ب ش ر 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 119 ayette 123 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 84 ayet / 86 kelime Medenî: 35 ayet / 37 kelime
وَمَا
قَدَرُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
قَدْرِه۪ٓ
اِذْ
قَالُوا
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
عَلٰى
بَشَرٍ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
مَنْ
اَنْزَلَ
الْكِتَابَ
الَّذ۪ي
جَٓاءَ
بِه۪
مُوسٰى
نُوراً
وَهُدًى
لِلنَّاسِ
تَجْعَلُونَهُ
قَرَاط۪يسَ
تُبْدُونَهَا
وَتُخْفُونَ
كَث۪يراًۚ
وَعُلِّمْتُمْ
مَا
لَمْ
تَعْلَمُٓوا
اَنْتُمْ
وَلَٓا
اٰبَٓاؤُ۬كُمْۜ
قُلِ
اللّٰهُۙ
ثُمَّ
ذَرْهُمْ
ف۪ي
خَوْضِهِمْ
يَلْعَبُونَ
«Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir» demekle Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: «Musa’nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap’ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir.» «Allah» de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.[91]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
بُشْراً
بَيْنَ
يَدَيْ
رَحْمَتِه۪ۜ
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَقَلَّتْ
سَحَاباً
ثِقَالاً
سُقْنَاهُ
لِبَلَدٍ
مَيِّتٍ
فَاَنْزَلْنَا
بِهِ
الْمَٓاءَ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪
مِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِۜ
كَذٰلِكَ
نُخْرِجُ
الْمَوْتٰى
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
Rahmetinin önünde, müjdeci olarak rüzgarları gönderen Allah’tır. Rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları taşıdığında, onu ölü bir memlekete gönderir, su indirir ve onunla her türlü ürünü yetiştiririz; ölüleri de bunun gibi diriltip, çıkarırız; belki bundan ibret alırsınız.[57]
قُلْ
لَٓا
اَمْلِكُ
لِنَفْس۪ي
نَفْعاً
وَلَا
ضَراًّ
اِلَّا
مَا
شَٓاءَ
اللّٰهُۜ
وَلَوْ
كُنْتُ
اَعْلَمُ
الْغَيْبَ
لَاسْتَكْثَرْتُ
مِنَ
الْخَيْرِۚ
وَمَا
مَسَّنِيَ
السُّٓوءُ
اِنْ
اَنَا۬
اِلَّا
نَذ۪يرٌ
وَبَش۪يرٌ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ۟
De ki: «Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim.»[188]
وَمَا
جَعَلَهُ
اللّٰهُ
اِلَّا
بُشْرٰى
وَلِتَطْمَئِنَّ
بِه۪
قُلُوبُكُمْۚ
وَمَا
النَّصْرُ
اِلَّا
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ۟
Allah bunu ancak bir müjde olması ve kalblerinizin yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Doğrusu Allah güçlüdür, hakimdir.[10]
وَاَذَانٌ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪ٓ
اِلَى
النَّاسِ
يَوْمَ
الْحَجِّ
الْاَكْبَرِ
اَنَّ
اللّٰهَ
بَر۪ٓيءٌ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَۙ
وَرَسُولُهُۜ
فَاِنْ
تُبْتُمْ
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَكُمْۚ
وَاِنْ
تَوَلَّيْتُمْ
فَاعْلَمُٓوا
اَنَّكُمْ
غَيْرُ
مُعْجِزِي
اللّٰهِۜ
وَبَشِّرِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍۙ
Allah’ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah’ı aciz bırakamazsınız. İnkar edenlere can yakıcı azabı müjdele.[3]
يُبَشِّرُهُمْ
رَبُّهُمْ
بِرَحْمَةٍ
مِنْهُ
وَرِضْوَانٍ
وَجَنَّاتٍ
لَهُمْ
ف۪يهَا
نَع۪يمٌ
مُق۪يمٌۙ
Rableri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan cennetleri müjdeler. Doğrusu büyük ecir Allah katındadır.[21-22]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِنَّ
كَث۪يراً
مِنَ
الْاَحْبَارِ
وَالرُّهْبَانِ
لَيَأْكُلُونَ
اَمْوَالَ
النَّاسِ
بِالْبَاطِلِ
وَيَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
وَالَّذ۪ينَ
يَكْنِزُونَ
الذَّهَبَ
وَالْفِضَّةَ
وَلَا
يُنْفِقُونَهَا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۙ
فَبَشِّرْهُمْ
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍۙ
Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.[34]
اِنَّ
اللّٰهَ
اشْتَرٰى
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
اَنْفُسَهُمْ
وَاَمْوَالَهُمْ
بِاَنَّ
لَهُمُ
الْجَنَّةَۜ
يُقَاتِلُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
فَيَقْتُلُونَ
وَيُقْتَلُونَ
وَعْداً
عَلَيْهِ
حَقاًّ
فِي
التَّوْرٰيةِ
وَالْاِنْج۪يلِ
وَالْقُرْاٰنِۜ
وَمَنْ
اَوْفٰى
بِعَهْدِه۪
مِنَ
اللّٰهِ
فَاسْتَبْشِرُوا
بِبَيْعِكُمُ
الَّذ۪ي
بَايَعْتُمْ
بِه۪ۜ
وَذٰلِكَ
هُوَ
الْفَوْزُ
الْعَظ۪يمُ
Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran’da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah’tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.[111]
اَلتَّٓائِبُونَ
الْعَابِدُونَ
الْحَامِدُونَ
السَّٓائِحُونَ
الرَّاكِعُونَ
السَّاجِدُونَ
الْاٰمِرُونَ
بِالْمَعْرُوفِ
وَالنَّاهُونَ
عَنِ
الْمُنْكَرِ
وَالْحَافِظُونَ
لِحُدُودِ
اللّٰهِۜ
وَبَشِّرِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Allah’a tevbe eden, kullukta bulunan, O’nu öven, O’nun uğrunda gezen, rüku ve secde eden, uygun olanı buyurup fenalığı yasak eden ve Allah’ın yasalarını koruyan müminlere de müjdele.[112]
وَاِذَا
مَٓا
اُنْزِلَتْ
سُورَةٌ
فَمِنْهُمْ
مَنْ
يَقُولُ
اَيُّـكُمْ
زَادَتْهُ
هٰذِه۪ٓ
ا۪يمَاناًۚ
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
فَزَادَتْهُمْ
ا۪يمَاناً
وَهُمْ
يَسْتَبْشِرُونَ
Bir sure inince, aralarında «Bu, hanginizin imanını artırdı?» diyen ikiyüzlüler vardır. İnananların ise imanını artırmıştır; onlar birbirlerine bunu müjdelemek isterler.[124]
اَكَانَ
لِلنَّاسِ
عَجَباً
اَنْ
اَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
رَجُلٍ
مِنْهُمْ
اَنْ
اَنْذِرِ
النَّاسَ
وَبَشِّرِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنَّ
لَهُمْ
قَدَمَ
صِدْقٍ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
قَالَ
الْكَافِرُونَ
اِنَّ
هٰذَا
لَسَاحِرٌ
مُب۪ينٌ
İçlerinden birine, «İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele» diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: «Bu apaçık bir büyücüdür» dediler?[2]
لَهُمُ
الْبُشْرٰى
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَفِي
الْاٰخِرَةِۜ
لَا
تَبْد۪يلَ
لِكَلِمَاتِ
اللّٰهِۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الْفَوْزُ
الْعَظ۪يمُۜ
Dünya hayatında da, ahirette de müjde onlaradır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük başarıdır.[64]
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسٰى
وَاَخ۪يهِ
اَنْ
تَبَوَّاٰ
لِقَوْمِكُمَا
بِمِصْرَ
بُيُوتاً
وَاجْعَلُوا
بُيُوتَكُمْ
قِبْلَةً
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَۜ
وَبَشِّرِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Musa ve kardeşine: «Mısır’da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin, namaz kılın» diye vahyettik, «İnananlara müjde et.»[87]
اَلَّا
تَعْبُدُٓوا
اِلَّا
اللّٰهَۜ
اِنَّن۪ي
لَكُمْ
مِنْهُ
نَذ۪يرٌ
وَبَش۪يرٌۙ
Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap’dır. Ben size, O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O’na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.[1-3]
فَقَالَ
الْمَلَأُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْ
قَوْمِه۪
مَا
نَرٰيكَ
اِلَّا
بَشَراً
مِثْلَنَا
وَمَا
نَرٰيكَ
اتَّبَعَكَ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
هُمْ
اَرَاذِلُنَا
بَادِيَ
الرَّأْيِۚ
وَمَا
نَرٰى
لَكُمْ
عَلَيْنَا
مِنْ
فَضْلٍ
بَلْ
نَظُنُّكُمْ
كَاذِب۪ينَ
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: «Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Daha başlangıçta, sana bizim ayak takımı dışında kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz» dediler.[27]
وَلَقَدْ
جَٓاءَتْ
رُسُلُنَٓا
اِبْرٰه۪يمَ
بِالْبُشْرٰى
قَالُوا
سَلَاماًۜ
قَالَ
سَلَامٌۚ
فَمَا
لَبِثَ
اَنْ
جَٓاءَ
بِعِجْلٍ
حَن۪يذٍ
And olsun ki, elçilerimiz müjde ile İbrahim’e geldiler. «Selam sana» dediler, «Size de selam» dedi, hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.[69]
وَامْرَاَتُهُ
قَٓائِمَةٌ
فَضَحِكَتْ
فَبَشَّرْنَاهَا
بِاِسْحٰقَۙ
وَمِنْ
وَرَٓاءِ
اِسْحٰقَ
يَعْقُوبَ
Bu arada, İbrahim’in ayakta duran karısı gülünce, «Ona İshak’ı ardından Yakub’u müjdeleriz» dediler.[71]
فَلَمَّا
ذَهَبَ
عَنْ
اِبْرٰه۪يمَ
الرَّوْعُ
وَجَٓاءَتْهُ
الْبُشْرٰى
يُجَادِلُنَا
ف۪ي
قَوْمِ
لُوطٍۜ
İbrahim’in korkusu gidip de müjde kendisine ulaşınca, Lut milleti hakkında elçilerimizle tartışmaya girişti.[74]
وَجَٓاءَتْ
سَيَّارَةٌ
فَاَرْسَلُوا
وَارِدَهُمْ
فَاَدْلٰى
دَلْوَهُۜ
قَالَ
يَا بُشْرٰى
هٰذَا
غُلَامٌۜ
وَاَسَرُّوهُ
بِضَاعَةًۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, «Müjde! İşte bir oğlan» dedi. Yusuf’u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir.[19]
فَلَمَّا
سَمِعَتْ
بِمَكْرِهِنَّ
اَرْسَلَتْ
اِلَيْهِنَّ
وَاَعْتَدَتْ
لَهُنَّ
مُتَّكَـٔاً
وَاٰتَتْ
كُلَّ
وَاحِدَةٍ
مِنْهُنَّ
سِكّ۪يناً
وَقَالَتِ
اخْرُجْ
عَلَيْهِنَّۚ
فَلَمَّا
رَاَيْنَهُٓ
اَكْبَرْنَهُ
وَقَطَّعْنَ
اَيْدِيَهُنَّ
وَقُلْنَ
حَاشَ
لِلّٰهِ
مَا
هٰذَا
بَشَراًۜ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
مَلَكٌ
كَر۪يمٌ
Kadınların kendisini yermesini işitince onları davet etti; koltuklar hazırladı; geldiklerinde her birine birer bıçak verdi. Yusuf’a: «Yanlarına çık» dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce şaşıp ellerini kestiler ve «Allah’ı tenzih ederiz ama, bu insan değil ancak çok güzel bir melektir» dediler.[31]
Yükleniyor...