ك و ن 📊 Kök haritası

Bu kök toplamda 1149 ayette 1.358 kelime olarak geçmektedir.

Mekkî: 789 ayet / 896 kelime Medenî: 360 ayet / 462 kelime

İsim: 30 kelime Fiil: 1.358 kelime Harf: 2 kelime ✕ Filtreyi kaldır

اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُوراًۚ
Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.[5]
يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْماً كَانَ شَرُّهُ مُسْتَط۪يراً
Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.[7]
وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِاٰنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَار۪يرَاۙ
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.[15]
وَيُسْقَوْنَ ف۪يهَا كَأْساً كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَب۪يلاًۚ
Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.[17]
اِنَّ هٰذَا كَانَ لَـكُمْ جَزَٓاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُوراً۟
«İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer» denir.[22]
وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً حَك۪يماًۗ
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim’dir.[30]
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۚ
İnkarcılara o gün şöyle denir: «yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;»[29]
فَاِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَك۪يدُونِ
«Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun.»[39]
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Onlara denir ki: «İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz.»[43]
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتاًۙ
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.[17]
وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَـكَانَتْ اَبْوَاباًۙ
Gökler kapı kapı açılacaktır.[19]
وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَـكَانَتْ سَرَاباًۜ
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.[20]
اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَاداًۙ
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.[21-22]
اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَاباًۙ
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.[27]
اِنَّٓا اَنْذَرْنَا‌كُمْ عَذَاباً قَر۪يباًۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْـكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَاباً
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: «Keşke toprak olaydım» der.[40]
ءَاِذَا كُنَّا عِظَاماً نَخِرَةًۜ
«Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?»[11]
كَلَّا بَلْ۔ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.[14]
ثُمَّ يُقَالُ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۜ
Sonra da: «yalanlayıp durduğunuz işte budur» denecektir.[17]
اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.[29]
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.[35-6]
Yükleniyor...