَا
كَانُوا
يَكْفُرُونَ۟
Dinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Kuran ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o takdirde Allah’dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azab onlaradır.[70]
وَتَمَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
صِدْقاً
وَعَدْلاًۜ
لَا
مُبَدِّلَ
لِكَلِمَاتِه۪ۚ
وَهُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
Rabbinin sözü, doğruluk ve adaletle tamamlandı. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitir ve bilir.[115]
وَضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
رَجُلَيْنِ
اَحَدُهُمَٓا
اَبْكَمُ
لَا
يَقْدِرُ
عَلٰى
شَيْءٍ
وَهُوَ
كَلٌّ
عَلٰى
مَوْلٰيهُۙ
اَيْنَمَا
يُوَجِّهْهُ
لَا
يَأْتِ
بِخَيْرٍۜ
هَلْ
يَسْتَو۪ي
هُوَۙ
وَمَنْ
يَأْمُرُ
بِالْعَدْلِۙ
وَهُوَ
عَلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ۟
Allah iki adamı misal veriyor: Biri hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yüktür, nereye gönderse bir hayır çıkmaz; bu, doğru yolda olan, adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi?[76]
اِنَّ
اللّٰهَ
يَأْمُرُ
بِالْعَدْلِ
وَالْاِحْسَانِ
وَا۪يتَٓائِ
ذِي
الْقُرْبٰى
وَيَنْهٰى
عَنِ
الْفَحْشَٓاءِ
وَالْمُنْكَرِ
وَالْبَغْيِۚ
يَعِظُكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir.[90]
وَاِنْ
طَٓائِفَتَانِ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
اقْتَتَلُوا
فَاَصْلِحُوا
بَيْنَهُمَاۚ
فَاِنْ
بَغَتْ
اِحْدٰيهُمَا
عَلَى
الْاُخْرٰى
فَقَاتِلُوا
الَّت۪ي
تَبْغ۪ي
حَتّٰى
تَف۪ٓيءَ
اِلٰٓى
اَمْرِ
اللّٰهِۚ
فَاِنْ
فَٓاءَتْ
فَاَصْلِحُوا
بَيْنَهُمَا
بِالْعَدْلِ
وَاَقْسِطُواۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُقْسِط۪ينَ
Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah’ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.[9]
فَاِذَا
بَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَاَمْسِكُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
فَارِقُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
وَاَشْهِدُوا
ذَوَيْ
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
وَاَق۪يمُوا
الشَّهَادَةَ
لِلّٰهِۜ
ذٰلِكُمْ
يُوعَظُ
بِه۪
مَنْ
كَانَ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
وَمَنْ
يَتَّقِ
اللّٰهَ
يَجْعَلْ
لَهُ
مَخْرَجاًۙ
Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allaha ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allaha güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.[2-3]
Yükleniyor...