ك 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1061 ayette 1.461 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 784 ayet / 1.048 kelime Medenî: 277 ayet / 413 kelime
وَسْـَٔلْ
مَنْ
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
مِنْ
رُسُلِنَاۗ
اَجَعَلْنَا
مِنْ
دُونِ
الرَّحْمٰنِ
اٰلِهَةً
يُعْبَدُونَ۟
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah’tan başka, kulluk edilecek tanrılar meşru kılmış mıyız?[45]
وَقَالُوا
يَٓا اَيُّهَ
السَّاحِرُ
ادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
بِمَا
عَهِدَ
عِنْدَكَ
اِنَّـنَا
لَمُهْتَدُونَ
«Ey Sihirbaz! Sana verdiği ahde göre Rabbine bizim için yalvar da doğru yola erişelim» dediler.[49]
وَلَمَّا
ضُرِبَ
ابْنُ
مَرْيَمَ
مَثَلاً
اِذَا
قَوْمُكَ
مِنْهُ
يَصِدُّونَ
Meryem oğlu misal verilince, senin milletin buna gülüp geçiverdi.[57]
وَقَالُٓوا
ءَاٰلِهَتُنَا
خَيْرٌ
اَمْ
هُوَۜ
مَا
ضَرَبُوهُ
لَكَ
اِلَّا
جَدَلاًۜ
بَلْ
هُمْ
قَوْمٌ
خَصِمُونَ
«Bizim tanrımız mı yoksa o mu daha iyidir?» dediler. Sana böyle söylemeleri, sadece, tartışmaya girişmek içindir. Onlar şüphesiz kavgacı bir millettir.[58]
وَنَادَوْا
يَا مَالِكُ
لِيَقْضِ
عَلَيْنَا
رَبُّكَۜ
قَالَ
اِنَّكُمْ
مَاكِثُونَ
Cehennemde şöyle seslenilir: «Ey Nöbetçi! Rabbin hiç değilse canımızı alsın.» Nöbetçi: «Siz böyle kalacaksınız» der.[77]
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۜ
اِنَّهُ
هُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُۙ
Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.[4-7]
كَذٰلِكَ۠
وَاَوْرَثْنَاهَا
قَوْماً
اٰخَر۪ينَ
Bu böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık.[28]
كَالْمُهْلِۚۛ
يَغْل۪ي
فِي
الْبُطُونِۙ
Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.[43-46]
كَغَلْيِ
الْحَم۪يمِ
Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.[43-46]
ذُقْۙ ۚ
اِنَّكَ
اَنْتَ
الْعَز۪يزُ
الْكَر۪يمُ
«Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün» denir, sonra ona: «Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir» denir.[47-50]
كَذٰلِكَ۠
وَزَوَّجْنَاهُمْ
بِحُورٍ
ع۪ينٍۜ
Bu böyledir; onları iri siyah gözlü hurilerle eşlendiririz.[54]
فَضْلاً
مِنْ
رَبِّكَۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الْفَوْزُ
الْعَظ۪يمُ
Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.[56-57]
فَاِنَّمَا
يَسَّرْنَاهُ
بِلِسَانِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Biz, öğüt alırlar diye, Kuran’ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.[58-59]
تِلْكَ
اٰيَاتُ
اللّٰهِ
نَتْلُوهَا
عَلَيْكَ
بِالْحَقِّۚ
فَبِاَيِّ
حَد۪يثٍ
بَعْدَ
اللّٰهِ
وَاٰيَاتِه۪
يُؤْمِنُونَ
İşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah’ın varlığının delilleridir. Artık Allah’tan ve O’nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar?[6]
يَسْمَعُ
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
تُتْلٰى
عَلَيْهِ
ثُمَّ
يُصِرُّ
مُسْتَكْبِراً
كَاَنْ
لَمْ
يَسْمَعْهَاۚ
فَبَشِّرْهُ
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍ
Kendine okunan Allah’ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.[7-8]
وَاٰتَيْنَاهُمْ
بَيِّنَاتٍ
مِنَ
الْاَمْرِۚ
فَمَا
اخْتَلَفُٓوا
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُۙ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
يَقْض۪ي
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir.[17]
ثُمَّ
جَعَلْنَاكَ
عَلٰى
شَر۪يعَةٍ
مِنَ
الْاَمْرِ
فَاتَّبِعْهَا
وَلَا
تَتَّبِـعْ
اَهْوَٓاءَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.[18]
اِنَّهُمْ
لَنْ
يُغْنُوا
عَنْكَ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
وَاِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
بَعْضُهُمْ
اَوْلِيَٓاءُ
بَعْضٍۚ
وَاللّٰهُ
وَلِيُّ
الْمُتَّق۪ينَ
Şüphesiz onlar, seni Allah’tan müstağni kılamazlar. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar. Sakınanların dostu ise Allah’tır.[19]
اَمْ
حَسِبَ
الَّذ۪ينَ
اجْتَرَحُوا
السَّيِّـَٔاتِ
اَنْ
نَجْعَلَهُمْ
كَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِۙ
سَوَٓاءً
مَحْيَاهُمْ
وَمَمَاتُهُمْۜ
سَٓاءَ
مَا
يَحْكُمُونَ۟
Yoksa, kötülük işleyen kimseler, ölümlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanıp yararlı iş işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar![21]
وَق۪يلَ
الْيَوْمَ
نَنْسٰيكُمْ
كَمَا
نَس۪يتُمْ
لِقَٓاءَ
يَوْمِكُمْ
هٰذَا
وَمَأْوٰيكُمُ
النَّارُ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
نَاصِر۪ينَ
Onlara denir ki: «Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi Biz de sizi unuttuk; varacağınız yer ateştir, yardımcılarınız da yoktur.»[34]
Yükleniyor...