ك م 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1185 ayette 2.265 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 678 ayet / 1.133 kelime Medenî: 507 ayet / 1.132 kelime
قَالَ
اهْبِطَا
مِنْهَا
جَم۪يعاً
بَعْضُكُمْ
لِبَعْضٍ
عَدُوٌّۚ
فَاِمَّا
يَأْتِيَنَّكُمْ
مِنّ۪ي
هُدًى
فَمَنِ
اتَّـبَعَ
هُدَايَ
فَلَا
يَضِلُّ
وَلَا
يَشْقٰى
Onlara şöyle dedi: «Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Elbet size Benden bir yol gösteren gelir; Benim yoluma uyan ne sapar ve ne de bedbaht olur.»[123]
لَاهِيَةً
قُلُوبُهُمْۜ
وَاَسَرُّوا
النَّجْوٰىۗ
اَلَّذ۪ينَ
ظَلَمُواۗ
هَلْ
هٰذَٓا
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُكُمْۚ
اَفَتَأْتُونَ
السِّحْرَ
وَاَنْتُمْ
تُبْصِرُونَ
Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: «Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?» diye konuşurlar.[2-3]
لَقَدْ
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكُمْ
كِتَاباً
ف۪يهِ
ذِكْرُكُمْۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ۟
And olsun ki,size şerefiniz ve öğüt veren bir Kitap indirdik; akletmiyor musunuz?[10]
لَا
تَرْكُضُوا
وَارْجِعُٓوا
اِلٰى
مَٓا
اُتْرِفْتُمْ
ف۪يهِ
وَمَسَاكِنِكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تُسْـَٔلُونَ
«Koşup kaçmayın; size nimet verilen yere, yurdlarınıza dönün, elbette sorguya çekileceksiniz» dedik.[13]
بَلْ
نَقْذِفُ
بِالْحَقِّ
عَلَى
الْبَاطِلِ
فَيَدْمَغُهُ
فَاِذَا
هُوَ
زَاهِقٌۜ
وَلَكُمُ
الْوَيْلُ
مِمَّا
تَصِفُونَ
Gerçeği batılın başına çarparız ve onun beynini parçalar; böylece batıl ortadan kalkar. Allah’a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size![18]
اَمِ
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اٰلِهَةًۜ
قُلْ
هَاتُوا
بُرْهَانَكُمْۚ
هٰذَا
ذِكْرُ
مَنْ
مَعِيَ
وَذِكْرُ
مَنْ
قَبْل۪يۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَۙ
الْحَقَّ
فَهُمْ
مُعْرِضُونَ
O’nu bırakıp tanrılar mı edindiler? De ki: «Kesin delilinizi getirin. İşte benim ve ümmetimin Kitap’ı ve senden öncekilerin kitapları.» Hayır; onların çoğu gerçeği bilmez de yüz çevirirler.[24]
كُلُّ
نَفْسٍ
ذَٓائِقَةُ
الْمَوْتِۜ
وَنَبْلُوكُمْ
بِالشَّرِّ
وَالْخَيْرِ
فِتْنَةًۜ
وَاِلَيْنَا
تُرْجَعُونَ
Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda Bize dönersiniz.[35]
وَاِذَا
رَاٰكَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِنْ
يَتَّخِذُونَكَ
اِلَّا
هُزُواًۜ
اَهٰذَا
الَّذ۪ي
يَذْكُرُ
اٰلِهَتَكُمْۚ
وَهُمْ
بِذِكْرِ
الرَّحْمٰنِ
هُمْ
كَافِرُونَ
İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. «Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?» derler ve Rahman’ın Kitabını işte onlar inkar ederler.[36]
خُلِقَ
الْاِنْسَانُ
مِنْ
عَجَلٍۜ
سَاُر۪يكُمْ
اٰيَات۪ي
فَلَا
تَسْتَعْجِلُونِ
İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim, bunu Benden acele istemeyin.[37]
قُلْ
مَنْ
يَكْلَؤُ۬كُمْ
بِالَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
مِنَ
الرَّحْمٰنِۜ
بَلْ
هُمْ
عَنْ
ذِكْرِ
رَبِّهِمْ
مُعْرِضُونَ
De ki: «Geceleyin ve gündüzün sizi Rahman’dan kim koruyabilir?» Ama onlar Rablerinin Kitabından yüz çevirmektedirler.[42]
قُلْ
اِنَّـمَٓا
اُنْذِرُكُمْ
بِالْوَحْيِۘ
وَلَا
يَسْمَعُ
الصُّمُّ
الدُّعَٓاءَ
اِذَا
مَا
يُنْذَرُونَ
De ki: «Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum» Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.[45]
قَالَ
لَقَدْ
كُنْتُمْ
اَنْتُمْ
وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
İbrahim: «And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz» deyince:[54]
قَالَ
بَلْ
رَبُّكُمْ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
الَّذ۪ي
فَطَرَهُنَّۘ
وَاَنَا۬
عَلٰى
ذٰلِكُمْ
مِنَ
الشَّاهِد۪ينَ
O şöyle dedi: «Hayır; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim.»[56]
وَتَاللّٰهِ
لَاَك۪يدَنَّ
اَصْنَامَكُمْ
بَعْدَ
اَنْ
تُوَلُّوا
مُدْبِر۪ينَ
«Allah’a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!»[57]
فَرَجَعُٓوا
اِلٰٓى
اَنْفُسِهِمْ
فَقَالُٓوا
اِنَّكُمْ
اَنْتُمُ
الظَّالِمُونَۙ
Kendi kendilerine: «Doğrusu siz haksızsınız», sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: «Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin» dediler.[64-65]
قَالَ
اَفَتَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُكُمْ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَضُرُّكُمْۜ
İbrahim: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi.[66-67]
اُفٍّ
لَكُمْ
وَلِمَا
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
İbrahim: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi.[66-67]
قَالُوا
حَرِّقُوهُ
وَانْصُرُٓوا
اٰلِهَتَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
فَاعِل۪ينَ
Onlar: «Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin» dediler.[68]
وَعَلَّمْنَاهُ
صَنْعَةَ
لَبُوسٍ
لَكُمْ
لِتُحْصِنَكُمْ
مِنْ
بَأْسِكُمْۚ
فَهَلْ
اَنْتُمْ
شَاكِرُونَ
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?[80]
اِنَّ
هٰذِه۪ٓ
اُمَّتُكُمْ
اُمَّةً
وَاحِدَةًۘ
وَاَنَا۬
رَبُّكُمْ
فَاعْبُدُونِ
Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin.[92]
Yükleniyor...