ع ظ م 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 127 ayette 128 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 59 ayet / 60 kelime Medenî: 68 ayet / 68 kelime
وَنُوحاً
اِذْ
نَادٰى
مِنْ
قَبْلُ
فَاسْتَجَبْنَا
لَهُ
فَنَجَّيْنَاهُ
وَاَهْلَهُ
مِنَ
الْكَرْبِ
الْعَظ۪يمِۚ
Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.[76]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اتَّقُوا
رَبَّكُمْۚ
اِنَّ
زَلْزَلَةَ
السَّاعَةِ
شَيْءٌ
عَظ۪يمٌ
Ey insanlar! Rabbinizden sakının; doğrusu kıyamet gününün sarsıntısı büyük şeydir.[1]
ذٰلِكَۗ
وَمَنْ
يُعَظِّمْ
حُرُمَاتِ
اللّٰهِ
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَهُ
عِنْدَ
رَبِّه۪ۜ
وَاُحِلَّتْ
لَكُمُ
الْاَنْعَامُ
اِلَّا
مَا
يُتْلٰى
عَلَيْكُمْ
فَاجْتَنِبُوا
الرِّجْسَ
مِنَ
الْاَوْثَانِ
وَاجْتَنِبُوا
قَوْلَ
الزُّورِۙ
İşte böyle. Kim Allah’ın yasaklarına saygı gösterirse, bu Rabbinin katında kendi iyiliğinedir. (Haram olduğu) size okunanlar dışında kalan hayvanlar, size helal kılındı. O halde pis putlardan sakının; yalan sözden kaçının.[30]
ذٰلِكَۗ
وَمَنْ
يُعَظِّمْ
شَعَٓائِرَ
اللّٰهِ
فَاِنَّهَا
مِنْ
تَقْوَى
الْقُلُوبِ
Bu böyledir; kişinin Allah’ın nişanelerine hürmet göstermesi, kalblerin Allah’a karşı gelmekten sakınmasındandır.[32]
ثُمَّ
خَلَقْنَا
النُّطْفَةَ
عَلَقَةً
فَخَلَقْنَا
الْعَلَقَةَ
مُضْغَةً
فَخَلَقْنَا
الْمُضْغَةَ
عِظَاماً
فَكَسَوْنَا
الْعِظَامَ
لَحْماًۗ
ثُمَّ
اَنْشَأْنَاهُ
خَلْقاً
اٰخَرَۜ
فَتَبَارَكَ
اللّٰهُ
اَحْسَنُ
الْخَالِق۪ينَۜ
Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur![14]
اَيَعِدُكُمْ
اَنَّكُمْ
اِذَا
مِتُّمْ
وَكُنْتُمْ
تُرَاباً
وَعِظَاماً
اَنَّكُمْ
مُخْرَجُونَۖ
«Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?»[35]
قَالُٓوا
ءَاِذَا
مِتْنَا
وَكُنَّا
تُرَاباً
وَعِظَاماً
ءَاِنَّا
لَمَبْعُوثُونَ
Öncekiler: «Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir» demişlerdi.[82-83]
قُلْ
مَنْ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
السَّبْعِ
وَرَبُّ
الْعَرْشِ
الْعَظ۪يمِ
«Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?» de.[86]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
جَٓاؤُ۫
بِالْاِفْكِ
عُصْبَةٌ
مِنْكُمْۜ
لَا
تَحْسَبُوهُ
شَراًّ
لَكُمْۜ
بَلْ
هُوَ
خَيْرٌ
لَكُمْۜ
لِكُلِّ
امْرِئٍ
مِنْهُمْ
مَا
اكْتَسَبَ
مِنَ
الْاِثْمِۚ
وَالَّذ۪ي
تَوَلّٰى
كِبْرَهُ
مِنْهُمْ
لَهُ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
(Peygamber’in eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşılık yapana ise büyük azap vardır.[11]
وَلَوْلَا
فَضْلُ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَرَحْمَتُهُ
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِ
لَمَسَّكُمْ
ف۪ي
مَٓا
اَفَضْتُمْ
ف۪يهِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌۚ
Allah’ın dünya ve ahirette size lütuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü büyük bir azaba uğrardınız.[14]
اِذْ
تَلَقَّوْنَهُ
بِاَلْسِنَتِكُمْ
وَتَقُولُونَ
بِاَفْوَاهِكُمْ
مَا
لَيْسَ
لَكُمْ
بِه۪
عِلْمٌ
وَتَحْسَبُونَهُ
هَيِّناًۗ
وَهُوَ
عِنْدَ
اللّٰهِ
عَظ۪يمٌ
Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.[15]
وَلَوْلَٓا
اِذْ
سَمِعْتُمُوهُ
قُلْتُمْ
مَا
يَكُونُ
لَـنَٓا
اَنْ
نَتَكَلَّمَ
بِهٰذَاۗ
سُبْحَانَكَ
هٰذَا
بُهْتَانٌ
عَظ۪يمٌ
O’nu işittiğinizde: «Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; haşa, bu büyük bir iftiradır» demeniz gerekmez miydi?[16]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَرْمُونَ
الْمُحْصَنَاتِ
الْغَافِلَاتِ
الْمُؤْمِنَاتِ
لُعِنُوا
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۖ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌۙ
İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.[23-24]
فَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسٰٓى
اَنِ
اضْرِبْ
بِعَصَاكَ
الْبَحْرَۜ
فَانْفَلَقَ
فَكَانَ
كُلُّ
فِرْقٍ
كَالطَّوْدِ
الْعَظ۪يمِۚ
Bunun üzerine Biz Musa’ya: «Değneğinle denize vur» diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi.[63]
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
عَلَيْكُمْ
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍۜ
Kardeşleri Hud, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum» dedi.[124-135]
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُٓوءٍ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابُ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
Salih: « İşte belge bu devedir. Kuyudan su içmek hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar» dedi.[155-156]
فَكَذَّبُوهُ
فَاَخَذَهُمْ
عَذَابُ
يَوْمِ
الظُّلَّةِۜ
اِنَّهُ
كَانَ
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Gerçekten o gün, azabı büyük bir gündü.[189]
اِنّ۪ي
وَجَدْتُ
امْرَاَةً
تَمْلِكُهُمْ
وَاُو۫تِيَتْ
مِنْ
كُلِّ
شَيْءٍ
وَلَهَا
عَرْشٌ
عَظ۪يمٌ
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman’a: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur» dedi.[22-26]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
رَبُّ
الْعَرْشِ
الْعَظ۪يمِ
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman’a: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur» dedi.[22-26]
فَخَرَجَ
عَلٰى
قَوْمِه۪
ف۪ي
ز۪ينَتِه۪ۜ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
يُر۪يدُونَ
الْحَيٰوةَ
الدُّنْيَا
يَا لَيْتَ
لَنَا
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫تِيَ
قَارُونُۙ
اِنَّهُ
لَذُو
حَظٍّ
عَظ۪يمٍ
Karun, ihtişam içinde milletinin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: «Karun’a verildiği gibi bizim de olsa; doğrusu o büyük bir varlık sahibidir» demişlerdi.[79]
Yükleniyor...