Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.[5]
Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.[7]
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.[15]
Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.[17]
«İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer» denir.[22]
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim’dir.[30]
İnkarcılara o gün şöyle denir: «yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;»[29]
«Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun.»[39]
Onlara denir ki: «İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz.»[43]
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.[17]
Gökler kapı kapı açılacaktır.[19]
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.[20]
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.[21-22]
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.[27]
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: «Keşke toprak olaydım» der.[40]
«Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?»[11]
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.[14]
Sonra da: «yalanlayıp durduğunuz işte budur» denecektir.[17]
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.[29]
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.[35-6]