ف ر ع و ن 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 67 ayette 74 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 61 ayet / 66 kelime Medenî: 6 ayet / 8 kelime
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِهِ
اذْكُرُوا
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
اِذْ
اَنْجٰيكُمْ
مِنْ
اٰلِ
فِرْعَوْنَ
يَسُومُونَكُمْ
سُٓوءَ
الْعَذَابِ
وَيُذَبِّحُونَ
اَبْنَٓاءَكُمْ
وَيَسْتَحْيُونَ
نِسَٓاءَكُمْۜ
وَف۪ي
ذٰلِكُمْ
بَلَٓاءٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
عَظ۪يمٌ۟
Musa, milletine dedi ki: «Allah’ın size olan nimetlerini anın; size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden sizi kurtardı; bütün bunlarda Rabbinizden size büyük bir imtihan vardır.»[6]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسٰى
تِسْعَ
اٰيَاتٍ
بَيِّنَاتٍ
فَسْـَٔلْ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اِذْ
جَٓاءَهُمْ
فَقَالَ
لَهُ
فِرْعَوْنُ
اِنّ۪ي
لَاَظُنُّكَ
يَا مُوسٰى
مَسْحُوراً
And olsun ki, Musa’ya dokuz tane apaçık mucize verdik. İsrailoğullarına sor, Musa onlara geldiğinde, Firavun kendisine: «Ey Musa! Ben seni büyülenmiş sanıyorum» demişti.[101]
قَالَ
لَقَدْ
عَلِمْتَ
مَٓا
اَنْزَلَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اِلَّا
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
بَصَٓائِرَۚ
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّكَ
يَا فِرْعَوْن
مَثْبُوراً
Musa da: «And olsun ki, bunları göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu senin mahvolacağını sanıyorum» demişti.[102]
اِذْهَبْ
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
اِنَّهُ
طَغٰى۟
«Firavun’a git, doğrusu o azmıştır.»[24]
اِذْهَبَٓا
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
اِنَّهُ
طَغٰىۚ
Firavun’a gidin, doğrusu o azmıştır.[43]
فَتَوَلّٰى
فِرْعَوْنُ
فَجَمَعَ
كَيْدَهُ
ثُمَّ
اَتٰى
Firavun döndü, tuzaklarını toplayıp o gün geldi.[60]
فَاَتْبَعَهُمْ
فِرْعَوْنُ
بِجُنُودِه۪
فَغَشِيَهُمْ
مِنَ
الْيَمِّ
مَا
غَشِيَهُمْۜ
Firavun, ordusuyla onları takip etti, deniz de onları içine alıverdi, hem de ne alış![78]
وَاَضَلَّ
فِرْعَوْنُ
قَوْمَهُ
وَمَا
هَدٰى
Firavun, milletini saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.[79]
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِه۪
فَاسْتَكْـبَرُوا
وَكَانُوا
قَوْماً
عَال۪ينَۚ
Sonra Musa ve kardeşi Harun’u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.[45-46]
قَوْمَ
فِرْعَوْنَۜ
اَلَا
يَتَّقُونَ
Rabbin Musa’ya: «Haksızlık eden millete, Firavun’un milletine git» diye nida etmişti. «Haksızlıktan sakınmazlar mı?»[10-11]
فَأْتِيَا
فِرْعَوْنَ
فَقُولَٓا
اِنَّا
رَسُولُ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَۙ
Allah: «Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun’a varınız: «Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz» demişti.[15-17]
قَالَ
فِرْعَوْنُ
وَمَا
رَبُّ
الْعَالَم۪ينَ
Firavun: «Alemlerin Rabbi de nedir?» dedi.[23]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
السَّحَرَةُ
قَالُوا
لِفِرْعَوْنَ
اَئِنَّ
لَنَا
لَاَجْراً
اِنْ
كُنَّا
نَحْنُ
الْغَالِب۪ينَ
Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun’a; «Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?» dediler.[41]
فَاَلْقَوْا
حِبَالَهُمْ
وَعِصِيَّهُمْ
وَقَالُوا
بِعِزَّةِ
فِرْعَوْنَ
اِنَّا
لَنَحْنُ
الْغَالِبُونَ
Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: «Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz» dediler.[44]
فَاَرْسَلَ
فِرْعَوْنُ
فِي
الْمَدَٓائِنِ
حَاشِر۪ينَۚ
Bu arada Firavun şehirlere, «Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız» diyen münadiler gönderdi.[53-56]
وَاَدْخِلْ
يَدَكَ
ف۪ي
جَيْبِكَ
تَخْرُجْ
بَيْضَٓاءَ
مِنْ
غَيْرِ
سُٓوءٍ
ف۪ي
تِسْعِ
اٰيَاتٍ
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَقَوْمِه۪ۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
قَوْماً
فَاسِق۪ينَ
«Değneğini at!» Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. «Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir.»[10-12]
نَتْلُوا
عَلَيْكَ
مِنْ
نَبَأِ
مُوسٰى
وَفِرْعَوْنَ
بِالْحَقِّ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
İnanan bir millet için, sana Musa ve Firavun olayını olduğu gibi anlatacağız.[3]
اِنَّ
فِرْعَوْنَ
عَلَا
فِي
الْاَرْضِ
وَجَعَلَ
اَهْلَهَا
شِيَعاً
يَسْتَضْعِفُ
طَٓائِفَةً
مِنْهُمْ
يُذَبِّـحُ
اَبْنَٓاءَهُمْ
وَيَسْتَحْـي۪
نِسَٓاءَهُمْۜ
اِنَّهُ
كَانَ
مِنَ
الْمُفْسِد۪ينَ
Firavun memleketin başına geçti ve halkını fırkalara ayırdı. İçlerinden bir topluluğu güçsüz bularak onların oğullarını boğazlıyor, kadınları sağ bırakıyordu; çünkü o, bozguncunun biriydi.[4]
وَنُمَكِّنَ
لَهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
وَنُرِيَ
فِرْعَوْنَ
وَهَامَانَ
وَجُنُودَهُمَا
مِنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَحْذَرُونَ
Biz, memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları önderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerleştirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekinmekte oldukları şeyleri göstermek istiyorduk.[5-6]
فَالْتَقَطَهُٓ
اٰلُ
فِرْعَوْنَ
لِيَكُونَ
لَهُمْ
عَدُواًّ
وَحَزَناًۜ
اِنَّ
فِرْعَوْنَ
وَهَامَانَ
وَجُنُودَهُمَا
كَانُوا
خَاطِـ۪ٔينَ
Firavun’un adamları onu almışlardı. Firavun, Haman ve askerleri, suçlu olduklarından, o onlara düşman ve başlarına da dert olacaktı.[8]
Yükleniyor...