ه م 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 2104 ayette 3.897 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1400 ayet / 2.355 kelime Medenî: 704 ayet / 1.542 kelime
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
مِنْ
عَذَابِ
رَبِّهِمْ
مُشْفِقُونَۚ
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.[22-27]
اِنَّ
عَذَابَ
رَبِّهِمْ
غَيْرُ
مَأْمُونٍۚ
Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.[28]
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
لِفُرُوجِهِمْ
حَافِظُونَۙ
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.[29-30]
اِلَّا
عَلٰٓى
اَزْوَاجِهِمْ
اَوْ
مَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُهُمْ
فَاِنَّهُمْ
غَيْرُ
مَلُوم۪ينَۚ
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.[29-30]
فَمَنِ
ابْتَغٰى
وَرَٓاءَ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْعَادُونَۚ
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.[31]
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
لِاَمَانَاتِهِمْ
وَعَهْدِهِمْ
رَاعُونَۖ
Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,[32]
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
بِشَهَادَاتِهِمْ
قَٓائِمُونَۖ
Şahidliklerini gereği gibi yapanlar,[33]
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
عَلٰى
صَلَاتِهِمْ
يُحَافِظُونَۜ
Namazlarına riayet edenler,[34]
اَيَطْمَعُ
كُلُّ
امْرِئٍ
مِنْهُمْ
اَنْ
يُدْخَلَ
جَنَّةَ
نَع۪يمٍۙ
Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?[38]
كَلَّاۜ
اِنَّا
خَلَقْنَاهُمْ
مِمَّا
يَعْلَمُونَ
Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.[39]
عَلٰٓى
اَنْ
نُبَدِّلَ
خَيْراً
مِنْهُمْۙ
وَمَا
نَحْنُ
بِمَسْبُوق۪ينَ
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.[40-41]
فَذَرْهُمْ
يَخُوضُوا
وَيَلْعَبُوا
حَتّٰى
يُلَاقُوا
يَوْمَهُمُ
الَّذ۪ي
يُوعَدُونَۙ
Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.[42]
يَوْمَ
يَخْرُجُونَ
مِنَ
الْاَجْدَاثِ
سِرَاعاً
كَاَنَّهُمْ
اِلٰى
نُصُبٍ
يُوفِضُونَۙ
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.[43-44]
خَاشِعَةً
اَبْصَارُهُمْ
تَرْهَقُهُمْ
ذِلَّةٌۜ
ذٰلِكَ
الْيَوْمُ
الَّذ۪ي
كَانُوا
يُوعَدُونَ
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.[43-44]
اِنَّٓا
اَرْسَلْنَا
نُوحاً
اِلٰى
قَوْمِه۪ٓ
اَنْ
اَنْذِرْ
قَوْمَكَ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
«Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar» diye Nuh’u milletine gönderdik.[1]
فَلَمْ
يَزِدْهُمْ
دُعَٓاء۪ٓي
اِلَّا
فِرَاراً
«Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı.»[6]
وَاِنّ۪ي
كُلَّمَا
دَعَوْتُهُمْ
لِتَغْفِرَ
لَهُمْ
جَعَلُٓوا
اَصَابِعَهُمْ
ف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَاسْتَغْشَوْا
ثِيَابَهُمْ
وَاَصَرُّوا
وَاسْتَكْبَرُوا
اسْتِكْبَاراًۚ
«Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler.»[7]
ثُمَّ
اِنّ۪ي
دَعَوْتُهُمْ
جِهَاراًۙ
«Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım.»[8]
ثُمَّ
اِنّ۪ٓي
اَعْلَنْتُ
لَهُمْ
وَاَسْرَرْتُ
لَهُمْ
اِسْرَاراًۙ
«Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim.»[9]
قَالَ
نُوحٌ
رَبِّ
اِنَّهُمْ
عَصَوْن۪ي
وَاتَّبَعُوا
مَنْ
لَمْ
يَزِدْهُ
مَالُهُ
وَوَلَدُهُٓ
اِلَّا
خَسَاراًۚ
Nuh: «Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular» dedi.[21-22]
Yükleniyor...