ب Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1898 ayette 2.544 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1251 ayet / 1.588 kelime Medenî: 647 ayet / 956 kelime
وَاِذْ
بَوَّأْنَا
لِاِبْرٰه۪يمَ
مَكَانَ
الْبَيْتِ
اَنْ
لَا
تُشْرِكْ
ب۪ي
شَيْـٔاً
وَطَهِّرْ
بَيْتِيَ
لِلطَّٓائِف۪ينَ
وَالْقَٓائِم۪ينَ
وَالرُّكَّعِ
السُّجُودِ
«Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için Evimi temiz tut» diye İbrahim’i Kabe’nin yerine yerleştirmiştik.[26]
وَاَذِّنْ
فِي
النَّاسِ
بِالْحَجِّ
يَأْتُوكَ
رِجَالاً
وَعَلٰى
كُلِّ
ضَامِرٍ
يَأْت۪ينَ
مِنْ
كُلِّ
فَجٍّ
عَم۪يقٍۙ
İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler.[27]
ثُمَّ
لْيَقْضُوا
تَفَثَهُمْ
وَلْيُوفُوا
نُذُورَهُمْ
وَلْيَطَّوَّفُوا
بِالْبَيْتِ
الْعَت۪يقِ
Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kabe’yi tavaf etsinler.[29]
حُنَفَٓاءَ
لِلّٰهِ
غَيْرَ
مُشْرِك۪ينَ
بِه۪ۜ
وَمَنْ
يُشْرِكْ
بِاللّٰهِ
فَكَاَنَّمَا
خَرَّ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَتَخْطَفُهُ
الطَّيْرُ
اَوْ
تَهْو۪ي
بِهِ
الرّ۪يحُ
ف۪ي
مَكَانٍ
سَح۪يقٍ
Allah’a ortak koşmaksızın O’na yönelerek pis putlardan kaçının, yalan sözden çekinin. Allah’a ortak koşan kimse, gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma attığı şeye benzer.[31]
اُذِنَ
لِلَّذ۪ينَ
يُقَاتَلُونَ
بِاَنَّهُمْ
ظُلِمُواۜ
وَاِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
نَصْرِهِمْ
لَقَد۪يرٌۙ
Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardım etmeğe elbette Kadir’dir.[39]
اَلَّذ۪ينَ
اُخْرِجُوا
مِنْ
دِيَارِهِمْ
بِغَيْرِ
حَقٍّ
اِلَّٓا
اَنْ
يَقُولُوا
رَبُّنَا
اللّٰهُۜ
وَلَوْلَا
دَفْعُ
اللّٰهِ
النَّاسَ
بَعْضَهُمْ
بِبَعْضٍ
لَهُدِّمَتْ
صَوَامِــعُ
وَبِيَعٌ
وَصَلَوَاتٌ
وَمَسَاجِدُ
يُذْكَرُ
ف۪يهَا
اسْمُ
اللّٰهِ
كَث۪يراًۜ
وَلَيَنْصُرَنَّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَنْصُرُهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَقَوِيٌّ
عَز۪يزٌ
Onlar haksız yere ve «Rabbimiz Allah’tır» dediler diye yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki, Allah’a yardım edenlere O da yardım eder. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.[40]
اَلَّذ۪ينَ
اِنْ
مَكَّنَّاهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
اَقَامُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَوُا
الزَّكٰوةَ
وَاَمَرُوا
بِالْمَعْرُوفِ
وَنَهَوْا
عَنِ
الْمُنْكَرِۜ
وَلِلّٰهِ
عَاقِبَةُ
الْاُمُورِ
Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek namaz kılarlar, zekat verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı yasak ederler. İşlerin sonucu Allah’a aittir.[41]
اَفَلَمْ
يَس۪يرُوا
فِي
الْاَرْضِ
فَتَكُونَ
لَهُمْ
قُلُوبٌ
يَعْقِلُونَ
بِهَٓا
اَوْ
اٰذَانٌ
يَسْمَعُونَ
بِهَاۚ
فَاِنَّهَا
لَا
تَعْمَى
الْاَبْصَارُ
وَلٰكِنْ
تَعْمَى
الْقُلُوبُ
الَّت۪ي
فِي
الصُّدُورِ
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, orada olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Ama yalnız gözler kör olmaz, fakat göğüslerde olan kalbler de körleşir.[46]
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
بِالْعَذَابِ
وَلَنْ
يُخْلِفَ
اللّٰهُ
وَعْدَهُۜ
وَاِنَّ
يَوْماً
عِنْدَ
رَبِّكَ
كَاَلْفِ
سَنَةٍ
مِمَّا
تَعُدُّونَ
Senden, başlarına acele azap getirmeni istiyorlar. Allah sözünden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir.[47]
وَلِيَعْلَمَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَ
اَنَّهُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكَ
فَيُؤْمِنُوا
بِه۪
فَتُخْبِتَ
لَهُ
قُلُوبُهُمْۜ
وَاِنَّ
اللّٰهَ
لَهَادِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kuran’ın, senin Rabbin’den bir gerçek olduğunu bilip de ona inanmaları ve gönüllerini bağlamaları içindir. Allah inananları şüphesiz doğru yola eriştirir.[54]
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَكَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
فَاُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
مُه۪ينٌ
İnkar edenler, ayetlerimizi yalan sayan kimseler, işte onlar için hakir düşüren azap vardır.[57]
ذٰلِكَۚ
وَمَنْ
عَاقَبَ
بِمِثْلِ
مَا
عُوقِبَ
بِه۪
ثُمَّ
بُغِيَ
عَلَيْهِ
لَيَنْصُرَنَّهُ
اللّٰهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَعَفُوٌّ
غَفُورٌ
Bu böyledir; kim kendisine verilen kadar ceza verirse ve kendisine yine de saldırılırsa, Allah ona, and olsun ki yardım edecektir. Allah şüphesiz, affeder ve bağışlar.[60]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
يُولِجُ
الَّيْلَ
فِي
النَّهَارِ
وَيُولِجُ
النَّهَارَ
فِي
الَّيْلِ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
سَم۪يعٌ
بَص۪يرٌ
Böyledir; Allah geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar ve Allah şüphesiz işitir ve görür.[61]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْحَقُّ
وَاَنَّ
مَا
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِه۪
هُوَ
الْبَاطِلُ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْعَلِيُّ
الْكَب۪يرُ
Keza Hak yalnız Allah’tır; O’nu bırakıp taptıkları sadece batıldır. Doğrusu Allah yücedir büyüktür.[62]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
سَخَّرَ
لَكُمْ
مَا
فِي
الْاَرْضِ
وَالْفُلْكَ
تَجْر۪ي
فِي
الْبَحْرِ
بِاَمْرِه۪ۜ
وَيُمْسِكُ
السَّمَٓاءَ
اَنْ
تَقَعَ
عَلَى
الْاَرْضِ
اِلَّا
بِاِذْنِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بِالنَّاسِ
لَرَؤُ۫فٌ
رَح۪يمٌ
Allah’ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri buyruğunuz altına vermiş olduğunu; buyruğu olmaksızın yere düşmemesi için göğü O’nun tuttuğunu görmez misin? Doğrusu Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametli olandır.[65]
وَاِنْ
جَادَلُوكَ
فَقُلِ
اللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: «Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir» de.[67-69]
وَيَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَمْ
يُنَزِّلْ
بِه۪
سُلْطَاناً
وَمَا
لَيْسَ
لَهُمْ
بِه۪
عِلْمٌۜ
وَمَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
نَص۪يرٍ
Onlar Allah’ı bırakıp da O’nun, haklarında hiçbir delil indirmediği, kendilerinde de bir bilgi olmayan şeylere taparlar. Zulmedenlerin yardımcısı olmaz.[71]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍ
تَعْرِفُ
ف۪ي
وُجُوهِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
الْمُنْكَرَۜ
يَكَادُونَ
يَسْطُونَ
بِالَّذ۪ينَ
يَتْلُونَ
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِنَاۜ
قُلْ
اَفَاُنَبِّئُكُمْ
بِشَرٍّ
مِنْ
ذٰلِكُمْۜ
اَلنَّارُۜ
وَعَدَهَا
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ۟
Onlara ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman, inkar edenlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın. Nerdeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: «Size bundan daha fenasını haber vereyim mi? Allah’ın inkarcılara vadettiği ateş! Ne kötü bir dönüştür!..[72]
وَجَاهِدُوا
فِي
اللّٰهِ
حَقَّ
جِهَادِه۪ۜ
هُوَ
اجْتَبٰيكُمْ
وَمَا
جَعَلَ
عَلَيْكُمْ
فِي
الدّ۪ينِ
مِنْ
حَرَجٍۜ
مِلَّةَ
اَب۪يكُمْ
اِبْرٰه۪يمَۜ
هُوَ
سَمّٰيكُمُ
الْمُسْلِم۪ينَ
مِنْ
قَبْلُ
وَف۪ي
هٰذَا
لِيَكُونَ
الرَّسُولُ
شَه۪يداً
عَلَيْكُمْ
وَتَكُونُوا
شُهَدَٓاءَ
عَلَى
النَّاسِۚ
فَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَ
وَاعْتَصِمُوا
بِاللّٰهِۜ
هُوَ
مَوْلٰيكُمْۚ
فَنِعْمَ
الْمَوْلٰى
وَنِعْمَ
النَّص۪يرُ
Allah uğrunda gereği gibi cihat edin. O, sizi seçmiş, babanız İbrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kuran’da, peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için size müslüman adını veren O’dur. Artık, namaz kılın, zekat verin, Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır![78]
وَاَنْزَلْنَا
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
بِقَدَرٍ
فَاَسْكَنَّاهُ
فِي
الْاَرْضِۗ
وَاِنَّا
عَلٰى
ذَهَابٍ
بِه۪
لَقَادِرُونَۚ
Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.[18]
Yükleniyor...