ك و ن 📊 Kök haritası

Bu kök toplamda 1176 ayette 1.390 kelime olarak geçmektedir.

Mekkî: 812 ayet / 924 kelime Medenî: 364 ayet / 466 kelime

İsim: 30 kelime Fiil: 1.358 kelime Harf: 2 kelime

قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ
Onlar derler ki: «Namaz kılanlardan değildik.»[43]
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْك۪ينَۙ
«Düşkün kimseyi doyurmuyorduk.»[44]
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِض۪ينَۙ
«Batıla dalanlarla biz de dalardık.»[45]
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ
«Ceza gününü yalanlardık.»[46]
اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ
O, katılan bir meni damlası değil miydi?[37]
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰىۙ
Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.[38]
هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ ح۪ينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـٔاً مَذْكُوراً
İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?[1]
اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُوراًۚ
Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.[5]
يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْماً كَانَ شَرُّهُ مُسْتَط۪يراً
Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.[7]
وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِاٰنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَار۪يرَاۙ
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.[15]
وَيُسْقَوْنَ ف۪يهَا كَأْساً كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَب۪يلاًۚ
Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.[17]
اِنَّ هٰذَا كَانَ لَـكُمْ جَزَٓاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُوراً۟
«İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer» denir.[22]
وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً حَك۪يماًۗ
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim’dir.[30]
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۚ
İnkarcılara o gün şöyle denir: «yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;»[29]
فَاِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَك۪يدُونِ
«Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun.»[39]
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Onlara denir ki: «İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz.»[43]
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتاًۙ
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.[17]
وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَـكَانَتْ اَبْوَاباًۙ
Gökler kapı kapı açılacaktır.[19]
وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَـكَانَتْ سَرَاباًۜ
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.[20]
اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَاداًۙ
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.[21-22]
Yükleniyor...