ك 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1061 ayette 1.461 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 784 ayet / 1.048 kelime Medenî: 277 ayet / 413 kelime
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يَقُولُ
اٰمَنَّا
بِاللّٰهِ
فَاِذَٓا
اُو۫ذِيَ
فِي
اللّٰهِ
جَعَلَ
فِتْنَةَ
النَّاسِ
كَعَذَابِ
اللّٰهِۜ
وَلَئِنْ
جَٓاءَ
نَصْرٌ
مِنْ
رَبِّكَ
لَيَقُولُنَّ
اِنَّا
كُنَّا
مَعَكُمْۜ
اَوَلَيْسَ
اللّٰهُ
بِاَعْلَمَ
بِمَا
ف۪ي
صُدُورِ
الْعَالَم۪ينَ
İnsanlardan: «Allah’a inandık» diyenler vardır; ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanların ezasını Allah’ın azabı gibi tutarlar. Rabbinizden bir yardım gelecek olursa, and olsun ki, «Doğrusu biz sizinle beraberdik» derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen değil midir?[10]
وَلَمَّٓا
اَنْ
جَٓاءَتْ
رُسُلُنَا
لُـوطاً
س۪ٓيءَ
بِهِمْ
وَضَـاقَ
بِهِمْ
ذَرْعاً
وَقَالُوا
لَا
تَخَفْ
وَلَا
تَحْزَنْ۠
اِنَّا
مُنَجُّوكَ
وَاَهْلَكَ
اِلَّا
امْرَاَتَكَ
كَانَتْ
مِنَ
الْغَابِر۪ينَ
Elçilerimiz Lut’a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, «Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz» dediler.[33-24]
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَوْلِيَٓاءَ
كَمَثَلِ
الْعَنْكَبُوتِۚ
اِتَّخَذَتْ
بَيْتاًۜ
وَاِنَّ
اَوْهَنَ
الْبُيُوتِ
لَبَيْتُ
الْعَنْكَبُوتِۢ
لَوْ
كَانُوا
يَعْلَمُونَ
Allah’tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan dişi örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.[41]
اُتْلُ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَاَقِمِ
الصَّلٰوةَۜ
اِنَّ
الصَّلٰوةَ
تَنْهٰى
عَنِ
الْفَحْشَٓاءِ
وَالْمُنْكَرِۜ
وَلَذِكْرُ
اللّٰهِ
اَكْبَرُۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
مَا
تَصْنَعُونَ
Kitap’tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah’ı anmak en büyük şeydir! Allah Yaptıklarınızı bilir.[45]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَۜ
فَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۚ
وَمِنْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِه۪ۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
الْكَافِرُونَ
Sana Kitap’ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.[47]
وَمَا
كُنْتَ
تَتْلُوا
مِنْ
قَبْلِه۪
مِنْ
كِتَابٍ
وَلَا
تَخُطُّهُ
بِيَم۪ينِكَ
اِذاً
لَارْتَابَ
الْمُبْطِلُونَ
Sen daha önce bir kitabtan okumuş ve elinle de onu yazmış değildin. Öyle olsaydı, batıl söze uyanlar şüpheye düşerlerdi.[48]
اَوَلَمْ
يَكْفِهِمْ
اَنَّٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
يُتْلٰى
عَلَيْهِمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَرَحْمَةً
وَذِكْرٰى
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ۟
Kendilerine okunan bir Kitap’ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.[51]
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
بِالْعَذَابِۜ
وَلَوْلَٓا
اَجَلٌ
مُسَمًّى
لَجَٓاءَهُمُ
الْعَذَابُۜ
وَلَيَأْتِيَنَّهُمْ
بَغْتَةً
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Senden azabı acele bekliyorlar. Eğer süre belirtilmiş olmasaydı azap onlara hemen gelirdi. Ama yine de onlar farkına varmadan başlarına ansızın gelecektir.[53]
يَسْتَعْجِلُونَكَ
بِالْعَذَابِۜ
وَاِنَّ
جَهَنَّمَ
لَمُح۪يطَةٌ
بِالْكَافِر۪ينَۙ
Senden azabı acele bekliyorlar. Doğrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini içine aldığı gün, cehennem inkarcıları kuşatacaktır. O gün Allah: «Yaptıklarınızın karşılığını tadın» der.[54-55]
يُخْرِجُ
الْحَيَّ
مِنَ
الْمَيِّتِ
وَيُخْرِجُ
الْمَيِّتَ
مِنَ
الْحَيِّ
وَيُحْـيِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۜ
وَكَذٰلِكَ
تُخْرَجُونَ۟
O, ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır; yeryüzünü ölümünden sonra O canlandırır. Ey insanlar! İşte siz de böylece diriltileceksiniz.[19]
ضَرَبَ
لَكُمْ
مَثَلاً
مِنْ
اَنْفُسِكُمْۜ
هَلْ
لَكُمْ
مِنْ
مَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
مِنْ
شُرَكَٓاءَ
ف۪ي
مَا
رَزَقْنَاكُمْ
فَاَنْتُمْ
ف۪يهِ
سَوَٓاءٌ
تَخَافُونَهُمْ
كَخ۪يفَتِكُمْ
اَنْفُسَكُمْۜ
كَذٰلِكَ
نُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Allah size kendinizden bir misal vermektedir: Size verdiğimiz rızıklarda, emrinizde bulunan kölelerinizin de eşit surette hak sahibi olmalarına razı olur ve birbirinizi saydığınız gibi bu ortaklarınızı sayar mısınız ? Düşünen millete ayetleri böylece uzun uzadıya açıklarız.[28]
فَاَقِمْ
وَجْهَكَ
لِلدّ۪ينِ
حَن۪يفاًۜ
فِطْرَتَ
اللّٰهِ
الَّت۪ي
فَطَرَ
النَّاسَ
عَلَيْهَاۜ
لَا
تَبْد۪يلَ
لِخَلْقِ
اللّٰهِۜ
ذٰلِكَ
الدّ۪ينُ
الْقَيِّمُۗ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَۗ
Hakka yönelerek kendini Allah’ın insanlara yaratılışta verdiği dine ver. Zira Allah’ın yaratışında değişme yoktur; işte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler.[30]
فَاَقِمْ
وَجْهَكَ
لِلدّ۪ينِ
الْقَيِّمِ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
يَوْمٌ
لَا
مَرَدَّ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
يَوْمَئِذٍ
يَصَّدَّعُونَ
İnsanların fırka fırka olacağı, Allah katından kaçınılmaz o günün gelmesinden önce, kendini dosdoğru dine yönelt.[43]
وَلَقَدْ
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
رُسُلاً
اِلٰى
قَوْمِهِمْ
فَجَٓاؤُ۫هُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَانْتَقَمْنَا
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اَجْرَمُواۜ
وَكَانَ
حَقاًّ
عَلَيْنَا
نَصْرُ
الْمُؤْمِن۪ينَ
And olsun ki! Senden önce, birçok peygamberleri ümmetlerine gönderdik, onlara belgeler getirdiler; dinlemeyip suç işleyenlerden öç aldık, zira inananlara yardım etmek bize hak olmuştu.[47]
فَاِنَّكَ
لَا
تُسْمِعُ
الْمَوْتٰى
وَلَا
تُسْمِعُ
الصُّمَّ
الدُّعَٓاءَ
اِذَا
وَلَّوْا
مُدْبِر۪ينَ
Tabiidir ki sen ölülere katiyyen işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.[52]
وَيَوْمَ
تَقُومُ
السَّاعَةُ
يُقْسِمُ
الْمُجْرِمُونَۙ
مَا
لَبِثُوا
غَيْرَ
سَاعَةٍۜ
كَذٰلِكَ
كَانُوا
يُؤْفَكُونَ
Kıyamet koptuğu gün suçlular sadece çok kısa bir müddet kalmış olduklarına yemin ederler. Böylece onlar dünyada da aldatılıp haktan döndürülüyorlardı.[55]
كَذٰلِكَ
يَطْبَعُ
اللّٰهُ
عَلٰى
قُلُوبِ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
Allah bilmeyenlerin kalblerini işte böylece kapatır.[59]
فَاصْبِرْ
اِنَّ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقٌّ
وَلَا
يَسْتَخِفَّنَّكَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يُوقِنُونَ
Sabret ki, Allah’ın sözü şüphesiz gerçektir. Kesin olarak inanmayanlar seni hafife almasınlar.[60]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِ
اٰيَاتُنَا
وَلّٰى
مُسْتَكْبِراً
كَاَنْ
لَمْ
يَسْمَعْهَا
كَاَنَّ
ف۪ٓي
اُذُنَيْهِ
وَقْراًۚ
فَبَشِّرْهُ
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍ
Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.[7]
وَوَصَّيْنَا
الْاِنْسَانَ
بِوَالِدَيْهِۚ
حَمَلَتْهُ
اُمُّهُ
وَهْناً
عَلٰى
وَهْنٍ
وَفِصَالُهُ
ف۪ي
عَامَيْنِ
اَنِ
اشْكُرْ
ل۪ي
وَلِوَالِدَيْكَۜ
اِلَيَّ
الْمَص۪يرُ
Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana’dır.[14]
Yükleniyor...