ا نّ Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1755 ayette 2.043 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1194 ayet / 1.359 kelime Medenî: 561 ayet / 684 kelime
فَاِنَّ
الْجَنَّةَ
هِيَ
الْمَأْوٰىۜ
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.[40-41]
اِنَّمَٓا
اَنْتَ
مُنْذِرُ
مَنْ
يَخْشٰيهَاۜ
Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.[45]
اَنَّا
صَبَبْنَا
الْمَٓاءَ
صَباًّۙ
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.[25]
اِنَّهُ
لَقَوْلُ
رَسُولٍ
كَر۪يمٍۙ
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.[19-21]
وَاِنَّ
عَلَيْكُمْ
لَحَافِظ۪ينَۙ
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.[10-2]
اِنَّ
الْاَبْرَارَ
لَف۪ي
نَع۪يمٍۚ
İyiler şüphesiz nimet içindedirler.[13]
وَاِنَّ
الْفُجَّارَ
لَف۪ي
جَح۪يمٍۚ
Allah’ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler.[14]
اَلَا
يَظُنُّ
اُو۬لٰٓئِكَ
اَنَّهُمْ
مَبْعُوثُونَۙ
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?[4-5]
كَلَّٓا
اِنَّ
كِتَابَ
الْفُجَّارِ
لَف۪ي
سِجّ۪ينٍۜ
Sakının; Allah’ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak «Siccin» adlı defterde yazılıdır.[7]
كَلَّٓا
اِنَّهُمْ
عَنْ
رَبِّهِمْ
يَوْمَئِذٍ
لَمَحْجُوبُونَۜ
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.[15]
ثُمَّ
اِنَّهُمْ
لَصَالُوا
الْجَح۪يمِۜ
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.[16]
كَلَّٓا
اِنَّ
كِتَابَ
الْاَبْرَارِ
لَف۪ي
عِلِّيّ۪ينَۜ
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.[18]
اِنَّ
الْاَبْرَارَ
لَف۪ي
نَع۪يمٍۙ
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.[22-3]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اَجْرَمُوا
كَانُوا
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
يَضْحَكُونَۘ
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.[29]
وَاِذَا
رَاَوْهُمْ
قَالُٓوا
اِنَّ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
لَضَٓالُّونَۙ
İnananları gördükleri zaman: «Doğrusu bunlar sapık olanlardır» derlerdi.[32]
يَٓا اَيُّهَا
الْاِنْسَانُ
اِنَّكَ
كَادِحٌ
اِلٰى
رَبِّكَ
كَدْحاً
فَمُلَاق۪يهِۚ
Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O’na kavuşacaksın.[6]
اِنَّهُ
كَانَ
ف۪ٓي
اَهْلِه۪
مَسْرُوراً
Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.[13]
اِنَّهُ
ظَنَّ
اَنْ
لَنْ
يَحُورَۚۛ
Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.[14]
بَلٰىۚۛ
اِنَّ
رَبَّهُ
كَانَ
بِه۪
بَص۪يراًۜ
Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.[15]
Yükleniyor...