ه 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 2111 ayette 3.363 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1504 ayet / 2.310 kelime Medenî: 607 ayet / 1.053 kelime
اِنَّهُ
كَانَ
ف۪ٓي
اَهْلِه۪
مَسْرُوراً
Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.[13]
اِنَّهُ
ظَنَّ
اَنْ
لَنْ
يَحُورَۚۛ
Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.[14]
بَلٰىۚۛ
اِنَّ
رَبَّهُ
كَانَ
بِه۪
بَص۪يراًۜ
Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.[15]
اَلَّذ۪ي
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
شَه۪يدٌۜ
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah’a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.[8-9]
اِنَّهُ
هُوَ
يُبْدِئُ
وَيُع۪يدُۚ
Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O’dur.[13]
اِنَّهُ
عَلٰى
رَجْعِه۪
لَقَادِرٌۜ
Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir’dir.[8-9]
فَمَا
لَهُ
مِنْ
قُوَّةٍ
وَلَا
نَاصِرٍۜ
O gün, insanın gücü de, yardımcısı da olmaz.[10]
فَجَعَلَهُ
غُثَٓاءً
اَحْوٰىۜ
Sonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir.[5]
اِلَّا
مَا
شَٓاءَ
اللّٰهُۜ
اِنَّهُ
يَعْلَمُ
الْجَهْرَ
وَمَا
يَخْفٰىۜ
Allah’ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O’dur.[7]
وَذَكَرَ
اسْمَ
رَبِّه۪
فَصَلّٰىۜ
Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir.[14-5]
فَيُعَذِّبُهُ
اللّٰهُ
الْعَذَابَ
الْاَكْبَرَۜ
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.[23-4]
فَاَمَّا
الْاِنْسَانُ
اِذَا
مَا
ابْتَلٰيهُ
رَبُّهُ
فَاَكْرَمَهُ
وَنَعَّمَهُ
فَيَقُولُ
رَبّ۪ٓي
اَكْرَمَنِۜ
Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: «Rabbim beni şerefli kıldı» der.[15]
وَاَمَّٓا
اِذَا
مَا
ابْتَلٰيهُ
فَقَدَرَ
عَلَيْهِ
رِزْقَهُ
فَيَقُولُ
رَبّ۪ٓي
اَهَانَنِۚ
Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: «Rabbim bana hor baktı» der.[16]
وَج۪ٓيءَ
يَوْمَئِذٍ
بِجَهَنَّمَ
يَوْمَئِذٍ
يَتَذَكَّرُ
الْاِنْسَانُ
وَاَنّٰى
لَهُ
الذِّكْرٰىۜ
O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne?[23]
فَيَوْمَئِذٍ
لَا
يُعَذِّبُ
عَذَابَهُٓ
اَحَدٌۙ
O gün, hiç kimse, Allah’ın azabettiği gibi azabedemez.[25]
وَلَا
يُوثِقُ
وَثَاقَهُٓ
اَحَدٌۜ
Hiç kimse O’nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz.[26]
اَيَحْسَبُ
اَنْ
لَنْ
يَقْدِرَ
عَلَيْهِ
اَحَدٌۢ
İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?[5]
اَيَحْسَبُ
اَنْ
لَمْ
يَرَهُٓ
اَحَدٌۜ
O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?[7]
اَلَمْ
نَجْعَلْ
لَهُ
عَيْنَيْنِۙ
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?[8-9]
Yükleniyor...