م و ه 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 60 ayette 63 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 49 ayet / 51 kelime Medenî: 11 ayet / 12 kelime
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۚ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪
ثَمَرَاتٍ
مُخْتَلِفاً
اَلْوَانُهَاۜ
وَمِنَ
الْجِبَالِ
جُدَدٌ
ب۪يضٌ
وَحُمْرٌ
مُخْتَلِفٌ
اَلْوَانُهَا
وَغَرَاب۪يبُ
سُودٌ
Allah’ın gökten su indirdiğini görmez misin? Biz onunla türlü türlü renkte ürünler yetiştirmiş; dağlarda da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar varetmişizdir.[27]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَسَلَكَهُ
يَنَاب۪يعَ
فِي
الْاَرْضِ
ثُمَّ
يُخْرِجُ
بِه۪
زَرْعاً
مُخْتَلِفاً
اَلْوَانُهُ
ثُمَّ
يَه۪يجُ
فَـتَرٰيهُ
مُصْفَراًّ
ثُمَّ
يَجْعَلُهُ
حُطَاماًۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَذِكْرٰى
لِاُو۬لِي
الْاَلْبَابِ۟
Allah’ın gökten bir su indirip, onu yerdeki kaynaklara yerleştiren, sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştiren olduğunu görmez misin? Sonra onları kurutur ki sen de onları sapsarı görürsün, sonra da çer çöpe çevirir. Şüphesiz bunlarda, akıl sahipleri için öğüt vardır.[21]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنَّكَ
تَرَى
الْاَرْضَ
خَاشِعَةً
فَاِذَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْهَا
الْمَٓاءَ
اهْتَزَّتْ
وَرَبَتْۜ
اِنَّ
الَّـذ۪ٓي
اَحْيَاهَا
لَمُحْـيِ
الْمَوْتٰىۜ
اِنَّهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Kupkuru gördüğün yeryüzünün, Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi, kabarması, Allah’ın varlığının belgelerindendir. Ona can veren Allah şüphesiz ölüleri de diriltir. Doğrusu O her şeye kadir’dir.[39]
وَالَّذ۪ي
نَزَّلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
بِقَدَرٍۚ
فَاَنْشَرْنَا
بِه۪
بَلْدَةً
مَيْتاًۚ
كَذٰلِكَ
تُخْرَجُونَ
O, suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz. İşte siz de böyle diriltileceksiniz.[11]
مَثَلُ
الْجَنَّةِ
الَّت۪ي
وُعِدَ
الْمُتَّقُونَۜ
ف۪يهَٓا
اَنْهَارٌ
مِنْ
مَٓاءٍ
غَيْرِ
اٰسِنٍۚ
وَاَنْهَارٌ
مِنْ
لَبَنٍ
لَمْ
يَتَغَيَّرْ
طَعْمُهُۚ
وَاَنْهَارٌ
مِنْ
خَمْرٍ
لَذَّةٍ
لِلشَّارِب۪ينَۚ
وَاَنْهَارٌ
مِنْ
عَسَلٍ
مُصَفًّىۜ
وَلَهُمْ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِ
وَمَغْفِرَةٌ
مِنْ
رَبِّهِمْۜ
كَمَنْ
هُوَ
خَالِدٌ
فِي
النَّارِ
وَسُقُوا
مَٓاءً
حَم۪يماً
فَقَطَّعَ
اَمْعَٓاءَهُمْ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir: Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları vardır. Onlara orada her türlü ürün ve Rablerinden mağfiret vardır. Bunların durumu, ateşte temelli kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?[15]
وَنَزَّلْنَا
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
مُبَارَكاً
فَاَنْبَتْنَا
بِه۪
جَنَّاتٍ
وَحَبَّ
الْحَص۪يدِۙ
Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.[9-11]
فَفَتَحْنَٓا
اَبْوَابَ
السَّمَٓاءِ
بِمَٓاءٍ
مُنْهَمِرٍۘ
Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.[11]
وَفَجَّرْنَا
الْاَرْضَ
عُيُوناً
فَالْتَقَى
الْمَٓاءُ
عَلٰٓى
اَمْرٍ
قَدْ
قُدِرَۚ
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.[12]
وَنَبِّئْهُمْ
اَنَّ
الْمَٓاءَ
قِسْمَةٌ
بَيْنَهُمْۚ
كُلُّ
شِرْبٍ
مُحْتَضَرٌ
Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle.»[28]
وَمَٓاءٍ
مَسْكُوبٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
اَفَرَاَيْتُمُ
الْمَٓاءَ
الَّذ۪ي
تَشْرَبُونَۜ
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?[68-69]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
اَصْبَحَ
مَٓاؤُ۬كُمْ
غَوْراً
فَمَنْ
يَأْت۪يكُمْ
بِمَٓاءٍ
مَع۪ينٍ
De ki: «Suyunuz yere batarsa, söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?»[30]
اِنَّا
لَمَّا
طَغَا
الْمَٓاءُ
حَمَلْنَاكُمْ
فِي
الْجَارِيَةِۙ
Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.[11-12]
وَاَنْ
لَوِ
اسْتَقَامُوا
عَلَى
الطَّر۪يقَةِ
لَاَسْقَيْنَاهُمْ
مَٓاءً
غَدَقاً
Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.[16-17]
اَلَمْ
نَخْلُقْكُمْ
مِنْ
مَٓاءٍ
مَه۪ينٍۙ
Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?[20-22]
وَجَعَلْنَا
ف۪يهَا
رَوَاسِيَ
شَامِخَاتٍ
وَاَسْقَيْنَاكُمْ
مَٓاءً
فُرَاتاًۜ
Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?[27]
وَاَنْزَلْنَا
مِنَ
الْمُعْصِرَاتِ
مَٓاءً
ثَجَّاجاًۙ
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.[14-16]
اَخْرَجَ
مِنْهَا
مَٓاءَهَا
وَمَرْعٰيهَاۖ
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.[31]
اَنَّا
صَبَبْنَا
الْمَٓاءَ
صَباًّۙ
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.[25]
خُلِقَ
مِنْ
مَٓاءٍ
دَافِقٍۙ
O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.[6-7]
Yükleniyor...