م ن Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 2558 ayette 4.061 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1694 ayet / 2.504 kelime Medenî: 864 ayet / 1.557 kelime
سُنَّةَ
اللّٰهِ
الَّت۪ي
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلُۚ
وَلَنْ
تَجِدَ
لِسُنَّةِ
اللّٰهِ
تَبْد۪يلاً
Allah’ın önceden gelip geçmişlere uyguladığı yasası budur. Allah’ın yasasında değişme bulamazsın.[23]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
كَفَّ
اَيْدِيَهُمْ
عَنْكُمْ
وَاَيْدِيَكُمْ
عَنْهُمْ
بِبَطْنِ
مَكَّةَ
مِنْ
بَعْدِ
اَنْ
اَظْفَرَكُمْ
عَلَيْهِمْۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يراً
Sizi onlara üstün kıldıktan sonra, Mekke bölgesinde, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan geri tutan, savaşı önleyen O’dur. Allah yaptıklarınızı görendir.[24]
هُمُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَصَدُّوكُمْ
عَنِ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
وَالْهَدْيَ
مَعْكُوفاً
اَنْ
يَبْلُغَ
مَحِلَّهُۜ
وَلَوْلَا
رِجَالٌ
مُؤْمِنُونَ
وَنِسَٓاءٌ
مُؤْمِنَاتٌ
لَمْ
تَعْلَمُوهُمْ
اَنْ
تَطَؤُ۫هُمْ
فَتُص۪يبَكُمْ
مِنْهُمْ
مَعَرَّةٌ
بِغَيْرِ
عِلْمٍۚ
لِيُدْخِلَ
اللّٰهُ
ف۪ي
رَحْمَتِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُۚ
لَوْ
تَزَيَّلُوا
لَعَذَّبْنَا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْهُمْ
عَذَاباً
اَل۪يماً
Onlar inkar edenlerdir, sizi Mescidi Haram’ı ziyaretten ve bağlı kurbanları yerlerine gitmekten alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle inanmış kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı Allah savaşı önlemezdi. Allah, dilediklerine rahmet etmek için böyle yapmıştır. Eğer inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, inkar edenleri can yakıcı bir azaba uğratırdık.[25]
لَقَدْ
صَدَقَ
اللّٰهُ
رَسُولَهُ
الرُّءْيَا
بِالْحَقِّۚ
لَتَدْخُلُنَّ
الْمَسْجِدَ
الْحَرَامَ
اِنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
اٰمِن۪ينَۙ
مُحَلِّق۪ينَ
رُؤُ۫سَكُمْ
وَمُقَصِّر۪ينَۙ
لَا
تَخَافُونَۜ
فَعَلِمَ
مَا
لَمْ
تَعْلَمُوا
فَجَعَلَ
مِنْ
دُونِ
ذٰلِكَ
فَتْحاً
قَر۪يباً
And olsun ki Allah, Peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tasdik eder. Ey inananlar! Siz, Allah dilerse, güven içinde, başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescidi Haram’a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bilir. Size, bundan başka, yakın zamanda bir zafer verecektir.[27]
مُحَمَّدٌ
رَسُولُ
اللّٰهِۜ
وَالَّذ۪ينَ
مَعَهُٓ
اَشِدَّٓاءُ
عَلَى
الْكُفَّارِ
رُحَمَٓاءُ
بَيْنَهُمْ
تَرٰيهُمْ
رُكَّعاً
سُجَّداً
يَبْتَغُونَ
فَضْلاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَرِضْوَاناًۘ
س۪يمَاهُمْ
ف۪ي
وُجُوهِهِمْ
مِنْ
اَثَرِ
السُّجُودِۜ
ذٰلِكَ
مَثَلُهُمْ
فِي
التَّوْرٰيةِۚۛ
وَمَثَلُهُمْ
فِي
الْاِنْج۪يلِ۠ۛ
كَزَرْعٍ
اَخْرَجَ
شَطْـَٔهُ۫
فَاٰزَرَهُ
فَاسْتَغْلَظَ
فَاسْتَوٰى
عَلٰى
سُوقِه۪
يُعْجِبُ
الزُّرَّاعَ
لِيَغ۪يظَ
بِهِمُ
الْكُفَّارَۜ
وَعَدَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
مِنْهُمْ
مَغْفِرَةً
وَاَجْراً
عَظ۪يماً
Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat’ta anlatılan vasıflarıdır. İncil’de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.[29]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يُنَادُونَكَ
مِنْ
وَرَٓاءِ
الْحُجُرَاتِ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
Sana odaların ötesinden seslenenlerin çoğu akletmeyen kimselerdir.[4]
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
ف۪يكُمْ
رَسُولَ
اللّٰهِۜ
لَوْ
يُط۪يعُكُمْ
ف۪ي
كَث۪يرٍ
مِنَ
الْاَمْرِ
لَعَنِتُّمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
حَبَّبَ
اِلَيْكُمُ
الْا۪يمَانَ
وَزَيَّـنَهُ
ف۪ي
قُلُوبِكُمْ
وَكَرَّهَ
اِلَيْكُمُ
الْكُفْرَ
وَالْفُسُوقَ
وَالْعِصْيَانَۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الرَّاشِدُونَۙ
Bilin ki, içinizde Allah’ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim’dir.[7-8]
فَضْلاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَنِعْمَةًۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Bilin ki, içinizde Allah’ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim’dir.[7-8]
وَاِنْ
طَٓائِفَتَانِ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
اقْتَتَلُوا
فَاَصْلِحُوا
بَيْنَهُمَاۚ
فَاِنْ
بَغَتْ
اِحْدٰيهُمَا
عَلَى
الْاُخْرٰى
فَقَاتِلُوا
الَّت۪ي
تَبْغ۪ي
حَتّٰى
تَف۪ٓيءَ
اِلٰٓى
اَمْرِ
اللّٰهِۚ
فَاِنْ
فَٓاءَتْ
فَاَصْلِحُوا
بَيْنَهُمَا
بِالْعَدْلِ
وَاَقْسِطُواۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُقْسِط۪ينَ
Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah’ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.[9]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
يَسْخَرْ
قَوْمٌ
مِنْ
قَوْمٍ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُونُوا
خَيْراً
مِنْهُمْ
وَلَا
نِسَٓاءٌ
مِنْ
نِسَٓاءٍ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُنَّ
خَيْراً
مِنْهُنَّۚ
وَلَا
تَلْمِزُٓوا
اَنْفُسَكُمْ
وَلَا
تَنَابَزُوا
بِالْاَلْقَابِۜ
بِئْسَ
الِاسْمُ
الْفُسُوقُ
بَعْدَ
الْا۪يمَانِۚ
وَمَنْ
لَمْ
يَتُبْ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.[11]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اجْتَنِبُوا
كَث۪يراً
مِنَ
الظَّنِّۚ
اِنَّ
بَعْضَ
الظَّنِّ
اِثْمٌ
وَلَا
تَجَسَّسُوا
وَلَا
يَغْتَبْ
بَعْضُكُمْ
بَعْضاًۜ
اَيُحِبُّ
اَحَدُكُمْ
اَنْ
يَأْكُلَ
لَحْمَ
اَخ۪يهِ
مَيْتاً
فَكَرِهْتُمُوهُۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
تَـوَّابٌ
رَح۪يمٌ
Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah’tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.[12]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنَّا
خَلَقْنَاكُمْ
مِنْ
ذَكَرٍ
وَاُنْثٰى
وَجَعَلْنَاكُمْ
شُعُوباً
وَقَـبَٓائِلَ
لِتَعَارَفُواۜ
اِنَّ
اَكْرَمَكُمْ
عِنْدَ
اللّٰهِ
اَتْقٰيكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
خَب۪يرٌ
Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.[13]
قَالَتِ
الْاَعْرَابُ
اٰمَنَّاۜ
قُلْ
لَمْ
تُؤْمِنُوا
وَلٰكِنْ
قُولُٓوا
اَسْلَمْنَا
وَلَمَّا
يَدْخُلِ
الْا۪يمَانُ
ف۪ي
قُلُوبِكُمْۜ
وَاِنْ
تُط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
لَا
يَلِتْكُمْ
مِنْ
اَعْمَالِكُمْ
شَيْـٔاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Bedeviler: «İnandık» dediler, de ki: «İnanmadınız ama İslam olduk deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder.»[14]
بَلْ
عَجِبُٓوا
اَنْ
جَٓاءَهُمْ
مُنْذِرٌ
مِنْهُمْ
فَقَالَ
الْـكَافِرُونَ
هٰذَا
شَيْءٌ
عَج۪يبٌ
Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da: «Bu şaşılacak bir şey; öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman dirilecek miyiz? Bu, ihtimali olmayan bir dönüştür» dediler.[2-3]
قَدْ
عَلِمْنَا
مَا
تَنْقُصُ
الْاَرْضُ
مِنْهُمْۚ
وَعِنْدَنَا
كِتَابٌ
حَف۪يظٌ
Onlardan kimlerin ölüp toprağa karıştığını biliyoruz. Katımızda her şeyi unutulmaktan koruyan bir kitap vardır.[4]
اَفَلَمْ
يَنْظُرُٓوا
اِلَى
السَّمَٓاءِ
فَوْقَهُمْ
كَيْفَ
بَنَيْنَاهَا
وَزَيَّنَّاهَا
وَمَا
لَهَا
مِنْ
فُرُوجٍ
Onlar, üstlerindeki göğü nasıl yapmışız, süslemişizdir bir bakmazlar mı? Onda hiçbir çatlak da yoktur.[6]
وَالْاَرْضَ
مَدَدْنَاهَا
وَاَلْقَيْنَا
ف۪يهَا
رَوَاسِيَ
وَاَنْبَتْنَا
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
زَوْجٍ
بَه۪يجٍۙ
Allah’a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.[7-8]
وَنَزَّلْنَا
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
مُبَارَكاً
فَاَنْبَتْنَا
بِه۪
جَنَّاتٍ
وَحَبَّ
الْحَص۪يدِۙ
Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.[9-11]
اَفَعَي۪ينَا
بِالْخَلْقِ
الْاَوَّلِۜ
بَلْ
هُمْ
ف۪ي
لَبْسٍ
مِنْ
خَلْقٍ
جَد۪يدٍ۟
Biz ilk yaratışta yorulduk mu? Hayır; onlar yeniden yaratılmaktan şüphe etmektedirler.[15]
وَلَقَدْ
خَلَقْنَا
الْاِنْسَانَ
وَنَعْلَمُ
مَا
تُوَسْوِسُ
بِه۪
نَفْسُهُۚ
وَنَحْنُ
اَقْرَبُ
اِلَيْهِ
مِنْ
حَبْلِ
الْوَر۪يدِ
And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; Biz ona şah damarından daha yakınız.[16]
Yükleniyor...