ع ر ض 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 72 ayette 79 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 49 ayet / 53 kelime Medenî: 23 ayet / 26 kelime
وَجَعَلْنَا
السَّمَٓاءَ
سَقْفاً
مَحْفُوظاًۚ
وَهُمْ
عَنْ
اٰيَاتِهَا
مُعْرِضُونَ
Göğü karışıklıktan korunmuş bir tavan kıldık; oysa onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar.[32]
قُلْ
مَنْ
يَكْلَؤُ۬كُمْ
بِالَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
مِنَ
الرَّحْمٰنِۜ
بَلْ
هُمْ
عَنْ
ذِكْرِ
رَبِّهِمْ
مُعْرِضُونَ
De ki: «Geceleyin ve gündüzün sizi Rahman’dan kim koruyabilir?» Ama onlar Rablerinin Kitabından yüz çevirmektedirler.[42]
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
عَنِ
اللَّغْوِ
مُعْرِضُونَۙ
Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.[3]
وَلَوِ
اتَّبَعَ
الْحَقُّ
اَهْوَٓاءَهُمْ
لَفَسَدَتِ
السَّمٰوَاتُ
وَالْاَرْضُ
وَمَنْ
ف۪يهِنَّۜ
بَلْ
اَتَيْنَاهُمْ
بِذِكْرِهِمْ
فَهُمْ
عَنْ
ذِكْرِهِمْ
مُعْرِضُونَۜ
Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.[71]
وَلْيَسْتَعْفِفِ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَجِدُونَ
نِكَاحاً
حَتّٰى
يُغْنِيَهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
وَالَّذ۪ينَ
يَبْتَغُونَ
الْكِتَابَ
مِمَّا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
فَكَاتِبُوهُمْ
اِنْ
عَلِمْتُمْ
ف۪يهِمْ
خَيْراًۗ
وَاٰتُوهُمْ
مِنْ
مَالِ
اللّٰهِ
الَّـذ۪ٓي
اٰتٰيكُمْۜ
وَلَا
تُكْرِهُوا
فَتَيَاتِكُمْ
عَلَى
الْبِغَٓاءِ
اِنْ
اَرَدْنَ
تَحَصُّناً
لِتَبْتَغُوا
عَرَضَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۜ
وَمَنْ
يُكْرِهْهُنَّ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
مِنْ
بَعْدِ
اِكْرَاهِهِنَّ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah’ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hiç şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bağışlar ve merhamet eder.[33]
وَاِذَا
دُعُٓوا
اِلَى
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
لِيَحْكُمَ
بَيْنَهُمْ
اِذَا
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
مُعْرِضُونَ
Aralarında hüküm vermek üzere Allah’a ve Peygamberine çağırıldıkları zaman, bir takımı hemen yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.[48]
وَمَا
يَأْت۪يهِمْ
مِنْ
ذِكْرٍ
مِنَ
الرَّحْمٰنِ
مُحْدَثٍ
اِلَّا
كَانُوا
عَنْهُ
مُعْرِض۪ينَ
Rahman’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.[5]
وَاِذَا
سَمِعُوا
اللَّغْوَ
اَعْرَضُوا
عَنْهُ
وَقَالُوا
لَـنَٓا
اَعْمَالُنَا
وَلَكُمْ
اَعْمَالُكُمْۘ
سَلَامٌ
عَلَيْكُمْۘ
لَا
نَبْتَغِي
الْجَاهِل۪ينَ
Onlar, boş söz işittikleri vakit ondan yüz çevirirler. «Bizim işlediğimiz bize, sizin işlediğiniz sizedir. Size selam olsun, cahillerle ilgilenmeyiz» derler.[55]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنْ
ذُكِّرَ
بِاٰيَاتِ
رَبِّه۪
ثُمَّ
اَعْرَضَ
عَنْهَاۜ
اِنَّا
مِنَ
الْمُجْرِم۪ينَ
مُنْتَقِمُونَ۟
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim var mıdır? Şüphesiz suçlulardan öç alacağız.[22]
فَاَعْرِضْ
عَنْهُمْ
وَانْتَظِرْ
اِنَّهُمْ
مُنْتَظِرُونَ
Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler.[30]
اِنَّا
عَرَضْنَا
الْاَمَانَةَ
عَلَى
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَالْجِبَالِ
فَاَبَيْنَ
اَنْ
يَحْمِلْنَهَا
وَاَشْفَقْنَ
مِنْهَا
وَحَمَلَهَا
الْاِنْسَانُۜ
اِنَّهُ
كَانَ
ظَلُوماً
جَهُولاًۙ
Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)[72]
فَاَعْرَضُوا
فَاَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
سَيْلَ
الْعَرِمِ
وَبَدَّلْنَاهُمْ
بِجَنَّتَيْهِمْ
جَنَّتَيْنِ
ذَوَاتَيْ
اُكُلٍ
خَمْطٍ
وَاَثْلٍ
وَشَيْءٍ
مِنْ
سِدْرٍ
قَل۪يلٍ
Fakat onlar yüz çevirdiler; bunun için Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik, onların bahçelerini, buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.[16]
وَمَا
تَأْت۪يهِمْ
مِنْ
اٰيَةٍ
مِنْ
اٰيَاتِ
رَبِّهِمْ
اِلَّا
كَانُوا
عَنْهَا
مُعْرِض۪ينَ
Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi.[46]
اِذْ
عُرِضَ
عَلَيْهِ
بِالْعَشِيِّ
الصَّافِنَاتُ
الْجِيَادُۙ
Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu.[31]
اَنْتُمْ
عَنْهُ
مُعْرِضُونَ
De ki: «Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.»[67-68]
اَلنَّارُ
يُعْرَضُونَ
عَلَيْهَا
غُدُواًّ
وَعَشِياًّۚ
وَيَوْمَ
تَقُومُ
السَّاعَةُ۠
اَدْخِلُٓوا
اٰلَ
فِرْعَوْنَ
اَشَدَّ
الْعَذَابِ
Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, «Firavun’un adamlarını azabın en ağırına sokun» denir.[46]
بَش۪يراً
وَنَذ۪يراًۚ
فَاَعْرَضَ
اَكْثَرُهُمْ
فَهُمْ
لَا
يَسْمَعُونَ
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: «Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız» derler.[2-5]
فَاِنْ
اَعْرَضُوا
فَقُلْ
اَنْذَرْتُكُمْ
صَاعِقَةً
مِثْلَ
صَاعِقَةِ
عَادٍ
وَثَمُودَۜ
Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki: «İşte sizi, Ad ve Semud’un başına gelen yıldırıma benzer bir azap ile uyardım.»[13]
وَاِذَٓا
اَنْعَمْنَا
عَلَى
الْاِنْسَانِ
اَعْرَضَ
وَنَاٰ
بِجَانِبِه۪ۚ
وَاِذَا
مَسَّهُ
الشَّرُّ
فَذُو
دُعَٓاءٍ
عَر۪يضٍ
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince uzun uzun yalvarır.[51]
وَتَرٰيهُمْ
يُعْرَضُونَ
عَلَيْهَا
خَاشِع۪ينَ
مِنَ
الذُّلِّ
يَنْظُرُونَ
مِنْ
طَرْفٍ
خَفِيٍّۜ
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِنَّ
الْخَاسِر۪ينَ
الَّذ۪ينَ
خَسِرُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
وَاَهْل۪يهِمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
ف۪ي
عَذَابٍ
مُق۪يمٍ
Aşağılıktan başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarken, ateşe sunulduklarını görürsün. İnananlar: «Hüsranda olanlar, kıyamet günü kendilerini de, ailelerini de hüsranda bırakanlardır» derler. İyi bilin ki, zalimler sürekli bir azap içindedirler.[45]
Yükleniyor...