غ ن ي 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 47 ayette 47 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 35 ayet / 35 kelime Medenî: 12 ayet / 12 kelime
وَلْيَسْتَعْفِفِ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَجِدُونَ
نِكَاحاً
حَتّٰى
يُغْنِيَهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
وَالَّذ۪ينَ
يَبْتَغُونَ
الْكِتَابَ
مِمَّا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
فَكَاتِبُوهُمْ
اِنْ
عَلِمْتُمْ
ف۪يهِمْ
خَيْراًۗ
وَاٰتُوهُمْ
مِنْ
مَالِ
اللّٰهِ
الَّـذ۪ٓي
اٰتٰيكُمْۜ
وَلَا
تُكْرِهُوا
فَتَيَاتِكُمْ
عَلَى
الْبِغَٓاءِ
اِنْ
اَرَدْنَ
تَحَصُّناً
لِتَبْتَغُوا
عَرَضَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۜ
وَمَنْ
يُكْرِهْهُنَّ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
مِنْ
بَعْدِ
اِكْرَاهِهِنَّ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah’ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hiç şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bağışlar ve merhamet eder.[33]
مَٓا
اَغْنٰى
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يُمَتَّعُونَۜ
Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı?[205-207]
ءَاَتَّخِذُ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اٰلِهَةً
اِنْ
يُرِدْنِ
الرَّحْمٰنُ
بِضُرٍّ
لَا
تُغْنِ
عَنّ۪ي
شَفَاعَتُهُمْ
شَيْـٔاً
وَلَا
يُنْقِذُونِۚ
«O’nu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar.»[23]
قَدْ
قَالَهَا
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
فَمَٓا
اَغْنٰى
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَكْسِبُونَ
Bunu onlardan öncekiler de söylemişti, ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.[50]
اَفَلَمْ
يَس۪يرُوا
فِي
الْاَرْضِ
فَيَنْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
كَانُٓوا
اَكْثَرَ
مِنْهُمْ
وَاَشَدَّ
قُوَّةً
وَاٰثَاراً
فِي
الْاَرْضِ
فَمَٓا
اَغْنٰى
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَكْسِبُونَ
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler daha sağlam olan öncekilerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Kazandıkları onlara bir fayda vermemiştir.[82]
يَوْمَ
لَا
يُغْن۪ي
مَوْلًى
عَنْ
مَوْلًى
شَيْـٔاً
وَلَا
هُمْ
يُنْصَرُونَۙ
O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.[41]
مِنْ
وَرَٓائِهِمْ
جَهَنَّمُۚ
وَلَا
يُغْن۪ي
عَنْهُمْ
مَا
كَسَبُوا
شَيْـٔاً
وَلَا
مَا
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَوْلِيَٓاءَۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌۜ
Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah’ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.[9-10]
اِنَّهُمْ
لَنْ
يُغْنُوا
عَنْكَ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
وَاِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
بَعْضُهُمْ
اَوْلِيَٓاءُ
بَعْضٍۚ
وَاللّٰهُ
وَلِيُّ
الْمُتَّق۪ينَ
Şüphesiz onlar, seni Allah’tan müstağni kılamazlar. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar. Sakınanların dostu ise Allah’tır.[19]
وَلَقَدْ
مَكَّنَّاهُمْ
ف۪يمَٓا
اِنْ
مَكَّنَّاكُمْ
ف۪يهِ
وَجَعَلْنَا
لَهُمْ
سَمْعاً
وَاَبْصَاراً
وَاَفْـِٔدَةًۘ
فَمَٓا
اَغْنٰى
عَنْهُمْ
سَمْعُهُمْ
وَلَٓا
اَبْصَارُهُمْ
وَلَٓا
اَفْـِٔدَتُهُمْ
مِنْ
شَيْءٍ
اِذْ
كَانُوا
يَجْحَدُونَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَحَاقَ
بِهِمْ
مَا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
And olsun ki onlara, size vermediğimiz servet ve imkanı vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalbler vermiştik; ama kulakları, gözleri ve kalbleri onlara bir fayda sağlamadı, zira, Allah’ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı, alaya aldıkları şeyler onları kuşatıp yokediverdi.[26]
يَوْمَ
لَا
يُغْن۪ي
عَنْهُمْ
كَيْدُهُمْ
شَيْـٔاً
وَلَا
هُمْ
يُنْصَرُونَۜ
O gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler.[46]
وَكَمْ
مِنْ
مَلَكٍ
فِي
السَّمٰوَاتِ
لَا
تُغْن۪ي
شَفَاعَتُهُمْ
شَيْـٔاً
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
اَنْ
يَأْذَنَ
اللّٰهُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَرْضٰى
Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.[26]
وَمَا
لَهُمْ
بِه۪
مِنْ
عِلْمٍۜ
اِنْ
يَتَّبِعُونَ
اِلَّا
الظَّنَّۚ
وَاِنَّ
الظَّنَّ
لَا
يُغْن۪ي
مِنَ
الْحَقِّ
شَيْـٔاًۚ
Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.[28]
وَاَنَّهُ
هُوَ
اَغْنٰى
وَاَقْنٰىۙ
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O’dur.[48]
حِكْمَةٌ
بَالِغَةٌ
فَمَا
تُغْنِ
النُّذُرُۙ
Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor.[5]
لَنْ
تُغْنِيَ
عَنْهُمْ
اَمْوَالُهُمْ
وَلَٓا
اَوْلَادُهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Malları ve çocukları, onlara, Allah katında bir fayda sağlamaz. Onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.[17]
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُ
كَانَتْ
تَأْت۪يهِمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَقَالُٓوا
اَبَشَرٌ
يَهْدُونَنَاۘ
فَكَفَرُوا
وَتَوَلَّوْا
وَاسْتَغْنَى
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
Bu, kendilerine peygamberleri belgelerle geldiğinde: «Bizi doğru yola bir insan mı eriştirecek?» diyerek inkar edip gerçeğe yüz çevirmelerinden ötürüdür. Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığını ortaya koymuştur. Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[6]
ضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
امْرَاَتَ
نُوحٍ
وَامْرَاَتَ
لُوطٍۜ
كَانَتَا
تَحْتَ
عَبْدَيْنِ
مِنْ
عِبَادِنَا
صَالِحَيْنِ
فَخَانَتَاهُمَا
فَلَمْ
يُغْنِيَا
عَنْهُمَا
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاً
وَق۪يلَ
ادْخُلَا
النَّارَ
مَعَ
الدَّاخِل۪ينَ
Allah, inkar edenlere, Nuh’un karısıyla Lut’un karısını misal gösterir: Onlar, kullarımızdan iki iyi kulun nikahı altında iken onlara karşı hainlik edip inkarlarını gizlemişlerdi de iki peygamber Allah’tan gelen azabı onlardan savamamışlardı. O iki kadına: «Cehenneme girenlerle beraber siz de girin» dendi.[10]
مَٓا
اَغْنٰى
عَنّ۪ي
مَالِيَهْۚ
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: «Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı» der.[25-29]
لَا
ظَل۪يلٍ
وَلَا
يُغْن۪ي
مِنَ
اللَّهَبِۜ
«gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin.»[30-31]
اَمَّا
مَنِ
اسْتَغْنٰىۙ
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.[5-6]
Yükleniyor...