م ن Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 2558 ayette 4.061 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1694 ayet / 2.504 kelime Medenî: 864 ayet / 1.557 kelime
لَوْلَٓا
اَنْ
تَدَارَكَهُ
نِعْمَةٌ
مِنْ
رَبِّه۪
لَنُبِذَ
بِالْعَرَٓاءِ
وَهُوَ
مَذْمُومٌ
Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.[49]
فَاجْتَبٰيهُ
رَبُّهُ
فَجَعَلَهُ
مِنَ
الصَّالِح۪ينَ
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran’ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. «O delidir» diyorlardı.[50-51]
فَهَلْ
تَرٰى
لَهُمْ
مِنْ
بَاقِيَةٍ
Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?[8]
وَجَٓاءَ
فِرْعَوْنُ
وَمَنْ
قَبْلَهُ
وَالْمُؤْتَفِكَاتُ
بِالْخَاطِئَةِۚ
Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.[9]
يَوْمَئِذٍ
تُعْرَضُونَ
لَا
تَخْفٰى
مِنْكُمْ
خَافِيَةٌ
O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.[18]
فَاَمَّا
مَنْ
اُو۫تِيَ
كِتَابَهُ
بِيَم۪ينِه۪
فَيَقُولُ
هَٓاؤُ۬مُ
اقْرَؤُ۫ا
كِتَابِيَهْۚ
Kitabı sağından verilen; «Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum» der.[19-20]
وَاَمَّا
مَنْ
اُو۫تِيَ
كِتَابَهُ
بِشِمَالِه۪
فَيَقُولُ
يَا لَيْتَن۪ي
لَمْ
اُو۫تَ
كِتَابِيَهْۚ
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: «Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı» der.[25-29]
وَلَا
طَعَامٌ
اِلَّا
مِنْ
غِسْل۪ينٍۙ
«Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur.»[36-37]
تَنْز۪يلٌ
مِنْ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ
Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir.[43]
لَاَخَذْنَا
مِنْهُ
بِالْيَم۪ينِۙ
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.[44-46]
ثُمَّ
لَقَطَعْنَا
مِنْهُ
الْوَت۪ينَۘ
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.[44-46]
فَمَا
مِنْكُمْ
مِنْ
اَحَدٍ
عَنْهُ
حَاجِز۪ينَ
Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.[47]
وَاِنَّا
لَنَعْلَمُ
اَنَّ
مِنْكُمْ
مُكَذِّب۪ينَ
İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.[49]
مِنَ
اللّٰهِ
ذِي
الْمَعَارِجِۜ
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.[1-3]
يُبَصَّرُونَهُمْۜ
يَوَدُّ
الْمُجْرِمُ
لَوْ
يَفْتَد۪ي
مِنْ
عَذَابِ
يَوْمِئِذٍ
بِبَن۪يهِۙ
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.[11-14]
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
جَم۪يعاًۙ
ثُمَّ
يُنْج۪يهِۙ
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.[11-14]
تَدْعُوا
مَنْ
اَدْبَرَ
وَتَوَلّٰىۙ
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.[15-18]
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
مِنْ
عَذَابِ
رَبِّهِمْ
مُشْفِقُونَۚ
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.[22-27]
فَمَنِ
ابْتَغٰى
وَرَٓاءَ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْعَادُونَۚ
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.[31]
اَيَطْمَعُ
كُلُّ
امْرِئٍ
مِنْهُمْ
اَنْ
يُدْخَلَ
جَنَّةَ
نَع۪يمٍۙ
Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?[38]
Yükleniyor...