ه ا 📊 Kök haritası

Bu kök toplamda 857 ayette 1.197 kelime olarak geçmektedir.

Mekkî: 601 ayet / 805 kelime Medenî: 256 ayet / 392 kelime

İsim: 1.187 kelime Harf: 10 kelime

فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا۠
Allah’ın peygamberi onlara, Allah’ın devesini göstermiş ve: «Allah’ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın» demişti.[13]
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَاۙۖ فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۙۖ
Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları.[14]
وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا
Bu işin sonundan O’nun korkusu yoktur.[15]
لَا يَصْلٰيهَٓا اِلَّا الْاَشْقٰىۙ
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.[15-6]
وَسَيُجَنَّبُهَا الْاَتْقٰىۙ
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.[17-8]
تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ
Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.[4]
ف۪يهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌۜ
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.[1-3]
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِۜ
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler, şüphesiz içinde temelli kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte bunlar, yaratıkların en kötüsüdürler.[6]
جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
Onların Rableri katındaki mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah’tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir.[8]
اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: «Buna ne oluyor?» dediği zaman;[1-3]
وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَاۙ
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: «Buna ne oluyor?» dediği zaman;[1-3]
وَقَالَ الْاِنْسَانُ مَا لَهَاۚ
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: «Buna ne oluyor?» dediği zaman;[1-3]
يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ
İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır.[4-5]
بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاۜ
İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır.[4-5]
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ
And olsun ki, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.[7]
اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌۙ
Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır.[8-9]
ف۪ي ج۪يدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ
Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.[4-5]
Yükleniyor...