ا نّ Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası

Bu kök toplamda 1755 ayette 2.043 kelime olarak geçmektedir.

Mekkî: 1194 ayet / 1.359 kelime Medenî: 561 ayet / 684 kelime

Harf: 2.043 kelime ✕ Filtreyi kaldır

اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٓافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَۜ مَا يُمْسِكُهُنَّ اِلَّا الرَّحْمٰنُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَص۪يرٌ
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah’tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir.[19]
قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِۖ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ
De ki: «Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.»[26]
وَاِنَّ لَكَ لَاَجْراً غَيْرَ مَمْنُونٍۚ
Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır.[3]
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ
Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.[4]
اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ
Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.[7]
اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَٓا اَصْحَابَ الْجَنَّةِۚ اِذْ اَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِح۪ينَۙ
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.[17-18]
فَلَمَّا رَاَوْهَا قَالُٓوا اِنَّا لَضَٓالُّونَۙ
Bahçeyi gördüklerinde: «Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık» dediler.[26-27]
قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ
«Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik» dediler.[29]
قَالُوا يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا طَاغ۪ينَ
Sonra şöyle dediler: «Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik.»[31]
عَسٰى رَبُّنَٓا اَنْ يُبْدِلَنَا خَيْراً مِنْهَٓا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا رَاغِبُونَ
«Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz.»[32]
اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتِ النَّع۪يمِ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır.[34]
اِنَّ لَـكُمْ ف۪يهِ لَمَا تَخَيَّرُونَۚ
Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır.[38]
اَمْ لَـكُمْ اَيْمَانٌ عَلَيْنَا بَالِغَةٌ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۙ اِنَّ لَـكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَۚ
Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır?[39]
وَاُمْل۪ي لَهُمْۜ اِنَّ كَيْد۪ي مَت۪ينٌ
Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.[45]
وَاِنْ يَكَادُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran’ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. «O delidir» diyorlardı.[50-51]
اِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَٓاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِۙ
Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.[11-12]
اِنّ۪ي ظَنَنْتُ اَنّ۪ي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْۚ
Kitabı sağından verilen; «Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum» der.[19-20]
اِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ الْعَظ۪يمِۙ
«Çünkü, o, yüce Allah’a inanmazdı.»[33]
اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۚ
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.[38-40]
وَاِنَّهُ لَتَذْكِرَةٌ لِلْمُتَّق۪ينَ
Doğrusu Kuran Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.[48]
Yükleniyor...