ب ص ر 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 111 ayette 115 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 75 ayet / 78 kelime Medenî: 36 ayet / 37 kelime
ثُمَّ
ارْجِعِ
الْبَصَرَ
كَرَّتَيْنِ
يَنْقَلِبْ
اِلَيْكَ
الْبَصَرُ
خَاسِئاً
وَهُوَ
حَس۪يرٌ
Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.[4]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اِلَى
الطَّيْرِ
فَوْقَهُمْ
صَٓافَّاتٍ
وَيَقْبِضْنَۜ
مَا
يُمْسِكُهُنَّ
اِلَّا
الرَّحْمٰنُۜ
اِنَّهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
بَص۪يرٌ
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah’tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir.[19]
قُلْ
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْشَاَكُمْ
وَجَعَلَ
لَكُمُ
السَّمْعَ
وَالْاَبْصَارَ
وَالْاَفْـِٔدَةَۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَشْكُرُونَ
De ki: «Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!»[23]
خَاشِعَةً
اَبْصَارُهُمْ
تَرْهَقُهُمْ
ذِلَّةٌۜ
وَقَدْ
كَانُوا
يُدْعَوْنَ
اِلَى
السُّجُودِ
وَهُمْ
سَالِمُونَ
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.[42-43]
وَاِنْ
يَكَادُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَيُزْلِقُونَكَ
بِاَبْصَارِهِمْ
لَمَّا
سَمِعُوا
الذِّكْرَ
وَيَقُولُونَ
اِنَّهُ
لَمَجْنُونٌۢ
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran’ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. «O delidir» diyorlardı.[50-51]
خَاشِعَةً
اَبْصَارُهُمْ
تَرْهَقُهُمْ
ذِلَّةٌۜ
ذٰلِكَ
الْيَوْمُ
الَّذ۪ي
كَانُوا
يُوعَدُونَ
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.[43-44]
فَاِذَا
بَرِقَ
الْبَصَرُۙ
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: «kaçacak yer nerede?» der.[7-10]
بَلِ
الْاِنْسَانُ
عَلٰى
نَفْسِه۪
بَص۪يرَةٌۙ
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.[14-15]
اِنَّا
خَلَقْنَا
الْاِنْسَانَ
مِنْ
نُطْفَةٍ
اَمْشَاجٍۗ
نَبْتَل۪يهِ
فَجَعَلْنَاهُ
سَم۪يعاً
بَص۪يراً
Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.[2]
بَلٰىۚۛ
اِنَّ
رَبَّهُ
كَانَ
بِه۪
بَص۪يراًۜ
Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.[15]
Yükleniyor...