ن ا 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1404 ayette 2.435 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1150 ayet / 1.929 kelime Medenî: 254 ayet / 506 kelime
وَجَعَلْنَا
ابْنَ
مَرْيَمَ
وَاُمَّهُٓ
اٰيَةً
وَاٰوَيْنَاهُمَٓا
اِلٰى
رَبْوَةٍ
ذَاتِ
قَرَارٍ
وَمَع۪ينٍ۟
Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.[50]
وَلَا
نُكَلِّفُ
نَفْساً
اِلَّا
وُسْعَهَا
وَلَدَيْنَا
كِتَابٌ
يَنْطِقُ
بِالْحَقِّ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.[62]
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَخَذْنَا
مُتْرَف۪يهِمْ
بِالْعَذَابِ
اِذَا
هُمْ
يَجْـَٔرُونَۜ
Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.[64]
لَا
تَجْـَٔرُوا
الْيَوْمَ
اِنَّكُمْ
مِنَّا
لَا
تُنْصَرُونَ
Onlara şöyle deriz: «Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz.»[65]
وَلَوِ
اتَّبَعَ
الْحَقُّ
اَهْوَٓاءَهُمْ
لَفَسَدَتِ
السَّمٰوَاتُ
وَالْاَرْضُ
وَمَنْ
ف۪يهِنَّۜ
بَلْ
اَتَيْنَاهُمْ
بِذِكْرِهِمْ
فَهُمْ
عَنْ
ذِكْرِهِمْ
مُعْرِضُونَۜ
Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.[71]
وَلَوْ
رَحِمْنَاهُمْ
وَكَشَفْنَا
مَا
بِهِمْ
مِنْ
ضُرٍّ
لَلَجُّوا
ف۪ي
طُغْيَانِهِمْ
يَعْمَهُونَ
Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.[75]
وَلَقَدْ
اَخَذْنَاهُمْ
بِالْعَذَابِ
فَمَا
اسْتَكَانُوا
لِرَبِّهِمْ
وَمَا
يَتَضَرَّعُونَ
And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.[76]
حَتّٰٓى
اِذَا
فَتَحْنَا
عَلَيْهِمْ
بَاباً
ذَا
عَذَابٍ
شَد۪يدٍ
اِذَا
هُمْ
ف۪يهِ
مُبْلِسُونَ۟
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.[77]
قَالُٓوا
ءَاِذَا
مِتْنَا
وَكُنَّا
تُرَاباً
وَعِظَاماً
ءَاِنَّا
لَمَبْعُوثُونَ
Öncekiler: «Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir» demişlerdi.[82-83]
لَقَدْ
وُعِدْنَا
نَحْنُ
وَاٰبَٓاؤُ۬نَا
هٰذَا
مِنْ
قَبْلُ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اَسَاط۪يرُ
الْاَوَّل۪ينَ
Öncekiler: «Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir» demişlerdi.[82-83]
بَلْ
اَتَيْنَاهُمْ
بِالْحَقِّ
وَاِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ
Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.[90]
وَاِنَّا
عَلٰٓى
اَنْ
نُرِيَكَ
مَا
نَعِدُهُمْ
لَقَادِرُونَ
Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.[95]
قَالُوا
رَبَّـنَا
غَلَبَتْ
عَلَيْنَا
شِقْوَتُنَا
وَكُنَّا
قَوْماً
ضَٓالّ۪ينَ
Şöyle derler: «Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk.»[106]
رَبَّـنَٓا
اَخْرِجْنَا
مِنْهَا
فَاِنْ
عُدْنَا
فَاِنَّا
ظَالِمُونَ
«Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz.»[107]
اِنَّهُ
كَانَ
فَر۪يقٌ
مِنْ
عِبَاد۪ي
يَقُولُونَ
رَبَّـنَٓا
اٰمَنَّا
فَاغْفِرْ
لَنَا
وَارْحَمْنَا
وَاَنْتَ
خَيْرُ
الرَّاحِم۪ينَۚ
Allah: «Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: «Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin» diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır» der.[108-111]
قَالُوا
لَبِثْنَا
يَوْماً
اَوْ
بَعْضَ
يَوْمٍ
فَسْـَٔلِ
الْعَٓادّ۪ينَ
«Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor» derler.[113]
اَفَحَسِبْتُمْ
اَنَّمَا
خَلَقْنَاكُمْ
عَبَثاً
وَاَنَّكُمْ
اِلَيْنَا
لَا
تُرْجَعُونَ
Allah’ «Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?» der.[114-115]
سُورَةٌ
اَنْزَلْنَاهَا
وَفَرَضْنَاهَا
وَاَنْزَلْنَا
ف۪يهَٓا
اٰيَاتٍ
بَيِّنَاتٍ
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
Bu, indirip, hükümlerini kesinleştirdiğimiz suredir. Öğüt alasınız diye onda apaçık ayetler indirdik.[1]
وَلَوْلَٓا
اِذْ
سَمِعْتُمُوهُ
قُلْتُمْ
مَا
يَكُونُ
لَـنَٓا
اَنْ
نَتَكَلَّمَ
بِهٰذَاۗ
سُبْحَانَكَ
هٰذَا
بُهْتَانٌ
عَظ۪يمٌ
O’nu işittiğinizde: «Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; haşa, bu büyük bir iftiradır» demeniz gerekmez miydi?[16]
وَلَقَدْ
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكُمْ
اٰيَاتٍ
مُبَيِّنَاتٍ
وَمَثَلاً
مِنَ
الَّذ۪ينَ
خَلَوْا
مِنْ
قَبْلِكُمْ
وَمَوْعِظَةً
لِلْمُتَّق۪ينَ۟
And olsun ki, size apaçık ayetler, sizden önce geçenlerden misal ve sakınanlara öğüt indirdik.[34]
Yükleniyor...